Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ayrılık sanatı

Ayrılık kararı hiçbir zaman kolay değildir. Bazen aylarca bazen de yıllarca düşünür insan ayrılmayı. Ama bir kez gerçekten karar verdi mi dönüşü yoktur aktır.

O karar da öyle kolay kolay alınmaz. Koca bir süreçtir ayrılmak. Önce bir kuşku düşer insanın için “Acaba mı” der. Sonra yavaş yavaş toplamaya başlar çakıl taşlarını. Ta ki artık bir kum tanesi dahi taşıyamayacak hale gelene kadar. İşte o andan sonra bir sabah uyanır ve hazır olduğunu anlar insan. Bir gece önce sorsalar hala “Onsuz yaşayamam” derken o sabah vücudundaki tüm hücreler “Gitme vaktini” haykırır ona. Çünkü ayrılık su terazisindeki o son damlayı bekler her zaman. Eğer o damla yerine varmadan karar verilirse de kalıcı olmaz çoğu zaman.

İnsan ilişkiye genelde kalbini dinleyerek başlar. Ama ayrılık kararını beyin verdirir genellikle. Hatta o kadar ki, içten içe ayrılık vaktinin geldiğini bilseniz de kalbinize yenik düşersiniz bir süre. Sizi gitmeniz gereken yoldan alı koyar kalbiniz. Eski güzel günleri, zamanında birbirinizi ne kadar sevdiğinizi ve aslında ne kadar mutlu olabileceğinizi pompalar. Biraz haindir kalp bu açıdan. Anı düşünür, kendini düşünür. Kırılmaktan, tekrar sevememekten veya sevilmemekten korkar.


Halbuki ayrılık işi cesaret işidir. “Seni seviyorum ama gel birbirimize dürüst olalım, mutlu değiliz sevgilim” demektir bazen. Bu açıdan da her ayrılık içinde biraz hüzün taşır. Çünkü bir taraf her zaman kırılır. Ama unutmayın ki birini terk etmek onu sevmemek değildir.

Ayrılık sanatı
Kimse birlikte olduğu kişiyi üzmek ya da yüz üstü bırakmak istemez. Ama mutsuzsanız ayrılmak en büyük hakkınız. Karşınızdaki kişinin hislerini düşünürken kendi hislerinizi de yok sayamazsınız sonuçta. Çünkü mutsuz bir ilişkiyi sürdürmek sadece size değil ona da büyük haksızlıktır.


Ayrılık oyun değildir

Ayrılık kaçınılmazsa ilk adımı kimin attığının önemi yoktur aslında. Önemli olan ayrılık vaktinin geldiğine emin olmaktır. Her ilişkinin zor günleri olur. Gerçekten ayrılmak isteyip istemediğinize sakin kafayla karar verin. Ve aman ha ayrılığı çocuk oyuncağı haline getirmeyin. Zırt pırt ayrılıp barışan, ayrılmayı bile laçka hale getiren çiftlerden olmayın. Sinirle veya duygularınızla hareket etmeyin. Bir kere karar verin, son kez karar verin.


Ne zaman ayrılmalı

Unutmayın, nasıl her ilişki doğru sebeplerden başlamalıysa doğru sebeplerden de bitmeli. Mutsuzluk ayrılığın en büyük sebebi olmalı. Kimse mutlu olmadığı bir ilişkide kimsenin hatırı için ya da korktuğu için kalmamalı.
Sevgisizlik de bir diğer ayrılma sebebi. Onu sevmediğinizi ya da onun sizi sevmediğini hissediyorsanız durmayın. İşin tatsızlaşmasını, hakaretlerin, saygısızlıkların ya da ihanetlerin başlamasını beklemeyin.
Saygının da en az sevgi kadar önemli olduğunu da unutmayın. Saygı duymadığınız birine karşı sevginiz eninde sonunda tükenecektir. Kendinize olan saygınızdan saygısız ilişkilerden ayrılma hakkını kendinize tanıyın.
Ve lütfen, işin içinde şiddet varsa hiç durmayın. Kimsenin size (ne sözlü ne fiziksel) şiddet uygulamaya hakkı var. “Hak etmiştim, aslında haklıydı” gibi bahaneleri bırakın ve arkanıza bile bakmadan o ilişkiden uzaklaşın.


