Güncelleme Tarihi:

Aslında hem SPD’den hem de FDP’den son dönemlerde homurtular yükselmeye başlamıştı. 23 Mayıs 1949’da Alman Anayasası’nın kabulüyle resmen kurulan Almanya Federal Cumhuriyeti’nin tarihinde SPD’nin toplam oyların ancak yüzde 16.4’ünü alması üzerine, partinin gençlik örgütü “Jusos” (Genç Sosyalistler), isyan bayrağını açmıştı.
SPD’li Willy Brandt’ın 1969-1974, Helmut Schmidt’in 1974-1982, Gerhard Schröder’in 1998-2005 ve Olaf Scholz’un 2021-2025 yıllarında Almanya’nın Başbakanı olarak görev yaptıkları bu partinin “acınacak hallere düşmesine” ateş püskürmüştü “Genç Sosyalistler”.
Yıllarca dar gelirlilerin, fakirlerin, sosyal durumları zayıf olanların yanında olan ve “İşçilerin Partisi” olarak bilinen SPD’nin eski “sosyal reform politikalarına” dönmesini istemişti “Genç Sosyalistler”. İşte SPD’nin Baden-Württemberg’de sadece yüzde 5.5 oy alarak Yeşiller’in, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) ve sağ popülist Almanya için Alternatif’in ardından ancak 4’üncü sırada yer alması, sosyal demokrat gençleri çıldırttı.
SPD Eş Başkanları olan Başbakan Yardımcısı ve Federal Maliye Bakanı Lars Klingbeil ile Federal Çalışma Bakanı Baerbel Bas’a, “Bu böyle gitmez. Partimizde politikasında köklü bir reforma ihtiyaç var. Zaman kaybetmeden gereken adımlar atılmalı” baskısı arttı. Hatta SPD’li bazı gençler, “Partinin yeni yüzlere ihtiyacı var” diyerek yönetimde değişikliğe gidilmesini bile gündeme getirdiler.
Evet… CDU/CSU ile SPD’den oluşan koalisyon hükümetinde yaşanan sancılar, en çok Alman sosyal demokratları vurdu. Koalisyonda sancılar bitmedi… SPD’de de öyle… Almanya’da geçen yıl yapılan erken genel seçimlerinde yüzde 5 barajını aşamayanFDP’nin Baden-Württemberg’deki Eyalet Parlamentosu seçimlerinde de yüzde 4.4 oy alarak tarihi bir yenilgiye uğraması, partilileri birbirine düşürdü.
Bu tarihi bir yenilgiydi. FDP, Baden-Württemberg eyaletinde ilk kez yüzde 5 barajını aşamayıp parlamentoya giremedi. FDP Genel Başkanı Christian Dürr ise hiçbir şey olmamış gibi bir tutum sergileyerek, partiyi yeni bir maratona hazırlamak için tüm imkanlarını kullanacaklarını ilan etmekle yetindi.
Tabii Genel Başkan Dürr’ün bu açıklamasına partinin gençlik örgütü “Genç Liberaller” (JL) isyan etti. FDP’li gençler, Christian Dürr’ün istifasını istedi. Dürr, bu yöndeki çağrıları duymazdan geldi. Ama “Genç Liberaller” susmadı…
“Mayıs ayında yapılacak kurultayda, yönetimin yeniden belirlenmesi için ağırlığımızı koyacağız” açıklamasında ve tehdidinde bulundular. JL Başkanı Finn Flebbe, partinin yeniden canlandırılması için köklü bir reforma gerek duyulduğunu belirtirken, “hem yeniliğe hem de yönetimde yeni yüzlere ihtiyacımız var” dedi. Evet… FDP’de de sancılar bitmedi.
FDP’li Avrupa Parlamentosu milletvekili Marie-Agnes Strack-Zimmermann’ın partinin başına getirilmesi için harekete bile geçildi. Ve gözler şimdiden Mayıs ayında yapılacak kurultaya çevrildi. Ancak her ne kadar FDP şu andaki parlamentoda olmasa da, bu hafta sonu pazar günü Rheinland-Pfalz’da yapılacak Eyalet Parlamentosu seçimlerine de.
FDP’nin bu seçimlerde de yüzde 5 barajını aşamaması halinde, parti yönetimine baskıların daha da artacağı kesin. Ama asıl sorun SPD’de yaşanacak. Evet…
1991 yılından beri SPD’li Eyalet Başbakanlarının görev yaptığı Rheinland-Pfalz’da alınacak sonuçlar, parti liderlerinin kaderini de belirleyecek. SPD’li Rheinland-Pfalz Eyalet Başbakanı Alexander Schweitzer’in koltuğunu kaybetmesi halinde, gözler yeniden partinin Eş Başkanları Baerbel Bas ile Lars Klingbeil’a çevrilecek. “İstifa”, “istifa” sesleri yükselecek!
