GeriAltan Tanrıkulu Aydınlar için daha erken
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aydınlar için daha erken

Aziz Yıldırım 6 bin metre yükseklikte, “Av Mevsimi Başladı” dedi ve ekledi: “2012’de aday olup olmayacağım belli değil ama…”

Kongerede aday olup olmayacağı sorusu Başkan’ı şaşırttı. “Bunları konuşmanın zamanı değil. Herkes F.Bahçe’ye başkan olmak isteyebilir. Mehmet Ali Bey de isteyebilir. Ama onun için daha erken.”

FENERBAHÇE Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’la Erzurum dönüşü yaptığım konuşmanın en can alıcı bölümlerinden biri de sponsorlarla ilgili sorunlar yaşanıp yaşanmadığıydı.. Yıldırım, başkan seçildiği günden beri amatör branşlara da büyük önem verdi ve Fenerbahçe’yi hemen her dalda şampiyonluğa oynar hale getirdi. Ardından hem bireysel, hem de takım sporlarında Avrupa şampiyonluğu kovalanmaya başlandı. Bu adımların en önemlisi Ülker ve Acıbadem’le yapılan birleşmelerdi. Ancak erkek voleybol takımının yıllar sonra Türkiye şampiyonu olması, kadın basketbol takımının ezici başarıları, atlet Nevin Yanıt’ın Avrupa şampiyonluğu kazanarak Türk kadınının gururu haline gelmesi, masa tenisi, kürek, yüzme ve bokstaki başarılar kulübü dünyanın en güçlü ve birden çok branşa yatırım yapan spor kulüplerinden biri belki de birincisi haline getirdi.
Bu saptamayı Aziz Yıldırım’la paylaştım. “Çok sert eleştiriler var sayın başkan. Sponsorların katkısıyla iki dal dışında başarılı olamadığınız  yazılıp çiziliyor” dedim.. “Herkes kendi düşüncesini söylesin ama gerçekler ortada” karşılığını verdi. “Ben bunlara alıştım artık. Önemli olan Fenerbahçe. Tesisleri kendim için yapmıyorum, Fenerbahçe için yapıyorum. Ayrıca o sponsorlarla anlaşma yapmak da önemli. Allah için Ülker ne söz verdiyse yaptı. Mehmet Ali Bey’le de hiçbir sorunum yok. Sadece Emin Bey’le (Baş) ilgili bir problem yaşandı, ancak onu da hallettik” yorumunu yaptı.
Kongreye daha çok var
Kongerede aday olup olmayacağı sorusu ise Başkan’ı biraz şaşırttı.. “Bunları konuşmanın zamanı değil. Daha çok erken. Sen yarın ne olacağını biliyor musun? Ayrıca şunu da söyleyeyim. Herkes F.Bahçe’ye başkan olmak isteyebilir. Mehmet Ali Bey de isteyebilir. Ama onun için daha erken” ifadesini kullandı.
2012’de yapılacak kongreye daha çok var. Fenerbahçe’de artık olağanüstü kongre günleri de rafa kalkmış durumda. Aziz Yıldırım’ın futboldaki başarısızlık nedeniyle böyle bir düşünceye girmeyeceğini de herkes biliyor. Ama futbol dünyası birçok yeniliğe açık.. Başkan Yıldırım’ın dediği gibi “Yarın kimsenin ne olacağı belli değil..”
Sürpriz isimler çıkabilir
Aziz Bey Fenerbahçe Başkanlığı’nı bırakırsa Ali Koç, Nihat Özdemir, Mehmet Ali Aydınlar, Ferit Şahenk, Sadettin Saran, hatta Ali Şen adaylığını koyabilir. Şu an ismi telaffuz edilmeyen bazı sürpriz adaylar da çıkabilir. Ama Fenerbahçe camiasını uzun süredir tanıyan biri olarak Aziz Yıldırım’ın en büyük hayali olan, “Avrupa’da kupa kazandırmak” hedefini gerçekleştirmeden Fenerbahçe’yi bırakması zor.

Aykut’la arası kötü mü?

AYKUT Kocaman’la 15 yıl önce İngiltere’ye gittim. Euro 96’da iki maç izledik. Dönüş uçağında bir ara yanımdan ayrıldı ve ön tarafa gitti. Yanıma geldiğinde kiminle konuştuğunu sordum.. “F.Bahçe’nin çehresini değiştirecek kişi” dedi. 2 yıl sonra Aziz Yıldırım başkan seçildi. Önce Rıdvan, ardından Turhan, sonra Oğuz, şimdi de Aykut onunla teknik adamlık şansı yakaladı. Doğrusuyla yanlışıyla, erken ya da geç Yıldırım onları göreve getiren isim oldu. Yıldırım Oğuz, Aykut ve Rıdvan’ı çok sever. Onların başarılı olmalarını çok istedi. Ama zaman geldi açmazlara düştü. İsteyen bana istediği kadar kızabilir.  Ama şu anda F.Bahçe’nin en büyük derdi “topun çizgiyi geçmemesi”.. Bunda herkesin payı olabileceği gibi topların direkten dönmesi, futbolcuların ayağının kayması, Fenerbahçe kalesine atılan şutların çoğunun gol olmasının da rolü var. Futbolculara dayalı düzenin değişim sancıları da var. Yıldırım, Aykut’u seviyor ve destekliyor.. Ama Fenerbahçe’yi yaşamından herkesten daha çok seviyor. O yüzden de çoğu kişinin kalbini kırıyor.. Bu zaman zaman oğlu kadar sevdiği Aykut da olabilir, yönetimdeki kardeşi de..

“Av Mevsimi” ile ne demek istedi?

AZİZ Yıldırım’ın Erzurum dönüşü, “Av Mevsimi Başladı” ve “Cehennem Sönünceye Kadar Fenerbahçeli’yim” sözleri gündeme oturdu. Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’in, “Av Mevsimi Başladı, ne demek başkan. Öyle pankart olmaz, ceza veririz” uyarısı da önemliydi tabii. Yıldırım “Av Mevsimi”yle ne demek istemiş olabilir.. Ligin ikinci yarısından itibaren camianın üzerindeki kara bulutları dağıtmak için bu tür pankartlara ve taraftar sloganlarına ihtiyacı olduğunu düşünmüş Yıldırım.
Tek yürek olma hali
Ayrıca kötü sonuçlara çok canının sıkılmasına karşın, camiayı toparlama görevinin, liderlik vasıflarını gösterme zamanının geldiğine karar vermiş. Aykut Kocaman’a takımı teknik, taktik açıdan toparlanmayı bırakmış gözüküyor. Ancak Kocaman’ın aşırı sakin halinin camiada bazı duyguları körelttiğini düşünüyor. Bu yüzden, iki sezon önce Beşiktaş’ın, yaşadığı “tek yürek” olma halini, “Cehennem Sönünceye Kadar Fenerbahçeli’yim” diyerek sloganlaştırıyor.. Ayrıca “Av Mevsimi Başladı” diyerek bir ara rakiplerin korkulu rüyası olan Kadıköy’ü tekrar eski havasına sokma çabası var..

Alex açmazı çözüldü mü?

TEKNİK anlamda Alex’i çok eleştirdim. Yapmaması gereken eylemler içine de girdi kaptan. Ancak şartları kulübü zora sokmayacak şekilde Alex’le sözleşme yenilemek en doğru karar. Çünkü sokaktaki tüm Fenerbahçeliler’in en sevdiği isim Alex. Sezon içersinde tek başına kazandıracağı maçlar da oluyor. Alex yedek kalabileceğini, oyundan alınabileceğini kabul ettiği sürece bu camianın sembolü olmaya devam eder.. Yönetim bir an önce sancıya son verip imzayı attırmanın hazırlıklarını da yapıyor zaten.

Özgener’in yeri sağlam

HEM Topuk Yaylası’nda, hem de Erzurum’da görüşme şansı bulduğum Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’in önünde de bir seçim dönemi var. Ama Özgener’in başkanlık için en büyük favori olduğunu söylemek gerek.. Ligde son derece şeffaf bir dönem yaşanıyor. Hakemler bütün hatalarına, bazı kulüplerin tepkilerine karşın gelişme ve kenetlenme içinde. Hata yapanlar bile gerekli uyarılarla koruma altına alınıyor. Milli Takım bir fırtına atlattı. Hiddink gibi bir dünya markasıyla uzun vadeli düşünülmesi gerektiğini herkes kabul ediyor. Kulüplerin de Özgener’den memnun olduğu apaçık ortada. O yüzden kısa vadede başkanlık koltuğu değişmez. Başbakan’ın asla bu konulara müdahale edeceğini de sanmıyorum. Ülkenin her alanda ilerlemesi için kavgalar ve koltuk çekişmesi yerine istikrarlı yapının korunması ve sporda da dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olmayı hedeflemek en doğru karar..

İstanbul Avrupa Spor Başkenti

PAZARTESİ günü Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’la bir görüşme yaptım. Yoğun siyasi trafikte, İstanbul’un 2012 Avrupa Spor Başkenti seçilmesinde büyük rol oynadı Sayın Bakan.. Kendisine İstanbul’da bir Spor Müzesi kurulması önerisi götürdüm. 8 bini aşkın maç biletimi ve 16 yıldır biriktirdiğim tüm spor objelerini karşılıksaz olarak bu müzeye bağışlamak istediğimi söyledim. Bu konuda diğer koleksiyon sahipleriyle temas halindeyim. Sporun tüm dallarıyla ilgili rozet, forma, flama, kupa gibi objelerin bir araya getireleceği görkemli bir müze kurulması konusunda İbrahim Kutluay da bana destek verdi. Spor Sakanımız Sayın Faruk Özak’la da Erzurum da çok kısa bir görüşme yaptık. GSGM Genel Müdürü Yunus Akgül de böyle bir müzenin kurulması konusunda olumlu yaklaşım içinde. Eğer bu hayalim gerçekleşirse spor dünyasındaki herkesin kapısını çalacağım ve Türkiye’nin spor kahramanlarının unutulmaz karşılaşmalarda kullandığı objelerin yer aldığı bir müzenin oluşturulması işine soyunacağım. Türkiye’nin bazı konularda Avrupa Birliği’nin çok çok ötesinde olduğunu göstermesi için büyük fırsat olan 2012 Avrupa Spor Başkenti süreci ve Spor müzesi projesine destek olacak olan herkese şimdiden teşekkür ederim.
Not: Erzurum’daki Üniversitelerarası Kış Oyunları ve Karabük Üniversitesi’nde katıldığım panel, Adnan Sezgin ve Sadri Şener’le ilgili bazı diyaloglarımı da haftaya paylaşacağım..

X

Hababam olmasa!

BEN Hababam Sınıfı’nı seyrederek büyüdüm..

Akılları hiçbir zaman derste olmayan, öğretmenlerine yaptıklarını bırakmayan, dersleri kırmak için türlü numaralar yapan kahramanlarımdı onlar.. İdeal öğrenci değillerdi belki ama hepsinin kalbi pırıl pırıldı.. Bize “temiz kalpli” olmayı öğrettiler.. Küfürsüz güldürmeyi başardılar.. Hababam benim için bir dönemin simgesiydi. F.Bahçe bir aydır maçlarına Hababam müziğiyle hazırlanıyor.. Seyircilerin, futbolcuların, hatta yöneticilerin çoğu bilmiyordur bu müziğin çalınma nedenini.. Belki sadece bir nostalji olarak görüyorlardır.. Ama bilsinler ki Hababam F.Bahçeli’ydi.. Ve o ruh; bu kez ekranlarda değil çimlerin üzerinde sahne almaya başladı..
Çok egoist iki yıldızı var Hababam’ın.. Biri Nijeryalı, diğeri Senegalli.. İkisi de ekstra oyuncular.. Çok önemli özelliklere sahipler.. Tek başına maç alırlar.. Ama çok egoistler.. Hiç söz dinlemiyorlar.. İlla kulübedeki hocalarından fırça yiyecek, yanındaki arkadaşını kızdıracak pas vermemezlik içine girecekler..

Bencillik..
Akhisar karşısında çok rahat oynadı F.Bahçe.. Belki de bu yüzden Hababam gibi orta sahasız mücadele etmeyi sevdiler.. Şener Şen gibi, tribündeki dişi ağırlığa gösteri yapmak ihtiyacı duydular belki de.. Gol atıp, milyonlarca kadının isimlerini haykırmasını beklediler.. O yüzden bencillikleri üst düzeydeydi.. Kuyt bile çalışkanlığına karşın vurmaması gereken yerlerde vurdu.. Cristian’a bırakması gereken penaltıyı kullandı.
Kırmızı kart Akhisar’ın direncini yıktı.. Buna karşın 15 haftadır Fenerbahçe’nin bu lige getirdiği yeniliği, hücum iştahını, pozitif futbolunu, maça asılmasını konuşmamak ayıp olur.. Fenerbahçe’yi başka alanlarda konuşmaya, sürekli yıpratmaya çalışmak başta UEFA olmak üzere birçok kişinin kalkanı.. Girişteki hatırlatma da onlar için.. Hababam Fenerbahçeli’ydi.. Ve hepsi temiz kalpliydi.. Yüreklerini sahaya koyan, Avrupa’da yarı final oynayan, 15 haftada uzak ara yapan bu çocukların hakkını vermek için ne yapmaları gerek.. Toplu halde okulu kırmalarını mı istiyorsunuz?

MAÇIN İYİSİ

Golleri ve asistleriyle Emenike ve Sow..

Yazının Devamını Oku

Biliç'in sözleri

BEŞİKTAŞ maçından sonra basın toplantısındayız..

Biliç soruları yanıtlıyor.. “10 kişi kalmış rakibinize karşı neden gol atamadınız ve bu kadar pasif oynadınız”, diyor bir arkadaşımız.. Hırvat futbol adamı, “Fenerbahçe karşısında topu yere indirdiğimizde etkili olduk.. Ama onlar fiziksel üstünlüklerini kullanmaya başladıkları zaman bizi ezdiler.. Fenerbahçe fiziksel kapasite olarak bu ligin en iyi oyuncularından kurulu” yanıtını verdi..
Açık yürekli ve net bir açıklamaydı bu.. Fenerbahçe’nin ligde neden bu kadar öne fırladığının net yanıtıydı.. Topu havaya kaldırınca, kanat ortaları etkili gelince rakibin iki çözümü kalıyor.. Ya faul yapacaksınız ya da top size geçtiğinde akıllı paslarla Fenerbahçe’nin zayıf savunma anlayışını cezalandıracaksınız..
Maçın başı Rizespor’un istediği gibi şekillendi.. İlk üç atakta gol geldi.. Fark artabilirdi.. Kweuke’nin kaçırdığı gol maçın kader anıydı.. Cernat 60 dakikanın ardından oyundan düştü.. Kweuke sakatlandı.. Rizespor beraberlik için oynadı.. Cristian, golü, asisti ve organizatörlüğü ile geçen yılki performansına yaklaştı.

YANAL’IN BAŞARISI
Maçtan önce Bayern’in 7-0 kazandığı karşılaşmayı seyrettim.. Ribery tarzında bir oyuncusu yok Fenerbahçe’nin.. Bu ligi domine eden takım olmasına karşın kazandığı birçok karşılaşmayı kaybetme noktasına getirdi.. Öne geçse bile oyun anlayışı, disiplini ve ciddiyet açısından Bayern’in çok gerisinde.. Kuyt, Alves, Gökhan, Egemen biraz daha ciddi oynuyorlar.. Mehmet Topal çok formda.. Sow ve Emenike çok büyük güç.. Ama bunu bencillikleriyle olumsuza çeviriyorlar.. Takım için oynamaktan çok skora adlarını yazdırma peşindeler..
Fiziksel kapasitesi yüksek oyuncuların varlığı önemli.. Buna ek olarak Yanal’ın taktik hamlelerini de göz ardı etmemek gerek.. Dün olduğu gibi atılan birçok golün ardında kulübeden gelen isimler varsa bu teknik adam başarısıdır..

Yazının Devamını Oku

Benim yıldızım C.Ronaldo..

GELENEKTİR; yılın son ayında ödüller dağıtılır.. En iyiler belli olur.. Tartışmalar yaşanır..

Sonunda “Dünyanın En İyi Futbolcusu” ödülünü alır, diğerleri bir yıl sonrayı bekler..
FIFA Başkanı Blatter kendi adayının Messi olduğunu söyledi.. Drogba “Afrika’nın En İyisi” oldu.. Ribery UEFA tarafından “Yılın En İyisi” seçilmişti.. Juventus’lu Pogba Golden Boy ödülünü aldı ve “Yılın En İyi Genç Oyuncusu” seçildi.. Şimdi gözler artık bir klasik haline gelen Golden Ball’da..
Bu önemli ödüle aday gösterilen 23 isim var.. Dünya yıldızları için herkesin görüşü farklı olabilir.. Büyük ihtimalle ödül C.Ronaldo’ya gidecek gibi.. Ödülü alsa da almasa da bana göre dünyanın en iyi futbolcusu Cristiano..

Messi’den üstün yanları

Messi’ye oranla üstün yönleri var Portekizli’nin.. Kanatları çok etkin kullanıyor.. Savunmaya daha çok katkı yapıyor.. Her iki ayağıyla uzaktan şut atabiliyor.. Harika bir zamanlaması ve çok iyi kafa vuruşları var.. Tam bir duran top ustası.. Maçların sıkıştığı anlarda inanılmaz goller atabiliyor.. Messi gibi 7-8 oyuncu çalımlamıyor belki.. Ama daha bitirici anlarda sahne alıyor..
2014 Dünya Kupası elemelerinde Portekiz’in oynadığı 10 maçta da forma giymiş.. 8 golü var.. Play-off’ta sergilediği inanılmaz performans hala akıllarda.. Stockholm’de 3 gol atarak Portekiz’i Brezilya’ya taşıdı Cristiano..
Şampiyonlar Ligi’nde tüm zamanların rekorlarını birer birer kırıyor.. Bir yıl içinde bu kupada en çok gol atan oyuncu oldu.. Bu sezon 4 maçta 8 gol attı.. Geçen sezon 12 maçta 12 gol kaydetmişti.. Bu kadar üst düzey bir turnuvada, üst düzey rakiplere karşı 16 maçta 20 gol..

Yazının Devamını Oku

Benim yüzümden mi?

FEDERASYON’un başında, yakın zamana kadar büyük bir kulübü yöneten Yıldırım Demirören var..

