Güncelleme Tarihi:

1953 yılına kadar koloni olarak yönetilen Grönland, aynı yıl Danimarka Krallığı’na resmen devredildi. 1979 yılında da özerk bir bölge oldu. Hala Danimarka Krallığı’nın bir parçası olsa da özerktir ve kendi hükümeti vardır.
İşte ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ve Çin’in bölgede etkisini artırıp ilerde kendilerini de tehdit edecekleri gerekçesiyle, Grönland’a sahip olmak için satın almak istediğini ilan etti. Hatta satmazlarsa, askeri müdahaleyle ele geçirme tehdidinde bile bulundu. Aslında bu ABD’nin de, Donald Trump’ın da ilk girişimi değildi. ABD Başkanı
Abraham Lincoln döneminde Alaska’nın Rus İmparatorluğu’ndan 1867 yılında 7.2 milyon dolara satın alınmasında etkin rol oynayan dönemin Dışişleri Bakanı William Henry Seward, o zamanlar Grönland’ı Danimarka’dan satın almak için de girişimde bulundu.
Ancak ABD’nin dediği olmadı. Ulusal güvenlik açısından çok önemli gördüğü için ABD 1946 yılında Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya yeniden teklifte bulundu. Danimarka yine “olmaz” dedi. 2017 yılında ABD’nin 45. Devlet Başkanı olan Donald Trump, 2019 yılında Grönland’ı satın almak için harekete geçti.
Ama hem Grönlandlılar hem de Danimarka “hayır” dedi. İşte bundan tam bir yıl önce ABD’nin 47. Devlet Başkanı olarak ikinci kez göreve gelen Donald Trump, Grönland’ı satın almak istediğini yeniden ilan etti. Satmazlarsa askeri güç kullanarak ele geçirecekleri tehdidinde bile bulundu. Grönlandlılar da Danimarka da “Grönland satılık değil” diyerek Trump’ın önerisini geri çevirdiler.
Bunun üzerine Donald Trump, atıp tutmayı, tehditleri sürdürdüğü halde, demokrasiden, özgürlükten, hukuk devletinden yana olan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden de, homurtular gelse de, somut tepkiler yükselmedi. Ülkelerin bağımsızlıklarının ve toprak bütünlüklerinin uluslararası yasal düzenlemelerle büyük harflerle yazılı olduğu çağımızda, bazı kurum ve kuruluşlar seslerini yükseltseler de, iktidardaki hükümetlerin çoğu sessiz kalmayı yeğledi.
Aralarında Almanya’nın da bulunduğu bazı Avrupa ülkeleri Danimarka’nın yanında yer alınca Trump, tehditlerini daha da artırdı. Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İsveç ve Norveç’e gümrük vergisini 1 Şubat itibariyle yüzde 10, 1 Haziran itibariyle de yüzde 15 daha artırcaklarını ilan etti.
Almanya’nın son iki yıl dışında “en büyük ticaret ortağı” olan ABD ile köprüleri yıkmamaya özen gösterdiğinden olacak, Şansölye Friedrich Merz, adeta sessizliğe gömülürken, Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, “Almanya, Avrupalı ortaklarıyla yakın istişare halindedir. Uygun zamanda hep birlikte uygun yanıtları belirleyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Yeşiller ve Sol Parti, “vergi artışına, vergi artışıyla karşılık verilmeli” derken, anı zamanda Başbakan Yardımcısı ve SPD Eş Başkanı olan Federal Maliye Bakanı Lars Klingbeil, “Biz şantaja boyun eğmeyiz” dediği halde Berlin’den somut bir tepki gelmedi.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, diplomatlara verdiği yeni yıl resepsiyonunda, kuralsızlığın kural haline gelmesi durumunda dünya barışının sürekli olarak tehlikeye gireceğine dikkat çekerken, daha ziyade sürtüşme arayan otoriter güçlerin güçlenmelerinden tedirginlik duyduğunu da dile getirdi.
“Saygısızlık yaygınlaşıyor” derken, otoriter güçlerin işbirliği yerine sürtüşmelere, uzlaşı yerine şiddete ağırlık verdiklerine dikkat çekti ve isim vermeden ABD Başkanı Donald Trump’ın Danimarka’ya ait olan Grönland’a göz dikmesini ve el koymak istemesini de eleştirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’da sürdürdüğü savaş nedeniyle Avrupa’nın savaş sonrası düzenini altüst ettiğinin altını çizerken, Avrupa da dahil, demokratik güçlerin buna karşı çıkmaları çağrısında da bulundu.
Evet… Donald Trump’ın tehditlerine en yoğun tepki Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan geldi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer de Trump’nın tutumunu eleştirdi. Belçika Başbakanı Bart De Wever, Avrupa’nın bu gelişmelere pasif kalamayacağını belirtti ve “Uyanmak zorundayız” uyarısında bulundu.
Demokrat Partili Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Avrupa Birliği ülkelerinde iktidarda bulunan hükümetlerin, “Zorba kertenkelelerin kralı” olarak nitelediği Donald Trump’ın önünde eğildiklerini, diz çöktüklerini söyledi. “Ayağa kalkmak, dayanıklı tutum sergilemek, dik durmak zamanı geldi” uyarısında bulundu.
Evet, Uyanık olmak, dik durmak zamanı çoktan geldi. Avrupalılar son dönemlerde ilk hatayı, 2014 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya ait Kırım’ı işgal ve ilhak etmesine göz yumarak yaptı.
Batı Avrupalıların ve dünyanın bu sessizliği, zamanla Rusya’yı ve Vladimir Putin’i daha da cesaretlendirdi ve gözünü Ukrayna’ya tamamen dikmesine, 2022 yılı başlarında da savaş açmasına yol açtı.
Yeni yılın ilk günlerinde Donald Trump’ın emriyle Amerikan özel birliklerinin Venezuela’nın başkenti Caracas’ı (Karakas) bombalayıp Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i kaçırarak New York’a götürmelerine Avrupalıların seyirci kalması da büyük bir hataydı.
İşte Avrupa’nın bu “suskunluğu”, baştan beri “First America” (önce Amerika” diyerek çılgınlıklar dolu bir politika peşinde olan Donald Trump’ı şimdilerde daha da cesaretlendirdi. İşte o nedenle de “Uyan Avrupa uyan!” diyoruz.
