Güncelleme Tarihi:

SPD Genel Başkanı Lars Klingbeil, kongrede yaptığı konuşmada AfD’ye karşı hukuki mücadele çağrısında bulunarak, "Tarihi görevimiz, bu partiyi parlamentolardan çıkarmaktır. Tarihsel deneyimlerle oluşturduğumuz anayasamız, bunun araçlarını sunuyor. Bu araçları kullanarak demokrasimizi korumalıyız" ifadelerini kullandı.
Klingbeil, Alman Anayasa Koruma Teşkilatı’nın (Verfassungsschutz) AfD’yi "aşırı sağcı" olarak sınıflandırmasının ardından artık tereddüt edilmemesi gerektiğini vurguladı. Muhafazakar CDU’yu ise "siyasi taktiklerle" AfD’ye karşı net tavır almamakla eleştirdi.
Ancak koalisyon ortakları arasında fikir ayrılığı devam ediyor. CDU’lu Steffen Bilger, "Mevcut veriler bir parti yasağı için yeterli değil. Yasaklamanın hukuki zorlukları çok yüksek" dedi. Özellikle Doğu Almanya’da yüksek oy oranına sahip AfD’nin yasaklanmasının partiye daha fazla destek sağlayabileceği ve sürecin sonucunun belirsiz olduğu endişeleri dile getiriliyor.
SPD’nin kararı sonrası kurulacak çalışma grubu, AfD’nin anayasayı ihlal eden faaliyetlerine dair kanıtları bir araya getirecek. Parti yönetimi, bu sürecin başarıyla tamamlanacağına inandığını belirterek, "Aşırı sağ, Almanya demokrasisi için en büyük tehdittir" açıklamasını yaptı.
Almanya’da bir partinin yasaklanabilmesi için hükümet, Federal Meclis veya Federal Konsey’in başvurusu gerekiyor. Mahkemenin onayı için partinin "şiddet yanlısı ve demokratik düzeni aktif olarak hedef aldığına" dair kesin kanıtlar sunulması şart. Anayasa Koruma Teşkilatı’nın raporu tek başına yeterli sayılmıyor.
CDU’nun önde gelen isimlerinden Bilger, SPD’nin hamlesine sert tepki gösterdi ve „10 milyon AfD seçmenini, somut sorunları çözerek yeniden kazanmalıyız. Hayal kırıklığı yasaklanamaz" dedi. Koalisyon ortaklarının konuyu derhal görüşmesi gerektiğini vurguladı.
AfD ise kendisine yönelik "aşırı sağ" etiketine karşı dava açmış durumda. Parti, anayasaya bağlı olduğunu savunurken, yasak girişimlerini "siyasi baskı" olarak nitelendiriyor.

SPD'nin yeni eş başkanları Bas ve Klingbeil oldu