GeriAhmet HAKAN Aziz Yıldırım’ın avukatını tanırım iyi çocuktur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aziz Yıldırım’ın avukatını tanırım iyi çocuktur

MUHAFAZAKÂR kesimin kendisine “muhafazakâr kesim” demediği günlerden tanırım ben Avukat Faik Işık’ı...

“İslami kesim” denirdi o zamanlar muhafazakâr kesime...
O zamanlar bu kadar “güçlü” ve bu kadar “kalabalık” değildi o kesim.
Şartlar gereği biraz da içe kapalıydı.
Hatta hafiften “gettocu”ydu.
“Bizim” Faik de o kesimin tam içindeydi.
Ama sıra dışı bir İslami kesim mensubu idi Faik.
Ne düşünüyorsa cesurca söylerdi. Gettonun kurallarına teslim olmazdı.
Bir itiraz kültürüne sahipti.
“Ne derler” demek yerine, diyenler ve diyecek olanlarla savaşırdı.
Rahat oturur, sesi de gür çıkardı. Dışa açıktı.
İstanbul Barosu’nda İslamcı avukatlar ile solcu avukatların işbirliği yapmalarının öncüsü olmuştu.

İstikbal vaat eden iyi bir hukukçuydu. Ezberci avukatlardan değildi.
Hukuki sorunlara özgün çözümler üretmeye çabalardı.
Çok genç yaşta Tayyip Erdoğan’ın avukatlığını üstlenmesi, bu çabasının karşılık bulduğu anlamına geliyordu.
Şova da meraklıydı.
“Burada savunmanın imkânları kısıtlanıyor” diye mahkeme salonunda cüppe bırakmalar falan...

İki gündür gazetelerde, televizyonlarda “bizim” Faik’i “Aziz Yıldırım’ın avukatı” sıfatıyla görünce...
Hiç ama hiç şaşırmadım.
“Vay be! Faik’e bak” demedim.
Çünkü eskiden tanıdığım Faik, “Türkiye’nin en önemli davasının en önemli şüphelisi” için gayet uygun bir isimdir.
Sağda solda Faik Işık için “Eskiden Erdoğan’ın avukatlığını yaptığı için tercih edildi” tarzı cümleler duyuyorum.
Faik’in Aziz Yıldırım için gayet uygun bir isim oluşu, bir zamanlar “Tayyip Erdoğan’ın avukatlığı” görevini üstlenmiş olmasından kaynaklanmıyor, bir zamanlar “getto içinde bireyselleşmeyi başarmış” olmasından ve bu başarının mesleğine kattığı katma değerden kaynaklanıyor.

Konulara göre durduğum yerler

KIBRIS SORUNU: Tavizler verildi, iyi niyetler gösterildi, uzlaşmacı davranıldı, “Çözümsüzlük çözüm değildir” dendi... Sonunda ne oldu? Koca bir hiç. Avrupa Birliği, Rumların uzlaşmaz tutumunu ödüllendirirken, Türklerin uzlaşmacı tutumunu ise cezalandırdı. AB’nin bu sekter tavrına daha fazla tahammül edilemezdi. Bu konuda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “gerilim artırıcı” ve “rest çekici” politikasını sonuna kadar destekliyorum.
TUTUKLU VEKİLLER: Bu konu ne CHP’nin sorunudur, ne MHP’nin, ne de BDP’nin... Bu konu hepimizin sorunudur... Nasıl ki “İşkenceye uğrayan CHP’li” konusunda “bu CHP’nin sorunudur” denemezse, “tutuklu vekiller” konusunda da “bu CHP’nin sorunudur” denemez. Çünkü tutuklu vekiller sorunu, evrensel açıdan bir insan hakları ihlalidir. Sorun CHP’nin, MHP’nin ya da BDP’nin sorunu değildir, hepimizin sorunudur. Kısacası bu konuda CHP, MHP ve BDP’nin yanındayım.
DEMOKRATİK ÖZERKLİK: Hangi sorunu çözeceği tam olarak bilinmeyen “demokratik özerklik” ilanı, yangın körükleyen bir üslup ve zamanlamayla gündeme geldi. Özerklik bağlamında neler yapılacak, belli değil. Yapılacak olanlar ne türden tepkilerle karşılanacak, belli değil. Kısacası bu konuda ben Şerafettin Elçi, Altan Tan ve Leyla Zana gibi BDP’liler gibi düşünüyorum.