Ayrılığın yazılı olmayan kuralları


Ayrılık sanatı


Ana başlıkta belirttiğim gibi ayrılık bir sanattır. Karşınızdakine ve kendinize saygı göstermeniz gereken, doğru yerde, doğru zamanda, doğru sözlerle atılması gereken bir adımdır. İşte size bu adımın yazılı olmayan bazı kuralları:

1- İlk onun haberi olsun
Etrafta ondan ayrılacağınızı duyurmadan önce biraz saygılı olun ve ayrılık kararınız ilk ona söyleyin. Unutmayın bu konuyu açmak için hiçbir zaman “mükemmel zaman” olmayacak. O yüzden en uygun zamanı kollayın ve işi daha fazla uzatmayın.
2- Ayrılık konuşmasını yaptığınız yere dikkat edin
Ayrılık konuşması seviştikten sonra yatakta yapılmaz! Bir kere bunda anlaşalım. Eğer karşınızdaki kişiden ayrılmaya karar verdiyseniz bunu ikinizin de rahat rahat duygularını ifade edebileceği ve konuşma bittiğinde rahatça terk edebileceği bir ortamda yapın. Bu ne sizin ne onun evi olsun.
3- Yüz yüze konuşun
Biliyorum teknoloji çağındayız ama asla birinden mail, sms veya cep telefonu yoluyla ayrılmayın. Yaşadıklarınıza ve karşınızdakine biraz saygınız olsun. Ayrılık konuşmasını yüz yüze yapın.
4- Düşünceli ama dürüst olun
Ayrılık sebeplerinizi sıralarken karşınızdakinin duygularını düşünün ama yalan da söylemeyin. Suçun hepsini onun omuzlarına da yıkmayın. Neden ayrılmak istediğinizi, sorunun ne olduğunu ve neden düzelmeyeceğini düşündüğünüzü bilsin.
5- Kararlı olun
Karşınızdaki kişinin sizden ayrılmak istememesi ve sizi kararınızdan caydırmaya çalışması çok olası. Kimse terk edilen taraf olmak istemez. Ama eğer bu kararı bir kez verdiyseniz kararlı olun. Gözyaşlarına da sinir krizlerine de hazırlıklı olun.


Bu da benim ayrılığım

Atilla Dorsay’ın dediği gibi “Yazdığınız gazeteden ayrılmak, sevgiliden ayrılmaktan daha zordur!” Öyle bir ilişki gelişir ki aranızda tutku yanında soluk kalır, aşk görse kıskanır, sevgi şaşırır. Bugün ben işte böyle bir ilişkiye veda ediyorum.

Elimden geldiği kadarıyla ilişkilere, aşka ve evliliğe farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya çalıştım bu hayat pasajında. Yazılarımla öyle ya da böyle hayatlarınıza dokunabildiysem ne mutlu bana. Ve bu süreçteki hatalarım varsa da affola.

Biliyorsunuz babadan miras kalmadı gazetecilik bana. Çalıştım, didindim, kendi fırsatlarımı kendim yarattım çoğu zaman. Bugün de işte öyle bir fırsat için müsaadenizi istiyorum. Ama korkmayın çok uzağa değil, komşuya/kardeşe kadar gidivereceğim. Pazartesi’nden itibaren yazılarıma Posta’da devam edeceğim.

Bu açıdan benimkisi tam bir veda sayılmaz aslında, gelin biz buna taşınma diyelim kısaca. Her taşınmada olduğu gibi biraz hüzün bolca da heyecan var içimde. Bu son yazımla Hürriyet’teki kolilerimi kapattım, izninizle Posta’ya veriyorum. Kalın sağlıcakla...


Not:
Bana buradan sizlerle buluşma imkanı veren Bülent Mumay’a, haftada iki kez kahrımı çeken Hülya Soyöz ve Büşra Kaya’ya da sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Sizinle çalışmak büyük bir keyifti.






https://twitter.com/Sabanur



Yazarın son yazıları





#24 Ekim 2013 Olabilecek en kötü ilişki tavsiyeleri
#14 Ekim 2013 Bir erkeğin adam olması için kaç kadın gerekir?
#10 Ekim 2013 Sağını solunu şaşıranlar cumhuriyeti
#03 Ekim 2013 Neden daha çirkin ve daha aptal kadınlara gidiyorlar
#30 Eylül 2013 Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki!
#26 Eylül 2013 Ayrılamadığı için evlenenler


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

X