GeriSpor Aynalı Pasaj
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aynalı Pasaj

Abone Olgoogle-news

(...) Temmuz başında yolum Aynalı Pasaj'a düştü. Yine korkunç sıcaklıkta, insanın beyninin eridiği, canından usandığı bir gündü. Öğle vakti, kentin bu en işlek caddesi bile tenhaydı. Tarihimizi o kadar ilgilendiren, yakın geçmişimizi gizlerle donatan İngiliz Konsolosluğu'nun oradan sapmış, arkamda kalan pavyonları, büyük bol bardaklarını ve kızıl saçlı dansöz yaşantılarını görmezden gelerek, iki saniye gölge altında kalabilmek arzusuyla Aynalı Pasaj'a girmiştim.

Manifaturacıların önünden geçtim. Aynada yansılarım terli ve yorgundu. Düğmelere, plastik boncuklara (benim çocukluğumda hepsi billûrdu), kordelâlara, saç tokalarına, renkli ibrişimlere, Ören bayan ipliklerine, Princess Viktoria'nın ille kraliyet tacı altındaki iki numara delikli iğnelerine ve daha bir sürü ufak tefek süs eşyasına, garnitüre baktım, salt oyalanmak için. Ne kadar çok kolonya ve parfüm çeşidi vardı...

Pasaj'ın çıkışında, dışarda herkes kokoreç, midye kızartması yiyor, ayaküstü votkalı bira içiyordu: bu da, kentin yeni töresiydi. Hayatımızı sokağa kusuyorduk gitgide. Hayatımız çoktan yaldız ışıltılı bir Beyoğlu taşına dönmüştü ve ben, böyle kolonya markaları, rujlar, esanslar, makyajla sıvanmış görüntüler arasında, yakın geleceğimiz için bütün umutları ıraksıyordum. Herşeyi o andaki gibi, insanı çıldırasıya bunaltan sam yelleri gibi hissedince; yaşamın bugünkü donukluğundan, aldırışsızlığından, dediğim gibi o amansız kemikleşmeden, iğrenç ve aşağılık kanıksayıştan, yaşama biçimine dönmüş katılıklardan bir kez daha etkilendim. (...)

(Kötülük, Remzi Kitabevi, 1992. ‘Denizkızının öyküsü’ hikâyesinden alınmıştır.)

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle