"Reformlar sonbaharı" lafta kaldı

Güncelleme Tarihi:

Reformlar sonbaharı lafta kaldı
Oluşturulma Tarihi: Kasım 26, 2025 13:41

Almanya’da 23 Şubat 2025 tarihinde yapılan erken genel seçimlerden sonra “kardeş partiler” olarak bilinen Hristiyan Demokrat/Hristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) oluşturduğu koalisyon hükümeti, 6 Mayıs’ta iktidara geldi.

Haberin Devamı

Reformlar sonbaharı lafta kaldı

CDU Genel Başkanı Friedrich Merz, Almanya’nın 10. Başbakanı seçilerek koltuğuna oturdu. Merz, daha ilk günden itibaren hem iç hem de dış politikada Almanya’yı daha da güçlendirmek için derhal kolları sıvamaya kararlı olduklarını ilan etti.

2025 yılı bütçesiyle ilgili olarak 17 Eylül’de Federal Meclis’te yaptığı konuşmasında, “Birincisi, özgürlüğümüz tehdit altında! Yurttaşlar güvensizliğin arttığı hissi taşıyor. İkincisi, ekonomi modelimiz baskı altında. Üçüncüsü, birlikteliğimiz soru işaretleri taşıyor. Ülkemizin geleceği önemli. Nasıl yaşadığımız, nasıl birlikte yaşadığımız, nasıl çalıştığımız, ekonomiyi nasıl yönlendirdiğimiz, değerlerimizi nasıl koruduğumuz önemli” dedi.

“Federal hükümet bu gerçekleri göz önünde bulundurarak, birlikte hareket etmeye kararlı. Özgürlüğümüzü koruyacağız, refahımızı güvence altına alacağız ve toplumumuzda bütünlüğün korunmasını sağlayacağız” açıklamasında bulundu.

Ve “Bunların hepsini biz, ülkemizi ileri taşımak için yapıyoruz. Bunların hepsini biz, Almanya’ya olan sorumluluğumuz için yapıyoruz” görüşünü vurguladı. Ve Şansölye Merz, önümüzdeki ayların “reformlar sonbaharı” olacağı müjdesini verdi. Evet… Nerdeyse sonbaharın sonu yaklaştı. Ama “reformlar sonbaharı” hala gözükmedi. Yani bir yerde “reformlar sonbaharı” lafta kaldı.

Rusya’nın Ukrayna’da 24 Şubat 2022’de başlattığı ve hala sürdürdüğü savaş, diğer ülkelerin olduğu gibi Alman hükümetinin de işini zorlaştırdı. İsrail’in Gazze’de giriştiği katliamlar da öyle. ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa Birliği (AB) ülkelerine dönük gümrük vergilerini artırması diğer ülkeleri olduğu gibi Almanya’yı da etkiledi.

Çin’in bazı ürünlerin ithalini sınırlandırması, başta otomotiv sanayi olmak üzere Almanya’da da çeşitli iş kollarını olumsuz yönde etkiledi. Merz iktidara geldiğinde 2.9 milyon olan işsiz sayısında düşüş olmadı. “İktidara gelir gelmez Almanya’ya düzensiz göçü engelleyeceğiz, sınırlarda kontrolleri artırıp sığınmacı sayısını azaltacağız” sözü veren Friedrich Merz, bu alanda belirli ölçüde de olsa, başarılı oldu.

Merz’in döneminde sığınma başvurularında yüzde 60’a yakın düşüş oldu. Sosyal yardım nitelikli “Yurttaş Parası” yerine, gelecek yıl nisan ayı itibarıyla “Temel Güvence” ödemelerine geçme kararı verildi ve kendilerine gösterilen işyerlerinde çalışmayı reddedenlere ödeme yapılmaması kararlaştırıldı. Bu yıl nisan ayından sonra Almanya’ya gelen Ukraynalılara da “Yurttaş Parası” yerine daha düşük olan “Sığınmacı Parası” ödenmesi de.

Friedrich Merz, zor bir dönemde görevi devraldı. Ama verilen sözler yerine getirilmediği için de, beklenmedik bir şekilde ve hızlı güven kaybına uğradı. Merz göreve başladıktan sonra yapılan kamuoyu yoklamalarına bakıyorum.
Forsa tarafından haziran ayında yapılan kamuoyu yoklamasına göre, Şansölye Merz’in politikasından ve çalışmalarından memnun olanların oranı yüzde 42’yi bulurken, geçen hafta yapılan son kamuoyu yoklamasında bu oranın yüzde 23’e düştüğünü görüyoruz.

Memnun olmayanların oranın da yüzde 75’e ulaştığını da. İşin ilginç yönü, sadece CDU’luların yüzde 58’i Merz’in politikasından memnun. “Kardeş parti” CSU’luların yüzde 52’si ise memnun değil. Hükümet ortağı SPD’lilerin yüzde 70’i de öyle. Memnuniyetsizlik oranı Yeşiller’de yüzde 89’u, Sol Partililerde yüzde 95’i sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) yanlılarında da yüzde 96’yı bulmakta.

8 Aralık 2021’de göreve başlayan kendisinden önceki SPD’li Almanya Başbakanı Olaf Scholz’tan, 2024 yılı temmuz ayında yapılan kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 76’sının memnun olmadığını bilen Friedrich Merz, belki de “Rekor bende değil. Benden daha kötüleri de var” diyerek kendi kendisini teselli ediyordur.

Ancak son kamuoyu yoklamalarına göre, Almanya’da halkın yüzde 54’ü hiçbir partiye güven duymamakta. Halkın sadece yüzde 17’si CDU/CSU’nun, yüzde 13’ü AfD’nin, yüzde 5’i SPD’nin, yüzde 5’i Yeşiller’in, yüzde 4’ü de Sol Parti’nin ülkenin sorunlarını çözebileceği görüşünü paylaşıyor.

Tabii bu gelişme de, özgürlükçü demokrasi ve hukuk devleti Almanya Federal Cumhuriyeti açısından hiç de iyi sinyaller vermemekte…

BAKMADAN GEÇME!