Tüm kulüplerin sorunlarını, mali açmazlarını, tribünlerdeki kaçışı çok iyi bilir Yıldırım Bey.. 6 yabancı kuralını, gençlerin daha çok süre almasını, Türk oyuncuların yerlerinin garanti olmasını en çok savunan isimlerden biriyim.. Ama tüm bunları yaparken doğru formatlar peşinde koşmalısınız.. Galatasaray ilk gün elenebilirdi.. Fenerbahçe, Trabzon ve Gaziantep elendi.. Evet, kupada zayıf takımların başarı öyküsü yazması herkesin hoşuna gider.. Ama sen milyon Eurolar döktüğün ve lig boyunca bir-iki maç şans tanıdığın yabancıları oynatacak kupa maçı da bulamazsan ne olacak? Kurtuluş; formatı değiştirmekte.. Mutlaka ve mutlaka tüm takımlar Eylül’de başlamalı kupaya.. UEFA’nın yaptığı gibi son 5 yılın puanları kıstas alınarak eşleşmeler yapılmalı.. İki turun ardından grup maçlarına geçilmeli.. Belki de son 24 takım arasında Euroleague yapısına benzeyen ve sonu Final Four’la biten bir “gala” olmalı.. Kupayı gerçek anlamda bir “şov organizasyonuna” dönüştürmezseniz izleyicisi, ilgileneni kalmayacak.. Yayıncı mutsuz, sponsor mutsuz olacak..

Onur’a geç kalmışız

Tüm bunlar “burnu büyük” oynayan lidere ders veren Engin İpekoğlu yönetimindeki Fethiyespor’un müthiş başarısını gölgelemez tabii.. Onur Okan bu takımın kaptanı, 10 numarası.. 29 yaşında.. Ve bu seviyede kalmış.. Şaşırdım, üzüldüm.. Üç Büyükler’de geniş kadroya girer, diğerlerinde banko oynar.. Attığı gol harika oyunun karşlığıydı..
Salih Fenerbahçe’nin 48 numarası.. Umudu.. Geleceği.. Birçok çocuğun rüyasını süsleyen bir şans yakaladı.. Dondurucu soğuğa karşın tribüne gelen tarafarlar ondan gol, asist ya da iyi futbol bekliyordu.. Fenerbahçe golü 48 numarayla buldu.. Ama rakip takımın 48 numarasıyla..
Pogba Juventus’un gözdesi.. Bu sezon çok kritik goller attı, asistler yaptı.. Oyunun iki yönünü oynuyor.. Fransız Milli Takımı’nın bankosu.. Temmuz’da U-20 Takımı’nın kaptanı olarak şampiyonluk yaşadı.. Bir tarafta Pogba.. Bir tarafta Salih.. Bizim en iyi golcümüz Burak.. En iyi oyuncumuz Arda.. En önemli gencimiz Salih.. Yetenek çok, çalışmayı, gelişmeyi istemek yok.. Acaba neden yarınki kura çekiminde yokuz, neden büyükler birer birer dökülüyor dersiniz.. Neden.. Benim yüzümden mi?

MAÇIN İYİSİ

Tekniği, oyun görüşü ve nefis golüyle Onur..

MAÇIN KÖTÜSÜ

Yazının Devamını Oku

Hatada ısrar etme hocam!

Kayseri’de, Kasımpaşa’da, Bursa’dan sonra yine son dakika golüyle kazandı Fenerbahçe..

Gençlerbirliği ve Eskişehir maçlarını kötü oynarken tek golle bitirdi.. Kaybedebileceği 12 puanı kazanmak elbette bir takım başarısı.. Bir teknik adam başarısı.. Oyunu bırakmamak, kazanma arzusunu rakibe her saniye hissettirmek Fenerbahçe karakterinin olmazsa olmazları.. Yanal’ın Fenerbahçe’si bu açıdan artılarla dolu.. O artılar daha ligin ilk yarısı bitmeden “şampiyon belli” havasına soktu takımı.. Oyuncular dün olduğu gibi, kötü oynayan bir rakip karşısında, erken gelen golle birlikte çok rahatladılar.. Tamamen oyunu kontrol ettiler.. Çok kolay poziyona girdiler.. Alper’le, Webo’yla, Sow’la, Caner’le net fırsatları değerlendiremediler.. İlk yarı biterken Samet Hoca 1-0’a razıydı.. Beklenmedik bir savunma hatası dememek gerek aslında.. Cristian’ın Bursaspor’a 3 yıl önce 2-0’dan kaybedilen maçtan beri yaptığı hatalardan biriydi Diarra’nın golünü getiren..
Caner ve Gökhan çok kolay iki milli maç peşpeşe oynamanın verdiği yorgunlukla diri gözükmediler.. Caner bu sezon en kötü maçını oynadı.. Gökhan asistine karşın arkasına çok adam kaçırdı.. Kuyt temposuzdu.. Hücuma fazla destek olmadı.. Webo nefis bir gol atıp çok kolay vuruşlarda beceriksiz hareketler yaptı..

EMENİKE OYNAR
Antalyaspor’da Emrah’ı beğendim.. Cesur bir genç.. Takım olarak çok iyi mücadele ettiler.. Özellikle ikinci yarıda taktik olarak artık ezberlenen Fenerbahçe’ye boş alan bırakmadılar.. Savunmanın göbeğini kontrol edip ikiye birlere izin vermediler.. Son dakikada boş kaleye atamadıkları top maçın kader anıydı.. Fenerbahçe ezberlendi, dedim.. Evet, her noktası iyi biliniyor Fenerbahçe’nin.. Kanat hücumlarına iki beki çıktığı için her an kontra yiyen bir takım.. Buna karşın ligde önemli bir avantaja sahip.. Yanal’ın yapması gereken tek şey bazı kritik hatalardan uzak durması.. Kötü günündeki Kuyt dururken Alper’i çıkartmak, Meireles’i düşünmemek ve bu ligin üzerindeki isim Emenike’yi yedek bırakmak gibi.. Emenike varsa oynar.. O çalımları, o rahatlıkta, karşısına rakip yokmuşcasına atan başka oyuncu yok bu ligde.. O da yedek Fenerbahçe’de..

MAÇIN İYİSİ

İkinci yarıda oyuna girip harika bir asist yapan Emmanuel Emenike..

