Okulda haça ‘Evet’, camide ezana ‘Hayır’ diyen zihniyet

Okulda haça ‘Evet’, camide ezana ‘Hayır’ diyen zihniyet

Köln Anakent Belediye Başkanı Henriette Reker ‘model proje’ olarak önümüzdeki iki yıl boyunca kentteki camilerde cuma günleri 12.00-15.00 saatleri arasında 5 dakika açıktan, yani hoparlörden ezan okunmasına izin verdi.

Haberin Devamı

Okulda haça ‘Evet’, camide ezana ‘Hayır’ diyen zihniyet

Dünyaya açık bir kent olan Köln’ün, bununla Müslümanların haklı dinsel çıkarlarının korumak olduğunu da vurguladı.

Daha duyulur duyulmaz bazı çevreler bağımsız Henriette Reker’i adeta topa tuttular.
Bazı basın organları da öyle.
Bunun üzerine Henriette Reker, sosyal medyada şöyle bir paylaşımda bulundu:
“Köln dini özgürlük ve çeşitlilik kentidir. Köln’e gelen Dom Kilisesi tarafından selamlanır ve kendisine çan sesleriyle refakat edilir. Kölnlülerin birçoğu Müslümandır. Ezan okunmasına izin vermek benim için saygının bir işaretidir.”
Aslında buna kimsenin itirazı olmaması gerekir.
Ama hoşgörü yoksunları, her türlü özgürlüğü sadece kendilerine hak görenler, eleştiri ve tepkileri sürdürdü.
İşte bu tepkileri anlamak mümkün değildir.
Almanya Anayasası’nın 4’üncü maddesinde “Din ve vicdan özgürlüğü ile din ve dünyevi inanç özgürlüğüne dokunulamaz. Dinin rahatsız edilmeden uygulanması güvence altındadır. Hiç kimse, vicdanına aykırı olarak, silahlı savaş hizmetine zorlanamaz” denilmektedir.
Demokratik bir hukuk devleti olan Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasası’ndaki din özgürlüğü bu ülkede yaşayan 5.5 milyona yakın Müslüman için de geçerli olduğu halde, Reker’e gösterilen tepkiyi ve yağan eleştirileri gerçekten anlamak mümkün değildir.
İşte bu nedenle zaman zaman bu köşede yer verdiğim şu satırları yeniden yazıyorum...
Şu ‘bizim Almanları’ anlamak kolay değil.
Hem de hiç kolay değil.
Hatta zor.
Zaman zaman ise imkânsız.
*
Evet...
Almanya’nın Schleswig Holstein eyaletindeki Rendsburg kentinde 2010’da Merkez Camii’nin minaresinden sela verilmesine ve 5 vakit ezan okunmasına izin verildi.
Kimse de sesini çıkarmadı.
Hessen eyaletinin Dillenburg kentinde 1996 yılında hoparlörden ezan okundu.
Ama çevrede oturanlar “Rahatsız oluyoruz” diyerek mahkemeye başvurdu.
Belediye Meclisi de buna “Yolda giderken aniden hoparlörden ezan sesini duyan ve Müslüman olmayan bir sürücü paniğe kapılıp kaza yapabilir” diye gerekçe göstererek destek verdi.
Ben de o zamanlar “İyi de bu kentte Katolik olmayan insanlar aniden kiliselerden yükselen çan seslerini duyunca kaza yapmazlar mı acaba?” diye yazmıştım.
Dillenburg yerel yönetimi hoparlörden ezan okunmasını yasakladı.
Neyse ki Giessen İdari Mahkemesi’nin yargıçları sağduyulu ve adil bir karar alıp, Dillenburg yerel yönetiminin bu kararını ‘din özgürlüğü ile bağdaşmadığı’ gerekçesiyle iptal etti.
Daha sonraları Kuzey Ren Vestfalya (KRV-NRW) eyaletine bağlı Bochum yakınlarındaki Oer-Erkenschwick’teki Abdülhamit Han Camisi’nde hoparlörden ezan okunmasına kent yönetimi izin verdi.
Caminin dibinde değil, camiden 980 metre uzaklıkta oturan bir Alman çift, ezan sesinden rahatsız oldukları gerekçesiyle Gelsenkirchen İdari Mahkemesi’ne başvurarak dava açtı.
Mahkeme bu çifti haklı buldu ve hoparlörden ezan okunmasını yasakladı.
Tabii bu karara itiraz edildi.
Ve Münster’deki Yüksek İdari Mahkemesi yargıçları, “Ezan okunması dini özgürlüktür” diyerek yasağı iptal etti.
*
Köln Anakent Belediye Başkanı Reker’in bu kararına Bavyera’dan tepkiler geldi ve “Biz bu tür model denemeleri istemiyoruz” denildi.
İşte bunu anlamak da mümkün değildir.
Koyu Katolik Bavyera’nın Hıristiyan Sosyal Birlik Parti’li (CSU) Eyalet Başbakanı Markus Söder’in göreve geldiği 2018’deki ilk işlerinden biri, başka dinden olanların da girip çıktığı kamu kurum ve kuruluşların kapılarına haç astırmak oldu.
Müslüman ve başka dinden olan çocukların da eğitim gördükleri okulların giriş kapılarına ve sınıflara bile.
İşte okullarda haça “Evet”, camide ezana “Hayır” diyen bu zihniyeti anlamak mümkün değildir.

Haberle ilgili daha fazlası: