Ahmet KÜLAHÇI
Oluşturulma Tarihi: Şubat 11, 2026 12:17
Fransa’da mutlak monarşiden Cumhuriyet’e geçişin yolunu açan ve 5 Mayıs 1789’da başlayan Fransız Devrimi’nin temel ilkeleri “Liberte, Egalite, Fraternite” (Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik) idi. Özgürlükçü, demokratik sosyalizmin temel değerleri de, “Freiheit, Gerechtigkeit ve Solidaritaet) (Özgürlük, Adalet ve Dayanışma) idi.
Almanya’nın en köklü partisi olan
Sosyal Demokrat Parti (SPD) de bu temel değerlere sahip çıktı. SPD’nin “anası” konumundaki “Genel Alman İşçi Birliği-Derneği” 23 Mayıs 1863’te Almanya’nın Leipzig kentinde Ferdinand Lassalle öncüğünde kuruldu.
Hedef işçi sınıfının ekonomik ve sosyal haklarını savunmaktı. 8 Ağustos 1869’da Eisenach kentinde de August Bebels und Wilhelm Liebknecht’in girişimiyle “Sosyal Demokrat İşçi Partisi” “Sozialdemokratische Arbeiterpartei” (SDAP) kuruldu.
Hedef Marksist çizgide işçi sınıfını güçlendirmekti. ADAV ile SDAP 22-27 Mayıs 1875 tarihlerinde Gotha kentinde birleşerek “Almanya Sosyalist İşçi Partisi’ni “Sozialistische Arbeiterpartei Deutschlands” (SAP) kurdu. 1890 yılında SAP’nin ismi “Sozialdemokratische Partei Deutschlands” (SPD) “Alman Sosyal Demokrat Parti” olarak değiştirildi.
9 Kasım 1918’de Weimar Cumhuriyeti’nin ilan edilmesinde SPD etkin bir rol oynadı. Naziler Almanya’da 1933 yılında iktidara gelince, “halk ve devlet düşmanı” olduğu gerekçesiyle SPD’yi yasakladı. Ve İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra 7 Ekim 1945’te SPD Hannover’de yeniden kuruldu.
23 Mayıs 1949 tarihinde Alman Anayasası’nın kabulüyle Almanya Federal Cumhuriyeti’nin resmen ilan edilmesinden sora 14 Ağustos 1949’da yapılan ilk genel seçimlerde, Hristiyan Demokrat/Hristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) yüzde 31, SPD yüzde 29.2, Hür Demokrat Parti (FDP) yüzde 11.9, Almanya Komünist Partisi (KPD) yüzde 5.7, Bavyera Partisi (BP) yüzde 4.2, (AlmanDZP) Partisi (DP) yüzde 4, Alman Merkez Partisi (DZP) yüzde 3.1, Ekonomik Kalkınma Birliği (WAV) yüzde 2.9, Alman Muhafazakar Parti-Alman Sağ Parti (DKP-DRP) yüzde 1.8 ve Danimarkalı azınlığın oluşturduğu Güney Şilezya Seçmenler Birliği (SSW) yüzde 0.3 oy aldı. Ve CDU’lu Konrad Adenauer, CDU/CSU, FDP ve DP’nin oluşturduğu koalisyon hükümetinin liderliğini üstlenerek 15 Eylül 1949’da “Almanya’nın ilk Başbakanı” oldu. SPD uzun süre iktidara gelme hayaliyle yaşadı.
CDU/CSU ile FDP’nin oluşturduğu koalisyon 1966 yılında çökünce CDU /CSU ile SPD, CDU’lu Kurt Georg Kiesinger başbakanlığında “büyük koalisyon hükümetini” kurdu. Ve SPD’nin asıl hayali 1969 yılında gerçekleşti. 1969 yılındaki genel seçimlerde toplam oyların yüzde 42.7’sini alan SPD, yüzde 5.8 oy toplayan FDP iktidara geldi. SPD’li Willy Brandt da başbakanlık koltuğuna oturdu.
Danışmanı Günter Guillaume’un eski Doğu Almanya olarak bilinen Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) adına casusluk yaptığı ortaya çıkınca, Willy Brandt istifa etti ve yerine parti arkadaşı Helmut Schmidt geçti. Küçük ortak FDP’nin cephe değiştirmesi üzerine Schmidt, koltuğunu 1982 yılında CDU’lu Helmut Kohl’e kaptırdı.