‘Bayram gazetesi’ fikrine tam destek

ESKİDEN bayram günlerinde gazeteler yayınlanmaz, onun yerine Gazeteciler Cemiyeti’nin hazırladığı “Bayram Gazetesi” çıkardı.
Tamam, Cemiyet tarafından yayınlanan o gazete fazlasıyla eklektik, fazlasıyla tatsız, fazlasıyla tuzsuz bir gazete olurdu.
Ama zaten bayram günü kimse gazete peşinden koşmazdı ki?
Ayrıca...
Bayramda gazetelerin yayınlanmaması demek, bütün bir yıl çalışmak zorunda kalan basın emekçilerinin gönül rahatlığıyla yapacakları tatil demekti.

Gün geldi bu gelenek yıkıldı.
Hem de gürültülü tartışmalar eşliğinde.
Geleneği yıkanların iki büyük sloganı vardı:
BİR: Okurun bayramda da alıştığı gazeteyi okuma hakkı vardır.
İKİ: Bayramda çalışmak zorunda kalanlara daha fazla ücret vereceğiz.
Ne yalan söyleyeyim:
Bu iki slogan da hayalde kaldı, gerçek olmadı.
Okur, bayram günü alıştığı gazeteyi iştahla okumaya devam etmedi, bayramda satışlar düştü.
Bayramda çalışmak zorunda kalan basın emekçilerine daha fazla ücret falan verildiği de yok.
Üstelik “bayram gazetesi” aracılığıyla gelir elde eden Gazeteciler Cemiyeti de bu gelirin kesilmesi nedeniyle resmen çöktü. Gazeteciler etkili bir örgütten mahrum kaldı.

Sözün özü şudur:
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın dini bayramlarda “bayram gazetesi” yayınlaması için yaptığı çalışmaya tam destek veriyorum.

Bodrum’da gündem

Türkbükü tam bir gösteriş yeri oldu çıktı azizim...
Bu akşam Demet Akalın’a gidiyor muyuz?
Ya “Maça Kızı”cısındır ya da “Divan Palmira’cı”...
Yollar çok bozuk...
Gümüşlük: Şen âşıklar diyarı...
Selim İleri’nin “Her Gece Bodrum”unu okumuş muydunuz?
En iyisi tekne ve en iyi tekne arkadaşın teknesidir.
Veli Bar bir zamanlar buranın en in yeriydi.
Limon’da güneş batırmayan Bodrum’da vakit geçirmiş sayılmaz.

İtikadı kurtarmak için

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı överken “Başbakanımıza dokunmak ibadettir” demiş ve çok ciddi itikat sorunlarına yol açmıştı. Eğer bir daha bu tür itikat sorunlarının baş ağrıtmaması ve “övgüde aşırı gitme”nin önünün alınması isteniyorsa...
Çok acil olarak...
Hayrettin Karaman Hoca, “İslam’ın kişi tapınmacılığına yaklaşımı” başlıklı bir makale yazmalıdır.
Yoksa bu nifakın önü alınamaz.

Terk edilmesi gereken kelimeler ve kavramlar

“AK Partili değilim ama Tayyip Erdoğan’ı çok beğenirim” türü sözde politik açıklamalar.
“Ben seçilmem seçerim” şeklindeki popçu açıklamaları...
Artık kusturucu bir kıvama erişen “Panpiş” sözcüğü...
“İnsan mutlu olduğu işi yapmalı” şeklindeki süper boş laf...
“Ama Kenan’ın sahnesi çok iyi” türü cümleler...
Cümlenin başına ya da sonuna kondurulan “yaaa” takısı...
Kadınların kadınlara “abi” diye hitap etmesi...

X

Aziz’in şahlanışına dair serbest çağrışımlar

Kaosa pek de mütevazı olmayan bir katkı... Çarşıyı karıştırmak istedi galiba. Ve başardı da!

- İnsan kendisini dinledikçe... “Amma da çok şey biriktirmiş” demekten kendini alamıyor doğrusu.

*

- Artık Ali Koç’a karşı başkaldırmanın vaktinin geldiği inancıyla konuştu. Şarkısı: “Başkaldırıyorum, varın benim farkıma.”

*

- “Aziz Yıldırım tarzı polemik” diye bir şey var. İnsan nefret etse de özlüyor bu tarz polemiği.


Yazının Devamını Oku

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku