Balkanlar seyahatimin ikinci durağı, Balkanlar’ın kalbinde yer alan Bosna/ Hersek’in Saraybosna şehri oldu. Beni yağmurla karşılayan bu şehir, tarih boyunca birçok medeniyetin kesiştiği nokta olması nedeniyle kendisine özgü kültürel bir mozaik oluşturmuş bir şehir.
Avusturya-Macaristan döneminden izler taşıyan yapıları, Osmanlı’dan kalan camileri, çok kültürlü atmosferi, savaşın izlerini taşıyan müzeleri, doğa ile iç içe alanlarıyla ve çevresiyle görülmesi gereken bir şehir. Bu yazımda Saraybosna’da gezilecek yerler arasında öne çıkan tarihi yapıları, etkileyici müzeleri ve doğal güzellikleri adım adım birlikte keşfedeceğiz.
Saraybosna, yalnızca tarihî dokusuyla değil, sıcak kanlı ve birazda vurdum duymaz insanları, çevresinde ki etkileyici doğası ve enfes mutfağıyla da ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Şehri ilk kez ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında: Başçarşı ve Sebil, Gazi Hüsrev Bey Camii, Latin Köprüsü, Umut Tüneli ve Milli Kütüphane gibi tarihi yapılar geliyor.
Müze gezmeyi sevenler için ise War Childhood Museum, Gallery 11/07/95, Saraybosna Müzesi, Siege of Sarajevo Museum ve Ars Aevi gibi müzeler şehrin geçmiş tarihini anlamak adına önemli yapılar. Bunun yanı sıra öne çıkan diğer önemli yapılar arasında Ferhadiye Camii, Hünkar Camii, Ali Paşa Camii ve Sırp Ortodoks Katedrali gösteriliyor. Saraybosna’da zaten birçok önemli gezi noktası yürüme mesafesinde yer alıyor bu yüzden şehir merkezinde ki bu yapıları yürüyerek kolayca gezebilirsiniz. Merkeze uzak bölgelere ise tramvay ve otobüslerle ulaşım mümkün.
Başçarşı: Saraybosna’yı ilk kez ziyaret eden hemen hemen herkesin yaptığı gibi ben de şehri dolaşmak için başlangıç noktası olarak burayı tercih ettim. Bütün Saraybosna fotoğraflarında gördüğünüz o ikonik ahşap sebil, işte bu çarşının tam da kalbinde yer alıyor. Bosnalıların dediği gibi “Her kim ki bu sebilden bir yudum içer bir gün Sarajevo’ya mutlaka geri döner.” Ben bir daha döneceğimi düşünmüyorum o yüzden içmedim. Saraybosna’nın simgesi olan Sebil, hem mimarisi hem de tarihi önemiyle şehrin ruhunu yansıtan özel bir yapı.
1753 yılında Bosnalı vezir Mehmed Paşa tarafından inşa ettirilen bu ahşap sebil, Osmanlı döneminin tipik çeşme mimarisini taşıyor.
Ahşap oymaları ve sekizgen formuyla dikkat çeken bu yapı, genellikle çevresindeki güvercinlerle birlikte anılıyor. (Saraybosna’daki bu Sebilin bir replikası 2006 yılında Bursa’da da inşa edildi ve iki şehir arasında kardeşlik ilan edildi ). Günün her saatinde çevresinde toplanan insan kalabalığı, kuşlara yem atanlar ve fotoğraf çeken turistlerle karşılaşabilirsiniz.
Balkanlar’ın en çok ziyaret edilen destinasyonlarından biri olan Saraybosna, Türkler için vizesiz seyahat imkânı ve uygun fiyatlı konaklama seçenekleri sunuyor. Bu yüzden de şehri ziyaret edenler arasında Türk turistler ilk sıralarda yer alıyor, şehri dolaşırken kendinizi sanki Türkiye’de gibi hissediyorsunuz.
Başçarşı, aynı zamanda Saraybosna’nın önemli kültürel merkezlerini de çevresinde barındırıyor. Gazi Hüsrev Bey Camii, Saat Kulesi, Morica Han, Bakırcılar Sokağı gibi noktalar, bu bölgeye birkaç dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor. Çarşıyı dolaşırken hemen hemen her adımda başka bir tarihi yapı karşınıza çıkıyor. Ayrıca geleneksel Boşnak kahvesi içebileceğiniz birçok küçük kafe de bu sokakların üzerinde bulunuyor.
Akşamları günü birlikçi turistler gittikten sonra bu taş sokakların arasında dolaşmak, tarihi binaların gece ışıklandırmasıyla daha da etkileyici bir hal alıyor.
Konaklama açısından da Başçarşı bölgesi oldukça cazip. Tüm önemli kültürel yapılara yürüyüş mesafesinde olması, şehri kısa süreli seyahat edenler için avantaj sağlıyor.
Latin Köprüsü: Saraybosna’yı ikiye ayıran Miljacka Nehri’nin üzerinde kurulu Latin Köprüsü, ününü 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olmasından alıyor. Bilindiği gibi, Avusturya-Macaristan Dükü Ferdinand’ın bir Sırp tarafından bu köprü üzerinde suikaste uğrayarak öldürülmesi, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olmuştu. 1541’de ahşap olarak yapılan bu köprü daha sonra yenilenerek taş köprü haline getirilmiş.
Taşlıhan: Saraybosna’nın ticari geçmişine ışık tutan yapılardan biri olan Taşlıhan, 1540–1543 yılları arasında Gazi Hüsrev Bey tarafından inşa ettirilmiş. O dönemlerde han ve kervansaray olarak kullanılan bu yapı, şehirdeki Osmanlı ticaret hayatının merkezlerinden biri olmuş.