CDU/CSU ile FDP ortaklığında Helmut Kohl, aralıksız olarak 1 Ekim 1982’den 27 Ekim 1997’e kadar 16 yılı aşkın süre iktidarda kaldı. SPD’li Gerhard Schröder, Kohl dönemini bitirdi ve 1998 yılındaki genel seçimlerden sonra Yeşiller’le federal düzeyde Almanya’da ilk koalisyon hükümetini kurarak 2005 yılına kadar iktidarda kaldı. Her ne kadar Hayata geçirdiği “Gündem 2010” adı altındaki sosyal reform sayesinde zamanla Almanya’da işsiz sayısı büyük ölçüde düşüp ekonomik alanda canlılık yaşansa da, sendikaları ve işçi kesimini küstürdüğü için Gerhard Schröder, 2005 yılında koltuğunu CDU lideri Angela Merkel’e kaptırdı.
Hem de Schröder, 2005 yılındaki
seçim akşamı Alman devlet televizyonu ZDF’te parti liderlerinin katıldığı “Filler buluşması” adı altındaki açık oturumda, “Gerçekten siz, ‘başbakan olmak istiyorum’ diyen Bayan Merkel’in önerisine benim partimin destek vereceğini mi düşünüyorsunuz? Kiliseyi köyde bırakalım” dediği halde, Schröder’in partisi SPD, CDU/CSU ortaklık ederek Angela Merkel, “Almanya’nın ilk kadın Başbakanı” oldu.
2021 yılına kadar da iktidarda kaldı. 2021 yılı Aralık ayında da yerine SPD’li Olaf Scholz geçti. Küçük ortak FDP’nin su koy vermesi üzerine SPD ve Yeşiller’le olan ortaklık çökerken, 23 Şubat 2025’te erken gelen seçimlere gidildi.
Seçimlerden CDU/CSU yüzde 28.5’le “en güçlü parti” olarak çıkarken, sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 20.8’le ikinci sıraya yerleşti. SPD ise yüzde 16.4’te kalarak tarihi bir yenilgiye uğradı. Olaf Scholz, koltuğundan olurken, CDU/CSU ile SPD’nun oluşturduğu koalisyon hükümetinin başına geçen CDU’lu Friedrich Merz, 6 Mayıs 2025’te başbakanlık koltuğuna oturdu.
İşte yeniden iktidara gelmek için SPD “kendini yenileme” kararı aldı. Aynı zamanda Federal Çalışma Bakanı olan SPD Eş Başkanı Baerbel Bas, “Belirsizliklerin arttığı ve büyük dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde insanların güçlü bir güvenlik ağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor” diyerek, partinin yeni bir “Temel İlkeler Programı”nı hayata geçireceğini ilan etti. Başbakan Yardımcısı ve Federal Maliye Bakanı olan SPD Eş Başkanı Lars Klingbeil da, dünyada liberal çağın sonuna yaklaşıldığını belirterek, uluslararası siyasette artık güç, çıkar ve ekonomi odaklı bir anlayışın öne çıktığını söyledi.
Ve yapay zekanın, yeni teknolojilerin, küresel krizlerin toplumları büyük ölçüde etkilediğine dikkat çekerek, SPD’nin kendisini yenilemesi gerektiğini vurguladı. Geçen hafta sonu SPD yönetiminin başkent Berlin’de yaptığı toplantıda, zaman kaybetmeden bu yönde harekete geçilmesi kararlaştırıldı. Ve SPD’nin “Özgürlük, Adalet, Dayanışma” değerleri ışığında hazırlanacak yeni programın 2027 yılında ilan edilmesine karar verildi.
1970’li yıllarda 1 milyonun üzerinde üyesi olan SPD’nin günümüzdeki üye sayısı 348 bin civarındadır. Son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Almanya’da bu hafta sonu genel seçim olsa, SPD yüzde 14-16 arasında oy alacaktır. Bu veriler ışığında SPD’nin yeniden Almanya’da “en güçlü parti” konumuna yükselmesi ve SPD’li bir politikacının başbakanlık koltuğuna oturması hiç de kolay olmayacaktır.