Güncelleme Tarihi:

Ama hem koalisyon hükümetinin hem de Şansölye Merz’in iktidardaki ilk 100 günü epey sancılı geçti.
Zaten bunun böyle olacağı baştan belliydi.
Tarih: 6 Mayıs 2025.
Yer: Federal Meclis.
Olay: Başbakan seçimi.
630 sandalyeli Federal Meclis’te Almanya’nın 10’uncu Başbakanı seçimi yapıldı.
Tek aday CDU lideri Friedrich Merz’di.
CDU/CSU’nun 208, SPD’nin 120 milletvekili olduğu halde, ortaklaşa aday gösterdikleri Friedrich Merz, gizli yapılan oylamada, ancak 310 oy alabildi.
Yani mutlak çoğunluk için gereken 316’yı bulamadı.
Oy kullanan 307 milletvekili “hayır” derken, 3 parlamenter “çekimser” kaldı ve bir oy da geçersiz sayıldı.
CDU sıralarında oturan Friedrich Merz, tam bir hayal kırıklığı yaşadı.
Bu 23 Mayıs 1949’da Alman Anayasası’nın kabulüyle resmen kurulan Almanya Federal Cumhuriyeti’nin tarihinde bir ilkti.
İlk kez bir başbakan adayı ilk turda seçilememişti.
Yeşiller ve Sol Parti’nin desteğiyle tüzükte değişiklik yapılarak aynı gün öğleden sonra ikinci tura geçildi.
Ve Friedrich Merz, oylamaya katılan 618 milletvekilinden 325’inin desteğiyle Almanya’nın 10’uncu Başbakanı seçildi.
289 milletvekili “hayır” derken, 1 parlamenter çekimser oy kullandı ve 3 oy da geçersiz sayıldı.
CDU’lu Federal Meclis Başkanı Julia Klöckner, “325 ‘evet’ oyu kullandı” der demez, Merz’in yüzü güldü.
Oturumu Federal Meclis’in tribününden izleyen eşi ve iki kızı sevinçten adeta uçarken, Merz’in de yüzü güldü.
CDU/CSU’lu ve SPD’li parlamenterler Almanya’nın yeni Başbakanı’nı ayakta alkışladı.
Ve aynı gün yeni hükümet göreve başladı.
Ama bu sancılı bir başlangıçtı.
Çok geçmeden sancılar artmaya başladı.
SPD’li Federal Çalışma ve Sosyal Bakanı Baerbel Bas, Almanya genelinde memurların da Emeklilik Sigortası Primi ödemelerini gündeme taşıdı.
Tabii CDU/CSU buna karşı çıkınca ortaklar arasında gerginlikler yaşandı.
Aynı günlerde CSU’lu Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, düzensiz göçün engellenmesi ve sığınmacı sayısının azaltılması için Almanya sınırlarında kontrollerin artırılmasını önerdi.
Bu öneriye destek veren Şansölye Merz, somut tavır sergilemekten kaçınsa da, SPD’nin Dobrindt’in önerisine karşı çıkması nedeniyle ortaklar arasında yaşanan gerginliğe bir yenisi daha eklendi.
Her ne kadar CDU/CSU ve SPD koalisyonu göreve başlamadan önce “taze borç” alınması yolunu açan “borç freninin gevşetilmesi” kabul edilse de, önümüzdeki yıllarda meydana gelecek bütçe açığının kapatılması için sosyal demokratlar yüksek gelirlilerden daha fazla vergi alınmasını gündeme getirdi.
Tabii CDU/CSU buna karşı çıktı.
Bunun üzerine ortaklar arasında gerginlik daha da arttı.
Seçim öncesi işletmelere olduğu gibi özel şahıslar için de enerji vergisinde indirim sözü verildiği halde, CDU/CSU’nun bastırması üzerine, bu uygulamanın sadece çok enerji tüketen sanayi alanlarında geçerli olması kararlaştırıldı.
Tabii buna da SPD’liler çok bozuldu.
Ortaklar arasında asıl sıkıntı ise 11 Temmuz’da yaşandı.
Federal Anayasa Mahkemesi’nde yeni görev almaları için CDU/CSU Federal İş Mahkemesi yargıcı Günter Spinner’i, SPD de hukuk profesörleri Ann-Katrin Kaufhold ve Frauke Brosius-Gersdorf’u aday gösterdi.
Partilerin Federal Meclis Grupları uzlaşmaya vardıkları halde, oylama günü CDU/CSU’lu bazı parlamenterlerin SPD’nin adayı Prof. Brosius-Gersdorf’a destek vermeyeceği ortaya çıktı.
Beklenmeyen bu gelişme, ortaklar arasındaki sancıları daha da arırdı.
Hatta SPD’li bazı yöneticiler, “Biz bu CDU/CSU’lulara nasıl güvenelim?” demeye bile başladılar.
İsrail Güvenlik Kabinesi’nin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Gazze’yi işgal etme planına onay vermesi üzerine, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in “Bu koşullar altında Federal Hükümet, Gazze Şeridi'nde kullanılabilecek askeri teçhizat ve silah ihracatına süresiz olarak izin verilmemesi kararı almıştır” açıklaması “kardeşleri” (CDU-CSU) de birbirine düşürdü.
CSU, Şansölye Merz’i kendileriyle görüşmeden böyle bir karar almakla suçlarken, “Bunu kabul etmek mümkün değil. İsrail’e silah ve mühimmat ihracı sürdürülmeli” dedi.
Şansölye Merz’e “özgürlükçü hukuk devleti lideri gibi değil, tek başına karar veren diktatörler gibi davranıyor” suçlamasında bulunanlar bile oldu.
Her ne kadar Şansölye Merz, göreve başladığı günlerde, “koalisyonun atacağı kararlı adımlar sayesinde yurttaşlar yaz aylarında durumlarının olumlu yönde değiştiğini hissedecekler” dese de, yapılan kamuoyu yoklamalarında vatandaşın hiç de öyle düşünmediği görülmekte.
Aynı kamuoyu yoklamaları hem hükümet partilerine desteğin azaldığını hem de Şansölye Friedrich Merz’e güvenin diplere vurduğunu göstermekte.
Bu da koalisyonun sancılarının önümüzdeki dönemlerde daha da artacağı yönünde ciddi sinyaller vermekte.