Ne yazık ki zamanla çıkan yangınlar ve savaşlar nedeniyle büyük bölümü yıkılan yapı, günümüzde ferah bir açık alan olarak korunuyor. Restorasyon çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan taş temeller ve kemerli yapılar, ziyaretçilere buranın tarihî önemini gözler önüne seriyor.
Taşlıhan, Gazi Hüsrev Bey Bedesteni’nin hemen yanında yer alıyor.
Belediye Binası: Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde kütüphane olarak inşa edilen yapı, iç savaş sırasında hasar görmüş ve restore edilmiş. Şu anda belediye binası olarak kullanılıyor ve mimarisiyle dikkat çekiyor.
Kutsal Kalp Katedrali: 19. Yüzyıl’da neoklasik tarzda inşa edilen Saraybosna’nın en büyük Hristiyan katedrali. Önünde Papa 2. Jean Paul’un de bir heykeli bulunuyor.
Ferhadija Caddesi: Şehrin en ünlü alışveriş duraklarından olan caddenin Başçarşı ile birleştiği noktada bir ayrım çizgisi buluyor. Bu çizgi kültürler arası geçişi de simgeliyor. Ferhadija Caddesi batı tarzı binalardan oluşurken, Başçarşı çevresi Osmanlı dönemini temsil ediyor.
Inat Kuca – İnat Evi: Şimdilerde restoran olarak kullanılan İnat evini ilginç yapan aslında hikayesi; Avusturya Macaristan İmparatorluğu döneminde evi elinden alınmak istenen yaşlı ve inatçı bir adamın evini vermemek için uzun süre direnmesi ve sonunda çokça altın ve nehrin karşı yakasına evinin aynısının yapılması şartıyla razı olması sonucu yapılmış. Bu yüzden adı’ İnat Evi’.
Sonsuz Ateş: 2. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin anısına yapılan anıt kemerinin altında 1946’dan bu yana gece gündüz sönmeden yanan bir meşale…İç savaş sırasında meşalenin yanması dursa da iç savaş sonrası tekrar yakılmış. Bu anıt aynı zamanda Tito’nun Ateşi olarak da biliniyor.
Soykırım Müzesi: Bosna iç savaşının ardından yapılmış müzede, iç savaşın bütün acılarına ait binlerce arşiv mevcut ama bir tur ile gezmenizi tavsiye ederim. Umut Tüneli (Sarajevski ratni tunel): Saraybosna’nın yakın tarihinde yaşadığı en karanlık dönemine ışık tutuyor. 1992–1995 yılları arasında süren Bosna Savaşı sırasında, şehir Sırp kuvvetleri tarafından tamamen kuşatılmışken inşa edilen bu tünel, adeta bir yaşam hattı işlevi görmüş. Saraybosna Havalimanı’nın altından geçen 800 metrelik bu dar geçit, halkın gıda, ilaç ve silah gibi temel ihtiyaçlarını temin edebilmesi ve sivillerin şehir dışına çıkabilmesi için hayati öneme sahipti.
Tünel, savaş döneminde Butmir ve Dobrinja mahalleleri arasında gizlice kazılmış. Günümüzde ziyaretçilere açık olan kısım bu uzun koridorun yalnızca 20-25 metrelik bir bölümü. Tünelin içinde yer alan küçük müzede, savaş yıllarına ait fotoğraflar, üniformalar, patlamamış mühimmatlar, el arabaları ve dönemin belgeleri sergileniyor.
Şehir merkezinden buraya ulaşım taksi veya özel turlar aracılığıyla sağlanabiliyor.
Saraybosna’nın en ünlü müzeleri: War Childhood Museum, Gallery 11/07/95, Saraybosna Müzesi (Brusa Bezistan) ve Ars Aevi, şehirdeki en dikkat çeken müzeler arasında.
SARAYBOSNA’DA KAÇ GÜN KALMALI? Şehir merkezini keşfetmek için 2 gün yeterli. Çevre destinasyonları da gezmek isterseniz 3 gün mükemmel.
SARAYBOSNA’YA NE ZAMAN GİTMELİ?İlkbahar ve sonbahar ayları hem hava koşulları hem de daha az turist olduğundan en uygun dönemler. Yaz ayları ise festivallere ilgi duyanlar için daha ilginç olabilir
SARAYBOSNA HAVAALANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?Taksi veya özel transfer ile mümkün. Otobüs ya da tramvayla direk havaalanından şehir merkezine servis yok. Havaalanı- Şehir merkezi arası mesafe 9 km civarında ve yaklaşık 20–30 dakika sürüyor.
FESTİVALLER:Saraybosna, yıl boyunca birçok sanatsal ve kültürel etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Eğer seyahatinizi bu tarihlere denk getirirseniz şehrin bu ünlü festivallerini de ziyaret edebilirsiniz.
Sarajevo Film Festivali : Ağustos ayında düzenlenen, Balkanlar’ın en büyük
film festivali.
Sarajevo Jazz Festivali : Kasım ayında uluslararası caz festivali ünlü sanatçılarının sahne aldığı önemli bir etkinlik.
Mess Tiyatro Festivali: Ekim ayında düzenlenen bu festival tiyatro sevenler için mükemmel…Bosna Hersek ‘te ve özellikleri de Saraybosna’da Türkiye’de ki gibi hızlı ve kaliteli servis beklemeyin. Maalesef çok yavaş ve rahat insanlar sanki turistlere fazlasıyla doymuşlar hissiyatı veriyorlar. Aynı şekilde hijyen konusunda da da Avrupa standartlarına oldukça uzaklar özellikle tuvaletleri!