‘O iki günü hiçbir zaman unutmayacağım’

‘O iki günü hiçbir zaman unutmayacağım’

Berlin’de mali müşavirlik, hasta bakıcı ve mali danışmanlık gibi farklı alanlarda şirketleri bulunan Mustafa Özal, 3 Nisan’da koronavirüs test sonucunun pozitif olduğunu öğrendi. Hastaneye yattıktan sonraki ilk iki günü hiçbir zaman unutmayacağını belirten Özal, eşi ve beş kızıyla birlikte salgına nasıl yakalandığını, o süreçte neler yaşadığını ve hastalığı nasıl yendiğini Hürriyet’e anlattı.

Haberin Devamı

“KIZIMLA birlikte Türkiye’deydik. Her şey kapandığında Berlin’e dönmenin yollarını aradık. Dört kez biletimiz yandı. Kızım üniversitede tıp okuyor. Onun Almanya’ya dönmesi gerekiyordu. En sonunda İsviçre üzerinden Berlin’e geldik. Tam bir karmaşa yaşanıyordu. Müşterilerimiz mali yardımlardan yararlanmak için bizden destek bekliyordu. Çalışanlardan otomobili olmayanların evde, diğerlerinin büroya gelip çalışmasını kararlaştırdık. Çalışanlar olarak öğle yemeğimizi birlikte kendimiz yapıp, yiyorduk. Virüsü de çalışanlardan biri büroya getirdi. 7 personelin tamamı ve sonra da aileleri virüsü kaptı. O süreçte yaklaşık 30 kişi bir anda virüse yakalandı. İşlerimiz neredeyse durdu. Ben de kaptım. Eşime ve beş kızıma bulaştırdım. Benim ateşim sürekli yükseliyordu. Tıp fakültesinde okuyan kızım ateşimi düşürmek için çaba sarf ediyordu. Virüs her birimizde farklı etkiler gösterdi. Benim ateşim yükseldi ve sürekli öksürdüm. Eşim yemek tadını alamaz oldu. Az da olsa ateşi çıktı. Kızlarımın ise hastalık seyri daha hafif seyretti. Ciddi bir belirtileri olmadı. Yaklaşık iki hafta evde kaldım. Doktor eve gelip gidiyordu. Evin içine girmiyordu. Kapıda muayene edip gidiyordu. Sonra ateşim yükselince Evimizin yakınlarındaki St. Joseph Hastanesi’ne kaldırıldım.”

‘O iki günü hiçbir zaman unutmayacağım’
‘25 GÜN SONRA İYİLEŞTİM’
“Orası korona vakalarına bakmayan bir hastaneydi. Beni hemen tek kişilik bir odaya aldılar. İlk andan itibaren personel büyük panik yaşadı. Kimse bana yanaşmadı. Ateşimin düşmesi için ilk gün ilaç verip gidiyorlardı. Kendimi hücrede gibi hissettim. Psikolojik olarak çöktüm. Bana sadece kapıdan su ve yemek veriliyordu. Ben bağırmasam gelip bana bakan da yoktu. İki gün boyunca kimseyle görüştürülmedim. O iki gün yaşadığım duyguları ve hissettiklerimi hiç unutmayacağım. Hastaneye gitmem beni daha da kötü yaptı. İki gün sonra kendi rızamla hastaneden çıktım. Evde en azından banyo yapabiliyordum. 25 gün sonra iyileştim. Eşimin hastalığı da benimki kadar sürdü. Çocuklar ise hafif atlattı. Onlar hem bizden sonra virüs kaptı hem de bizden önce iyileşti. Hastalığı annem ve babamdan gizledik. Onlarla sürekli görüntülü konuşuyorduk. Telefon etiklerinde önce cevap vermiyordum. Kendimi biraz iyi hissedince pijamalarımı çıkarıp günlük giysilerimi giyip çalışma odasına geçiyordum. Kısa görüntülü konuştuktan sonra yine yatağa giriyordum. Onların hastalığı öğrenip panik yapmalarını istemedim.”
Özal, bir çalışanın eşinin virüs taşıdığı sırada doğum yaptığını ve ikiz doğurduğunu da söyledi. Kimi çalışanların ise hastalığı çok ağır atlattığını da belirtti.