Yazının Devamını Oku

Yanal düşüşe geçer mi ?

SEZON başındaki kötü günlerin ardından Fenerbahçe’de güzel günler yaşanıyor..

Taraftar takımın hem ligdeki durumundan hem de oyunundan memnun.. Daha hızlı, dikine ve gole yakın bir oyun oynuyor Fenerbahçe.. Yedek kulübesi çok güçlü.. Takımın hücum bölgesindeki tüm isimlerin skora katkısı var.. Emre, Raul Meireles, Cristian Baroni gibi tecrübeli orta sahaları tamamlayan Mehmet Topal savaşçı kimliğiyle öne çıkıyor..
Savunma belki de ilk kez bu kadar skora katkı yapıyor.. Caner Erkin’in asistleri, Bruno Alves, Egemen Korkmaz, Yobo’nun golleri Fenerbahçe için önemli sayılardı.. Volkan’ın arkası sağlam.. O da yavaş yavaş eski formuna kavuşma sinyalleri veriyor..
Tüm bunlara karşın akıllara bir soru geliyor: Acaba Ersun Yanal Fenerbahçe’de de düşüş yaşar mı?

3 kritik aşama var

Sadece futbol dünyasında değil, halkın arasında da çok fazla bu soruyla karşılaştığım için yazmak istedim.. Ersun Yanal’lı Fenerbahçe’nin düşüş yaşaması normaldir.. Ama geçmiş tecrübeleri ışığında, çok güçlü bir camiada ve elindeki kaliteli oyuncu grubuyla Yanal’ın sezon sonunda şampiyonluğu kazandırması daha olası..
Fenerbahçe için üç kritik aşama var.. İlki devre arasında takımın temposunun, kondisyonunun ne olacağı.. Yükleme döneminde bazı kritik oyuncuların sakatlık yaşayıp yaşamayacağı.. Örnek; Emre, Meireles, Gökhan..İkincisi; Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş’la rakip sahada karşılaşacak olması Fenerbahçe için ikinci yarının daha zorlu geçeceğinin göstergesi.. Bu fikstürde ayakta kalmak için özellikle savunmadaki boşlukların gözden geçirilmesi şart..

Transfer kilit nokta

Gözümün önüne

Yazının Devamını Oku

Yanal’ın hayalindeki sihirbaz!

DİKKATLE izliyorum Ersun Yanal’ı..

Maçlarda, televizyon konuşmalarında, basın toplantılarında.. Sakin, kendinden emin.. Her şeyin kötü gittiği anlarda, “Biz bu sezon şampiyon olacağız” diyordu.. Süper Kupa’yı kaybettikten, Arsenal’e elendikten, PSV’ye karşı çok kötü oynadıktan ve Konyaspor’a yenildikten sonra da söylemini değiştirmedi..
Peşpeşe galibiyetler geldi.. İyi oynamaya, bol gol atmaya, çok pozisyona girmeye başladı Fenerbahçe.. Eleştirdiğim yönleri de var Yanal’ın.. Ama bir özelliği var ki çok beğeniyorum.. Aklın peşinde Ersun Hoca.. Zekası yüksek sporculara hayran.. Basketbol maçlarında görüyorum onu.. Euroleague’de Fenerbahçe Ülker’i izliyor.. Bench’in hemen arkasında oturuyor..
Uzun uzun inceledim Ersun Yanal’ı Perşembe gecesi.. Zeljko Obradoviç’e o kadar takılmıyor.. Belli ki çok takdir ediyor.. Ama onun hedefindeki isim “ObraKadabra” değil.. O; başka bir beyni izlemeye bayılıyor.. Ne “Süperman” Bojan, ne “Tam donanımlı” Bjelica, ne de “Ufaklık” Emir onu büyüleyen..
“Obra’nın çırağının”, Bo’nun peşinde gözleri.. 1.82 boyundaki oyun kurucunun o inanılmaz hareketlerini alkışlıyor en çok.. Bo’nun o boyuyla, devler arasından topu çekişinin ardından, dudaklarını bükerek, gözlerini hayretle açarak, yanındakilere bir şeyler anlatıyor Yanal..
Savunmayı delen drive’ları, sadece çok emin olduğu zaman kullandığı üçlükleri, top çalışları, çabukluğu ve yardımlaşma içgüdüsü Ersun Yanal’ı bir Bo McCalebb hayranı yapmış durumda..
Tofaş maçında yoktu Bo.. İlk yenilgisini aldı Fenerbahçe.. Nanterre karşısında ilk periyodun büyük bölümünde oynamadı.. Fransız takımı direndi 19-19’a kadar.. Bo’yla 11-0’lık seri geldi..
Ersun Hoca bir “Bo” bulmanın hayalini kuruyor gelecek sezon için.. Emre belki de en yakın isim Bo’ya.. Ama Lazio’ya attığı iki unutulmaz golden sonra Emre ileri gitmeye korkuyor.. Risk almıyor.. Öne çıktığı anlarda neler yaptığını hepimiz bilsek de o riske girmeden basit oynuyor.. Belki Yanal, Emre’yi öyle kullanıyor.. Ama biliyorum ki, Emre daha ileri gitse, hücuma daha fazla katılsa Kadıköy’ün Bo’su olur.. Üç hafta da bir sakatlanmamak şartıyla tabii..

Yazının Devamını Oku

Ne yapardım bilmem

CANSIZ varlıkların da ruhu olduğuna inanırım ben.. Sadece bir top değildir futboldaki..

Çalışmanın, mücadelenin, arzun, hırsın daha fazla olduğu tarafı seven bir cisimdir o. Bir derbiden ötesidir F.Bahçe-G.Saray maçları.. Sanki milyonları saran dev bir cisimdir.. O maçta gol atan “özeldir” artık.. Emre gibi, Cristian gibi yılların deneyimi olsalar da G.Saray’a atılan gol unutulmaz bir anıdır, zirveye çıkmaktır bu oyunda..
Bir teknik adam için bu maçın anlamının ne olduğunu pek bilmez Mancini.. O yüzden de oyuncularını Terim kadar iyi hazırlayamaz bu ortama.. Yenmek, yenilmek futbolun bir parçası.. Ama maça 1-0 yenik başlamak kötü hazırlanmanın bedeli..
Geçen hafta Bursa dönüşü aynı feribottaydım Fenerbahçe otobüsüyle.. Gecenin karanlığında Yalova’dan Darıca’ya denizdeki çığlıklarla yol aldı Fenerbahçe.. Taraftarlar otobüsün önünde ayrılmıyorlar ve hiç susmadan “Ne yapardım bilmem, seni bir görmesem” diye bağırıyorlardı..
F.Bahçe’yi bu ligde görmek istemeyenler vardı bu ülkede.. Alınterine söz söyleyenler.. Ve o Fenerbahçe henüz ilk yarı bitmeden 9 puan fark yaptı Galatasaray’a.. Temiz bir maçla, alınteriyle oynanmış bir 90 dakikayla.. 15 yıldır yenilmediği sahasından yine galip ayrıldı..

