Siyasi duruş ve davranış

Güncelleme Tarihi:

Siyasi duruş ve davranış
Oluşturulma Tarihi: Ocak 07, 2026 12:06

Sorumluluk taşıyan politikacıların, özellikle de demokratik ülkelerde Devlet Başkanları ve Başbakanların siyasi duruşları ve beklenmedik gelişmeler, yaşanan saldırılar ve doğa felaketlerinde sergiledikleri tutum ile davranışları son derece önemlidir.

Haberin Devamı

Siyasi duruş ve davranış
İşte Almanya’nın başkenti Berlin’in Steglitz-Zehlendorf ilçesinin Lichtenberg kesiminden de geçen Teltow Kanalı üzerindeki bir köprünün altındaki yüksek gerilim hatları sonradan aşırı solcu terör örgütü “Volkan Grubu” tarafından girişildiği ortaya çıkan kundaklama nedeniyle 45 bin hanede elektrik kesildi.

150 bine yakın insan karanlığa boğulduğu gibi, kaloriferler de işlemediği için eksi 8’leri bulan soğuk kış gününde adeta dondu.  Televizyonsuz, internetsiz, telefonsuz kaldı. 2200’e yakın işyeri de etkilendi. Cumartesi gece yarısı girişilen kundaklamadan zamanında haberdar edildiği halde, Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner, ancak yaklaşık 14 saat sonra olay bölgesinde gözüktü. İşte Berlinliler buna isyan etti.

CDU’lu Kai Wegner, “Berlin’de Berlin için en yüksek düzeyde politik sorumluluk taşıyan biri nasıl olur da bu kadar duyarsız olabilir?” suçlamalarına hedef oldu. Hem de haklı olarak. Çünkü böyle durumlarda halk, politik sorumluluk taşıyanları yanında görmek ister.  Kendilerine sahip çıkılmasını, yardım edilmesini, sorunlarıyla yakından ilgilenilmesini bekler. Ama nedense Kai Wegner bu duyarlılığı göstermedi. Almanya da Almanlar da, bunun tam zıddı davranışlara da tanıklık etti.

1961 yılında Almanya’nın Hamburg kentinde görülmemiş bir sel felaketi yaşandı. Sonradan Almanya Başbakanı olan SPD’li Helmut Schmidt, 17 Şubat 1962’de sabaha doğru meydana gelen sel felaketi döneminde Hamburg Polis Senatörü’ydü.

Hamburg’un çeşitli kesimlerinde evlerin, işyerlerinin sular altında kaldığı, otomobillerin sular içinde yüzdüğü felaketi duyar duymaz harekete geçen Helmut Schmidt, Alman askerlerin ve NATO birliklerinin yardıma koşması için telefona sarıldı. Federal Meclis milletvekilliği dönemindeki ilişkilerini kullanarak Alman ordusunun ülke içinde görev yapması öngörülmediği halde, 1500’ün üzerinde askerin kente yardıma gönderilmesini sağladı.

NATO birliklerine ait birçok askerin de. Başta en yakın komşu ülke Danimarka olmak üzere diğer ülkelerin yardım kuruluşları Kızıl Haç gönüllülerinin devreye sokulmasını da sağladı. Helmut Schmidt, 347 kişi yaşamını yitirdiği bu sel felaketinde daha fazla insanının hayatını kaybetmesini engelledi.

Evsiz barksız kalan insanları eyalete ait kurum ve kuruluşların salonlarına yerleştirilmesi için gece gündüz demeden çaba gösterdi. Sel felaketi mağdurlarını ziyaret ederek kendilerine destek sözü verdi. Ve sözünde de durdu.

2002 yılı Ağustos ayında eski Doğu Almanya sınırları içinde oluşturulan yeni eyaletlerden Saksonya ve Saksonya-Anhalt’ta sel felaketi yaşandı. Almanya’nın o dönemdeki Başbakanı Gerhard Schröder, çizmelerini ve su geçirmeyen naylon anorağını giyerek felaket bölgesinin yolunu tuttu.

Gelişmeleri yakından takip ederek, bölgedeki insanlara “hükümet yanınızda” dedi. Almanya’nın o dönemdeki Başbakanı CDU’lu Angela Merkel, Rheinland-Pfalz ve Kuzey Ren Vestfalya  (KRV) eyaletlerinde  2021’de Temmuz ayı ortalarında meydana gelen sel felaketi bölgelerine giderek vatandaşlarla tam bir dayanışma sergiledi.

Alman Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in sel bölgesi Erfstadt’a yaptığı ziyarete refakat  eden dönemin KRV Başbakanı ve CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet beklenmedik bir gaf yaptı. Cumhurbaşkanı Steinmeier, konuşmasını yaparken yan tarafta tanıdıklarla sohbet eden Armin Laschet’in gülmesi televizyon ekranlarına yansıdı.

İnsanlar bölgede acı çekerken onun gülmesi kendisinin seçimleri kazanma şansını bitirdi. Nitekim öyle de oldu ve 26 Eylül 2021’de yapılan genel seçimleri SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz kazanarak koltuğa oturdu. KRV’nin Solingen kentinde ırkçı Neonazi 4 Alman genci, 29 Mayıs 1993’te gece yarısı Türklerin oturduğu bir binayı benzin dökerek ateşe verip kundakladı.

4 yaşındaki Saime Genç, 9 yaşındaki Hülya Genç, 12 yaşındaki Gülüstan Öztürk, 18 yaşındaki Hatice Genç yanarak can verdi.  Sabahleyin erken saatlerde o dönemdeki Türkiye’nin Bonn Büyükelçisi Onur Öymen Solingen’e gitti.  Aynı gün sonradan Almanya Cumhurbaşkanı olan Johannes Rau da, Solingen’e giderek hem başsağlığı diledi hem de dayanışma sergiledi.

Johannes Rau, daha sonraki bir açıklamasında, “Yanan binanın önüne geldiğimde aklımdan ‘Sen bu dünyayı değiştiremezsin’ düşüncesi geçti” demişti.  Hatta aynı gün istifa etmeyi düşündüğünü de. Köln’de düzenlenen Cenaze törenine Almanya’nın o dönemdeki Cumhurbaşkanı Richard von Weizsaecker de katılmıştı.

23 Kasım 1992’de Almanya’nın Schleswig-Holstein eyaletine bağlı Mölln kentinde yabancı düşmanı, ırkçı Neonazilerin kundaklandığı binada 10 yaşındaki Yeliz Arslan, 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz ve 51 yaşındaki büyükanneleri Bahide Arslan ile 27 yaşındaki Gürsün İnce yaşamını yitirdi.

Bonn’daki basın toplantısında dönemin Almanya Başbakanı CDU’lu Helmut Kohl’ün cenaze törenine katılıp katılmayacağı sorulmuştu. O zamanki Hükümet Sözcüsü Dieter Vogel, “katılmayacak” deyince nedeni de sorulmuştu.

Dieter Vogel de, “Tanrı biliyor ki, Başbakan’ın daha önemli randevuları var. Başsağlığı, taziye turizmi istenmiyor” yanıtını verince ben de “Bu ırkçı kundaklamada yaşamını yitirenler Yahudi kökenli olsaydı, aynı şekilde ‘taziye turizminden’ söz edebilir miydiniz?” diye sormuştum. Tabii eveleyip gevelemiş, somut bir yanıt verememişti.

BAKMADAN GEÇME!