Güncelleme Tarihi:

Herkes Rubio’nun neler söyleyeceğini merak ediyordu. Çünkü geçen yıl düzenlenen etkinliğe ABD Başkan Yardımcısı DJ Vance katılmıştı. Vance, dünyanın çeşitli kesimlerinden gelerek geleneksel MSC etkinliğine katılan 50’nin üzerinde Devlet ve Hükümet Başkanı’nın da gözlerinin içine baka baka, Avrupa ülkelerini düşünceyi ifade özgürlüğünü sınırlayıp, sağ popülist ve aşırı sağcı partileri dışlayarak demokratik temel değerlerden uzaklaşmakla suçlamıştı. DJ Vance, tam bir başöğretmen edasıyla aklı sıra Avrupa’ya ve Avrupalılara “akıl vermeye” kalkışmıştı. Hatta azarlamıştı bile...
Tabii Vance’in bu çıkışları ve suçlamaları, Avrupalıları haklı olarak küplere bindirmişti. İşte bu yüzden ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun konuşması sabırsızlıkla bekleniyordu. Ve Rubio etkinliğin ikinci gününde konuşmasını yaptı.
Tam 22 dakika süren konuşmasında, “Biz tek bir medeniyetin, Batı medeniyetinin parçasıyız” dedi. “Biz birbirimize, yüzyıllardır paylaşılan tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras, dil, soy ve atalarımızın varisi olduğumuz ortak medeniyet için birlikte yaptıkları fedakarlıklarla dövülmüş, ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla bağlıyız” dedi. Küba kökenli olan ve ABD’de dünyaya gelen Marco Rubio, “ABD ve Avrupa birbirine aittir” dedi. 250 yıl önce kurulan Amerika’nın köklerinin Avrupa’da olduğunu hatırlattı.
İspanya ve İtalya'dan göç eden atalarının hikayesine de değindi ve "Biz Amerikalıların evi Batı yarımkürededir, ama biz her zaman Avrupa'nın çocukları olarak kalacağız” dedi. Marco Rubio, “Bizim tarihimiz burada başladı. Biz sadece Batı'nın gerileyişini izlemek istemiyoruz, geleceği birlikte inşa etmek istiyoruz” dedi. “Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine inanıyoruz…Nihayetinde kaderimiz her zaman sizinkiyle iç içedir ve öyle kalacaktır” dedi. “Ve bu yüzden müttefiklerimizin zayıf olmasını istemiyoruz, çünkü bu bizi daha zayıf kılar” diyerek, müttefiklerle birlikte hareket etmeyi sürdüreceklerini vurguladı, Amerika’nın yeni bir refah yüzyılı için yolunu çizdiğini ve bu yolda Avrupalılarla, müttefiklerle beraber ilerlemek istediklerinin de altını çizdi.
Marco Rubio’nun “tatlı dili” izleyiciler tarafından sık sık alkışlandı. Tabii Bakan Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikasına tam destek vermeyi de ihmal etmedi. “Bu, Başkan Trump ve Amerika Birleşik Devletleri'nin çıktığı yoldur.
Buradaki sizlerin de, Avrupa'da bize katılmanızı istediğimiz yoldur. Bu, daha önce birlikte yürüdüğümüz ve tekrar birlikte yürümeyi umduğumuz bir yoldur” dedi. Avrupa'yı yanlış bir enerji politikasına yol açan bir "iklim kültü"ne sahip olmakla suçladı.
Düzensiz göçün hem ABD’de hem de Avrupa’da medeniyetleri tehdit ettiği görüşünü de savundu ve "Bu hataları birlikte yaptık" dedi. Konuşmasını “Biz Avrupa’nın çocuklarıyız, Avrupa’nın çocukları olarak kalacağız” diyerek bitiren Marco Rubio, katılımcıların bir bölümü tarafından ayakta alkışlandı.
Münih Güvenlik Konferansının bu yılki organizasyonunun lideri eski Büyükelçi Wolfgang Ischinger, ABD’li Bakan’a, insanların rahat bir nefes almasına imkan verdiği konuşmasından dolayı teşekkür etti. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rubio’nun konuşmasının ardından ABD ile ilişkiler konusunda “çok rahatladığını” söyledi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer de öyle…
Aslında Marco Rubio’nun konuşmasının içeriği, ABD Başkanı Donald Trump’ın emperyalist yaklaşımına tam bir destekti. Ama nedense Almanya’da da, diğer ülkelerde de, medya organların çoğunda da olumlu yankılar buldu. Yani “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” misali, Rubio’nun “tatlı dili” zaman zaman olduğu gibi “Bizim Almanları” da saflaştırdı.