DİLLERDEKİ ŞARKI

Nedir bu Kadıköy’ün büyüsü, diye soranlara.. Sen dimdik ayakta durmaya alışık bir camiaysan, eğilip, bükülmezsen.. Sen stadını kendi alınterinle yapmışsan top da sever seni.. Kalecin de anlar doğru köşeyi.. Dünyanın en iyi forvetleri de o derbide “sıradanlaşıverir”.. Derbi zaferinden sonra şimdi Fenerbahçeliler’in dilinde aynı şarkı var şimdi.. Şampiyonluğu müjdeleyen.. Tutkuyu anlatan.. Ne yapardım ben, diye başlayan..

MAÇIN İYİSİ

Golü ve oyun bilgisiyle kaptan Emre Belözoğlu..

Yazının Devamını Oku

Bir kalbin şifresi..

Bogaziçi Üniversitesi’nde okurken tanışmıştım Gelişim Spor’la..

Önce okuruydum, sonra stajyeri oldum.. Çok güzel bir aileydik.. Mustafa Denizli, Erhan Önal, Rıdvan Dilmen, Erman Toroğlu gibi ünlü isimleri görürdüm orada.. Hıncal Abi’yle, Fatih Altaylı’yla yaptıkları konuşmaları dinlerdim bir köşede.. Ve Doğan Koloğlu.. Bizim dergide değildi ama Hıncal Abi’nin yakın dostuydu.. ‘Hücum futbolu’ terimini ilk ondan duymuştum..
Aradan yıllar geçti.. Doğan Koloğlu ile 1998 Dünya Kupası’nda aynı şehirlerde aynı maçlara gittik.. 72 yaşında olmasına karşın hiç yormuyordu yollar onu.. İnanılmaz bir yaşamı olmuş.. 2 yıl tutuklu kalmış.. Çetin Altan’ın yakın dostuymuş.. Galatasaray’da oynamış, teknik direktörlük yapmış.. Hürriyet Spor’da uzun yıllar yöneticilik ve yazarlık yapmış.. TSYD Başkanlığı hayalini de gerçekleştirmiş.. Dünyada görmediği çok az yer kalmış Doğan Abi’nin.. Çok ama çok fazla ödül almış..
Oğlu Sina Koloğlu ile birlikte geçen hafta Doğan Abi’yi ziyarete gittim.. Dragos’ta bir huzurevinde kalıyor.. Eşi Doğan Abi’yle çok yakından ilgilenmiş yıllar boyu.. Ama babamdan da biliyorum, alzenheimer rahatsızlığı olanlar belli bir dönemden sonra yaşamdan kopuyorlar, camlardan atlamaya kadar varıyor sıkıntılar.. Maalesef Doğan Abi 87 yaşında ve o dönemde..
Beni tanımadı.. Oğlunu da öyle.. Hemen yanında bir G.Saray flaması var.. Oradan buradan konuşurken, aklıma bir fikir geldi.. Bir isim söylemeliydim ona.. “Pele” dedim.. “Doğan Abi, Pele’yi tanıyor musun” diye sordum.. Birden heyecanlandı.. “Dünya şampiyonu, tanımaz mıyım” dedi.. Sina da ben de çok sevindik.. Dünyayla bir an olsun irtibat kurmuştu.. Sonrasında ben odadan çıktım.. Oğluyla birkaç kelime daha konuştular.. Galatasaray flamasını gösterdik.. Güldü.. Sina, “Baba Cimbom, şampiyonuz” dedi.. “Evet, evet” diye yanıt verdi..
Futbolu seviyordum.. Şimdi daha çok seviyorum.. Bir baba ile oğlu buluşturdu bir kez daha.. Bu kez tek kelimeyle.. Hiç izlemediğim bir efsanenin ismi, Pele sayesinde mutlu oldum o gün.. Teşekkürler Siyah İnci.. Bir kalbin şifresini çözdüğün için.. Çok uzaklardaki iki kalbi mutlu ettiğin için..

MÜZE HAYALİM...

Hasan Mert Kaya çok sevdiğim, çok çalışkan bir arkadaşımdır.. Gazeteci, dergici, tarihçi, koleksiyoner yanları vardır.. Skylife dergisinin gizli kahramanlarından biridir.. İyi Beşiktaşlıdır.. Hem semti sever hem de takımını..

Yazının Devamını Oku

F.bahçe’nin çöküşü..

Perşembe gecesi Ülker Arena’daydım..

