Güncelleme Tarihi:

Önergede, “Almanya’da yaşadıkları, çalıştıkları, vergi ödedikleri, toplumsal ve kültürel yaşama katıldıkları, burada Alman olarak büyüyen çocuklar dünyaya getirdikleri halde, göçmen kökenli milyonlarca insanın kendilerini kimin yöneteceğini ve günlük yaşamlarını etkileyecek politikanın temel esaslarının belirlenmesini etkileme hakkı yok” denildi.
Göçmen kökenli insanların ortalama 15 yıldır Almanya’da yaşadığı, bu insanların çoğunun federal ve eyaletler düzeyinde olduğu gibi, yerel düzeyde de seçimlere katılma hakkı olmadığının altının çizildiği önergede, bu olgunun Alman Anayasası’nın temel ilkeleriyle bağdaşmadığı da vurgulandı.
Ve aynı önergede, “Almanya’da yasal olarak en az 5 yıldır yaşayan yabancılara yerel seçimlerin yanı sıra Eyalet Parlamentosu seçimleri ile federal düzeydeki genel seçimlere katılma hakkı hayata geçirilmeli” denildi.
Evet…
Almanya’da Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden gelenlere 3 ay ikamet ettikten sonra yerel seçimlere katılma hakkı verilirken burada dünyaya gelen ve Alman vatandaşı olmayan Türkiye kökenliler, Almanya’ya “Gastarbeiter” (misafir içi) olarak gelen ve çok zor koşullar altında çalışarak bu ülkenin bugünkü refah düzeyine ulaşmasında önemli katkıda bulunan Türkler ile daha bir çok ülkeden gelen göçmen kökenliler, özgürlükçü, demokratik bir hukuk devleti olan Almanya Federal Cumhuriyeti’nde bu haktan mahrum bırakılmaktadır.
Hem de Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesinde, “Bütün insanlar yasa önünde eşittirler. Erkek ve kadınlar eşit haklara sahiptirler. Devlet, kadın ve erkeklerin eşitliğinin gerçekten sağlanmasını özendirir ve var olan dezavantajların giderilmesi için çaba gösterir. Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz. Hiç kimse özür ve sakatlığından dolayı mağdur edilemez” denildiği halde….
Hem de yıllardır…
Evet…
Almanya’da Türk kökenlilere de, diğer göçmen kökenlilere de eşit davranılarak, bu ülkede yaşayan bu insanlara en azından yerel düzeyde seçim hakkı verilmesini yıllardır gündeme getiriyoruz.
Zaten bu “haksızlık” 1970’li yılların ortalarından beri ülkenin gündemdedir de.
Almanya’da ilk kez Sosyal Demokrat Parti (SPD) ağırlıklı Schleswig Holstein Eyalet Parlamentosu, 14 Şubat 1989 tarihinde eyalette en az 5 yıldır yasal olarak yaşayan tüm yabancılara yerel seçimlere katılma hakkı verilmesini karara bağladı.
20 Şubat 1989’da da SPD ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) desteğiyle Hamburg Eyalet Parlamentosu en az 8 yıldır yasal olarak yaşayan tüm yabancılara yerel seçim hakkı verilmesini kararlaştırdı.
Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) buna karşı çıktı ve Federal Anayasa Mahkemesi, 31 Ekim 1990’da iki eyaletin kararını da “Anayasa’nın 20. maddesi ile bağdaşmıyor” gerekçesiyle devre dışı bıraktı.
Alman Anayasası’nın 20. maddesinde, “Almanya Federal Cumhuriyeti demokratik ve sosyal bir federe devlettir. Egemenlik tümüyle halkındır. Halk egemenliğini seçimler ve oylamalar aracılığıyla ve yasama, yürütme ve yargı yetkileriyle donanmış özel organlar eliyle kullanır” denilmektedir.
Federal Anayasa Mahkemesi yargıçları da, “Alman Anayasası’na göre halk, Almanlardan yani Alman vatandaşlarından oluşuyor” görüşünü savunarak, bu egemenlik hakkından ancak Alman vatandaşı olanların oluşturduğu “halk”ın yararlanabileceğine karar verdi.
Ama Federal Anayasa Mahkemesi’nin bu kararından 15 ay sonra, 7 Şubat 1992 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından imzalanan Maastricht Sözleşmesi ile AB vatandaşlarına yaşadıkları üye ülkelerdeki yerel seçimlere katılma hakkı verildi.
Almanya’da yaşayan ve AB üyesi ülkelerden gelenler, 1994 yılından beri Almanya’daki yerel seçimlere katılma ve hem seçme hem de seçilme hakkına sahiptir.
Maastricht Sözleşmesi ile Federal Anayasa Mahkemesi’nin kararı da devre dışı kaldı.
Ama Federal Anayasa Mahkemesi yargıçları da, Almanya’da sorumluluk taşıyan demokrat politikacılar da, Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesinin bal gibi ihlal edilmesine, demokratik haklarının ayaklar altına alınmasına göz yumdu.
Hala da göz yummaktalar…
Kaldı ki AB üyesi 27 ülkenin yarıdan fazlasında ülkelerinde yaşayan yabancılara ve göçmen kökenlilere yıllardır yerel seçimlere katılma hakkı verilmektedir.
AB ülkesi İsveç’te yaşayan tüm yabancılar 1975 yılından beri bu hakka sahiptir.
1981’de Danimarka, 1985’te Hollanda ve 1991’de Finlandiya tüm yabancılara bu hakkı vermiştir.
Belçika, Estonya, İrlanda, İspanya, Litvanya, Macaristan, Portekiz, Slovakya, Slovenya da öyle.
Evet…
Birkaç aydır Almanya’da yaşayan AB vatandaşları, İsviçreliler, Norveçliler, ABD’liler yerel seçimlere katılırken, 65 yıldır bu ülkede yaşayan Türkiye kökenliler ve diğer “üçüncü ülkelerden gelen” milyonlarca insan, bu demokratik haktan mahrumdur.
İşte bu da özgürlükçü, demokratik hukuk devleti Almanya Federal Cumhuriyeti’ne yakışmamaktadır.
Hem de hiç yakışmamaktadır…
