Saskia Esken cezalandırıldı

Güncelleme Tarihi:

Saskia Esken cezalandırıldı
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 19, 2025 11:51

Politika acımasızdır... Politikacılar da öyle. Seçimler beraber kazanılır, beraber de kaybedilir... Öyle olduğu halde, 23 Şubat’ta yapılan erken genel seçimlerde toplam oyların sadece yüzde 16.4’ünü alarak tarihi bir hezimete uğrayan Sosyal Demokrat Parti’de (SPD) gözler partinin Eş Başkanı Saskia Esken’e çevrildi. Yenilginin ‘tek suçlusu’ 2019 yılından beri SPD Eş Başkanı olarak görev yapan ve 2005 yılından bu yana SPD’li Şansölye Olaf Scholz’u 2021’de iktidara taşıyanların başında gelen o değilmiş gibi, partililerin çoğu kadın politikacı Esken’e yüklenmeyi yeğledi.

Haberin Devamı

Saskia Esken cezalandırıldı
Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile imzalanan koalisyon sözleşmesinin ‘tek suçlusu’ ve ‘tek sorumlusu’ Saskia Esken’miş gibi, aynı partililerden “Esken gitsin!” sesleri yükseldi.
“Aman ha Esken’e bakanlık verilmesin!” sesleri de...
Evet...
CDU/CSU ile SPD’nin oluşturduğu koalisyon hükümetinde partinin Eş Başkanı Lars Klingbeil, Başbakan Yardımcısı ve Federal Maliye Bakanı olurken, Saskia Esken devre dışı bırakıldı.
Evet...
Seçimler beraber kazanılıp, beraber kaybedildiği halde aynı seçimi beraber kaybeden Lars Klingbeil mükafatlandırılırken, Saskia Esken ‘cezalandırıldı’.
Başka bir deyişle, Saskia Esken ihanete uğradı.

Haberin Devamı

BİRLEŞMENİN YOLUNU AÇTI
Ama bu, dünyanın çeşitli kesimlerinde olduğu gibi Almanya’da da hiç de yeni bir olgu değildir.
Willy Brandt... Bir dönemler Alman sosyal demokratların ‘anıt adamı’ idi.
23 Mayıs 1949 tarihinde Alman Anayasası’nın kabulüyle resmen kurulan ‘Almanya Federal Cumhuriyeti’nin SPD’li ilk Başbakanı’ oldu 1969 yılında.
1970 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile Moskova Sözleşmesi’ni imzalayarak başlattığı “Ost Politik” (Doğu Politikası) ile Doğu Bloku’nun çökmesi ve iki Almanya’nın birleşmesinin yolunu açtı.
1971 yılında Nobel Barış Ödülü bile aldı.
Ancak ‘Özel Kalem Müdürü’ konumundaki danışmanı Günter Guillaume’un DDR kısa adıyla tanınan Alman Demokratik Cumhuriyeti yani Doğu Almanya gizli haber alma servisi ‘Stasi’ adına casusluk yaptığı ortaya çıkınca, Willy Brandt, 1974 yılında başbakanlık koltuğunu terk etmek zorunda kaldı.
Yerine SPD’li Helmut Schmidt geçti.
Ama Willy Brandt, SPD Genel Başkanı olarak görevine devam etti.
Partisi Brandt’a sahip çıktı.
Ancak 1987 yılında beklenmedik bir gelişme yaşandı.
Willy Brandt, Yunan vatandaşı Margarita Mathiopoulos’u SPD Sözcüsü yaptı.

GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLDİ
SPD üyesi bile olmayan Mathiopoulos’u parti sözcülüğüne getirdiği için Willy Brandt, adeta ‘günah keçisi’ ilan edildi.
SPD’nin ‘anıt adamı’ Willy Brandt, istifa tehdidinde bulununca, onu güç duruma düşürmemek için Margarita Mathiopoulos istifa edip görevi bıraktı.
Ama SPD’de homurtular durmadı.
Ve Willy Brandt, 23 Mart 1987 tarihinde, 1964’te üstlendiği SPD Genel Başkanlığı’ndan istifa etti.
Yani Willy Brandt da ihanete uğradı.
Ama birkaç ay sonra yapılan kurultayda delegelerin desteğiyle SPD ‘Onursal Başkanı’ seçilerek homurdananlara dolaylı da olsa şamar attı.

Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

16 YIL GÖREVDE KALDI
Helmut Kohl...
Almanya’nın 6’ncı Şansölyesi.
CDU’lu Helmut Kohl, Hür Demokrat Parti’nin (FDP) SPD ile ortaklığı bitirerek ‘cephe değiştirmesi’ üzerine 1 Ekim 1982’de başbakanlık koltuğuna oturdu.
Ve aralıksız olarak 16 yılı aşkın süre görevde kaldı.
Ve “Şimdiye kadar en uzun süre görev yapan Almanya Başbakanı” olarak tarihe geçti.
Tabii iki Almanya’nın birleşmesinde etkin rol oynadığı ve birleşme kendi döneminde gerçekleştiği için ‘Birleşik Almanya’nın Başbakanı’ olarak da.
27 Eylül 1998’de yapılan genel seçimleri CDU/CSU’nun kaybetmesi üzerine Helmut Kohl’ün koltuğuna 27 Ekim 1998’de SPD’li Gerhard Schröder oturdu.
Seçimleri kaybedince Kohl, 1973 yılından beri sürdürdüğü CDU Genel Başkanlığı’nı 1998’de bıraktı.
Kohl’ün yerine Wolfgang Schaeuble geldi ve sonradan Almanya Şansölyesi olan Angela Merkel de Genel Sekreter oldu.
1999 yılında Helmut Kohl’ün, partisi CDU adına 2.1 milyon Mark (1.05 milyon Euro) bağış aldığı, ancak bunun partinin kayıtlarına geçirilmediği ortaya çıktı.
Helmut Kohl, “Kendilerine şeref sözü verdim” diyerek bağışta bulunanların isimlerini açıklamamakta direndi.
Bunun üzerine farklı çevrelerden ve bazı CDU’lulardan Kohl’e eleştiriler yağdı.
Aynı günlerde o dönemdeki CDU Genel Sekreteri Angela Merkel, günlük gazetelerden Frankfurter Allgemeine Zeitung’da (FAZ) yayımlanan makalesinde, Helmut Kohl’ü partiye zarar vermekle suçladı.
Hukuk ve yasalara aykırı davranmakla suçladı.
Merkel’e bu yaklaşımı nedeniyle ihanet suçlamasında bulunanlar oldu.
“Mein Maedchen” (Kız çocuğum) diyerek elinden tutarak kendisine siyasi kariyer yapma, Almanya’nın politikasında etkin rol oynama, hatta sonradan Almanya’nın Başbakanı olma yolunu açan Helmut Kohl’e ağır eleştiri ve suçlamalarda bulunduğu için Angela Merkel’e “Baba katili” diyenler bile oldu.

 

 

BAKMADAN GEÇME!