Bir dünya devi, Avrupa basketbolunun en önemli takımlarından CSKA Moskova’nın tarihinin en ağır Euroleague yenilgisini alışını izledim.. Binlerce F.Bahçeli ile birlikte.. Ligde lider olan, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı Galatasaray’ı yenerek kazanan Fenerbahçe Ülker’in Barcelona’dan sonra önemli bir Avrupa adımına tanıklık ettim.. ‘Obra Kadabra’nın sahnedeki inanılmaz performansını gördüm..
Kısmetse bu akşam Bursa’da olacağım.. Futbol takımı kaybetse bile G.Saray karşısına lider çıkmayı garantilemiş durumda.. Son iki sezonu lig ikincisi olarak kapattı.. Türkiye Kupası’nı iki yıl üst üste kazandı.. Avrupa’ya gitmesine izin verilen tek yıl UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı.. 64 resmi maçla G.Saray’dan 17 fazla karşılaşmaya çıktı..
Başta Volkan, Gökhan, Mehmet Topal, Emre, Bekir, Caner, Egemen, Alper olmak üzere Milli Takımlar’a çok sayıda oyuncu gönderdi.. Meireles, Alves, Kuyt, Sow gibi çok önemli isimleri kadrosuna kattı..
En çok taraftarı olan, Üç Büyükler arasında en az borcu olan kulüp.. Borsadaki adımları en sağlam atan kulüp.. Kendi sporcularına düzenli ödeme yapma konusunda son yıllarda en istikrarlı kulüp.. Son 10 yılda hiçbir teknik direktörünün görevine sezon ortasında son vermeyen tek kulüp..
Kombine satışları yaşadığı tüm sıkıntılara karşın, Avrupa hakkı elinden alınmasına karşın düşmeyen bir kulüp F.Bahçe.. Basketbolda sattığı kombine ligdeki tüm takımların sattığından daha fazla olan bir kulüp F.Bahçe.. Erkek ve bayan voleybol takımlarına her yıl daha ciddi yatırımlar yapan bir kulüp.. Bayan basketbolda geçen yıl kılpayı kaçırdığı ‘Avrupa şampiyonluğu’nu hedefine koymuş bir kulüp..

ÖNEMLİ OLAN GÜCÜ ARTIRACAK REKABET

Masa tenisinde ülkemizi Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden, futbol ve basketbolda tüm yaş gruplarında şampiyonluğa oynayan bir kulüp Fenerbahçe..

Yazının Devamını Oku

Şampiyonluk yetmez

SORU 1: Volkan - Mehmet, Bekir, Egemen, Caner - Selçuk, Emre, Cristian - Kuyt, Webo, Sow dizilişini geçen yıl sahaya süren teknik adam kimdi?
Soru 2: Ersun Yanal geçen yılki takımı, taktiği, anlayışı daha ileri götürmeyecekse, ligin dibindeki takımlara karşı bu kadar kötü futbol oynatacaksa neden F.Bahçe’ye geldi?
Soru 3: İsmi, taraftarı, yönetimi ve kadrosuyla şampiyonluk için zaten en büyük favori olan Fenerbahçe, şampiyonluk için rakiplerinin daha ne kadar kötü olmasını bekleyecek?
Soru 4: Emenike’yi ısrarla isteyen Yanal bu kadar formda bir ismi sezon başından beri neden takıma monte etmedi de oyunun sıkıştığı dakikalar kulübeden girdiğinde büyük iş yapacak Webo’yu sahaya sürdü?
Soru 5: G.Saray’ın elinden milyonlarca Euro verilerek alınan Alper neden onbirde yok ve otuz yaşın üstünde, üç benzer yapıdaki oyuncu sahada..
Soru 6: Volkan ne zaman iki maç üst üste Fenerbahçe kalesine layık bir isim gibi oynayacak ve “Kale aslında Mert’in hakkı” tartışmasını yok edecek..
Soru 7: Kartı olduğu halde doğru davranışlar yapmayan Caner’i devrenin bitimine 2 dakika kala oyundan alan Yanal aynı oyuncunun Kasımpaşa, Elazığ ve Sivas maçlarında kendi koltuğunu kurtardığının farkında mı?

Yazının Devamını Oku

Bu da benim projem!

DÜN Ahmet Ercanlar’ın Aziz Yıldırım’la yaptığı söyleşiyi okudum.. “9 branşta da şampiyon olacağız” ve “Formasına reklam almayan bir Fenerbahçe yaratacağım” sözleri iddialı geldi bana..

Zor ama altının çizilmesi gereken iddialar bunlar..
Önce ikinci iddia için tek cümle yazayım.. Formasına reklam almayan bir Fenerbahçe oluşturmak, o formaya 5 şampiyonlukla eklenen yıldızdan daha değerlidir benim için..
9 branşta şampiyonluk Fenerbahçe’nin mayasında, hamurunda olan bir iddia zaten.. Yıldırım başkan olmasa da Fenerbahçe bu iddianın içinde olmalı.. Aziz Yıldırım’ın asıl hedefi bu.. Çıtayı yükseltmek, yükseltmek, yükseltmek.. Tam olarak başkanlığı bıraktığı gün Fenerbahçe’nin kolay kolay yıkılmayacak bir kale olduğunu görmek.. Bu yüzden bazı yönlerini çok sevmesem de Aziz Yıldırım benim gördüğüm en önemli ikinci Fenerbahçe Başkanı.. Faruk Ilgaz’dan sonra bu kulübe en büyük katkıyı yapan kişi.. Süleyman Seba’dan sonra Türk futboluna tesisleşme, kurumsallaşma, büyük transferler ve teknik adam istikrarında en önemli adımları atan kişi..

YILDIRIM’A HİÇ OY VERMEDİM AMA...

Biliyorum onu ve beni sevmeyenler bu sözleri söylerken hemen “3 Temmuz sürecine” takılacaklar.. 4 harfli o kalkanlarını telaffuz etmeye başlayacaklar.. Ama o takımın 3 Temmuz sonrası başkanı tutukluyken bile son maça kadar şampiyonluk yarışı yaptığını, 29 yıl sonra kupa kazandığını, kadın voleybolda, kadın basketbolda, atletizmde, masa tenisinde, kürekte, yüzmede, yelkende, boksta yaptıklarını unutacaklar.. Topuk Yaylası’nda sezona hazırlanmanın, Batman’a maça gitmenin, Sivas’ta Cumhuriyet Kupası’na katılmanın anlamını görmezden gelecekler..
3 Temmuz sonrası bu takımın 2 kez, evet tam 2 kez elinden Avrupa’ya gitme hakkı alınırken izin verildiği tek sezonda yarı final oynadığına bu ülkenin üçte ikisi üzülecek.. Fenerbahçe’yi görmek istedikleri gibi görememenin verdiği bir şaşkınlık yaşayacaklar..
Aziz Yıldırım’a hiç oy vermedim.. Çünkü Fenerbahçe üyesi değilim.. Dünya üzerinde hiçbir kulübe ya da derneğe üye değilim.. Vatandaşlık oyum dışında oyum yok.. Ama Fenerbahçe’nin geleceğini düşünen, saygı duyduğum, örnek insanlara bir mesajım var.. İster birleşin, ister tek tek yapın.. Ama Aziz Yıldırım’ın karşısına çıkın kongrede.. Aklınızdaki tüm projeleri üyelere anlatın.. Neler yapabileceğinizi dile getirin.. Yıldırım’a eleştirileri yöneltin.. Aday olun.. Kongrede konuşun..

F.BAHÇE KONGRESİ FARKLIDIR

Yazının Devamını Oku

Futbol: 0 Voetbal: 2

ÖNCE maçı planlayalım.. Kazanmak üzerine bir strateji kurmamız gerek..

Rakibin tek santrforla oynadığını, kanatları iyi kullandığını ve orta sahadaki pas yüzdesinin yüksekliğini biliyoruz.. İdeal dizilişden, 4-4-2’den bu maç için vazgeçmek en akıllı yol.. Burak formsuz.. G.Saray’daki düşüşü, Milli Takım’da bir atarken o kaçırması ortada.. Onun yerine Türkiye’nin öne doğru en hızlı adam eksilten ismi Alper’i koymak en akıllıca karar.. Gökhan Töre mutlaka ilk onbirde olmalı.. Ve maça kontrollü başlamak, rakibin hızlı adamlarına alan bırakmamak gerek..

Biz ne yaptık hocam? Herşeyin tam tersini.. Önde bastık Hollanda’ya.. Arda yürüyerek oynadı 90 dakika.. Çok saçma bik ilk yarıyı harcadık oyuncu değiştirmedik.. Kötü planlama, kötü oyunu okuma ve maalesef kötü sonuç..

Buraya kadar bizi getiren Terim’di.. Maalesef Hollanda maçını kaybeden de o oldu.. Daha akıl koymalıydık işin içine.. Daha fazla bilinmezle oynamalıydık bu oyunu.. Sürprizleri yaparken formda oyuncuları kullanmalı, ismi var diye bazı kişileri korumamalıydık.. Bazı ülkelerde fussball demişler adına.. Bazıları football’da karar kılmış.. Futebol diyen de var.. Biz futbol ismini sevmişiz çok.. Hollandalılar ise voetbal demişler.. Hepsi “ayak topu” demek.. Oysa futbol artık her ayrıntısına kadar “kafa oyunu”.. Dün Hollanda’nın oynadığı voetbal’la bizim futbolun aynı oyun olduğunu iddia etmek hata olur.. İşlerini sürekli takip ederek yapmaya çalışan Hollandalı meslektaşlarıma karşı ayıp olur.. Bunun ben farkındayım.. Ama bazıları farkında değil..

Bir yere kadar oluyor

Burak 2013’te tatil yerlerinde dinlenirken Robben takımını finale çıkardı.. Devler Ligi finalinde galibiyet golünü attı.. Dün son saniyeye kadar üç kişiyi peşine taktı.. Bir tarafta Burak bir tarafta Robben.. Bir tarafta futbol, diğer tarafta Voetball.. İnanın dünyanın en güzel stadını yapsak, Messi’yi F.Bahçe’ye, Ronaldo’yu G.Saray’a alsak bu sistem değişmez.. Çünkü oyun farklı.. Onlar oynuyor biz o sistemi kuracak insanları dışlıyoruz.. Sonra Terim Terim’le karşı karşıya kalıyor.. Futbolu çok iyi bilen; ama profesyonellik anlamında aklı havada isimleri motive etmeye çalışıyor.. Bir yere kadar oluyor.. Akıl oyunlarında iş değişiyor.. Maalesef..

MAÇIN İYİSİ

Dünkü maçta sahanın en iyisi Hollandalı Robben’di..

MAÇIN KÖTÜSÜ

Yazının Devamını Oku

Haydi çocuk!

HOLLANDA’yı yenmemiz gerekiyor artık.. Romanya’nın aradaki gol farkını Estonya maçında kapatmaması da önemli..

Play-off oynarsak, iki maçtan başı dik ayrılıp Dünya Kupası’na gitmek ise bütün amaç..
Bunların hiçbiri olmayabilir bugünden itibaren.. Ama ülkenin en ihtiyacı olduğu anda, kimsenin umudunun kalmadığı bir Milli Takım’ı ayağa kaldırmak, oyuncuların özgüvenini yükseltmek, başarıya inandırmak ve üç maçı da iyi oynayarak, gol yemeden kazanmak önemli başarıdır.. Grupta Andorra’nın bir basamak üstündeyken son maça Hollanda’nın bir basamak gerisinde girmek bu yükselişin göstergesidir..

Terim’in getirdiği duygu

Brezilya’ya gitme umudumuzu daha önce yitirmiştik.. Bu andan sonra gitsek de gitmesek de A milli Takım’a kavuştu bu ülke.. Sadece bir teknik direktörün, Fatih Terim’in başarısıyla olmadı elbette. Ama en önemli faktör oldu ayağa kalkışta..
Gökhan Töre’nin ilk onbir oyuncusu oluşu, Caner’in her maçta üstüne koyarak ilerleyişi, “G.Saray’daki yedek güç” Umut’un “milli golcü” oluşu Terim’in ilk başardıkları.. Israrla oynattığı Burak’ın üç maçta da golle buluşması, takım içindeki arkadaşlığın ikinci gol sevincinde çok çok iyi gözlemlenmesi en az galibiyetler kadar önemli..
Fatih Terim’in sırrı çalışkanlığı, oyuncusunu kazanmaya planlaması, maça inandırması, motivasyonu iyi bir silah olarak kullanması.. Ama bütün bunların ötesinde tüm negatif elektriği kendi üzerinde toplayarak takımı rahatlatması.. Burak da biliyor, Umut da, Volkan da, Ömer de.. Eğer takım kötü giderse, bir bireysel hata yapsalar bile bu ülke çok fazla üzerlerine gelmez.. Terim göğüsler hepsini.. Bu rahatlık sahaya özgüven olarak yansıyor..

Şükür’ü izle Umut

Ama bu rahatlık sadece sahada var.. Fatih Terim Estonya maçında olduğu gibi oyuncusuna çok fazla bağıran, çağıran, çıkışan bir teknik adam.. Zaman zaman çok sert mimikler yapıyor.. Dün de Mehmet Topal aldı bir yan pas sonrası nasibini.. Bu sertlik, bu sevginin içinde yoğrulmuş kulak çekmeler oyuncuyu hep diri, hep motive tutuyor sahada..

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI