Merz'den gönül alma hediyesi

Güncelleme Tarihi:

Merzden gönül alma hediyesi
Oluşturulma Tarihi: Mart 07, 2026 11:23

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, hafta başında Washington’a giderek Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’la buluştu.

Haberin Devamı

Merzden gönül alma hediyesi

Bu geçen yıl mayıs ayında göreve başlayan Şansölye Merz’in Washington’a yaptığı üçüncü ziyaretiydi.

Geçen yıl Haziran ayında yaptığı ilk resmi ziyaretinde Şansölye Merz, baba tarafından Alman kökenli olan Donald Trump’a, Almanya’nın Rheinland-Pfalz eyaletine bağlı Kallstadt beldesinde dünyaya gelen büyükbabası Friedrich Trump’ın 1869 yılındaki doğum belgesinin altın çerçeveli bir kopyasını hediye etmişti.

Tabii bir yerde “kökenini unutma, bizimle iyi geçin” mesajı vermek de istemişti. Trump çok memnun olmuştu Merz’in bu hediyesinden. “Fantastic” (harika), “beautiful” (güzel) demişti.

Bu belgeyi Oval Ofis’te onur duyulacak bir yere asacağını söylemişti. Şansölye Merz, hafta başında yaptığı ziyaretinde de, 1875 yılında Prusya Krallığı ile ABD arasında imzalanan Dostluk ve Ticaret Anlaşması’nın bir kopyasını armağan etti. Tabii bu da bir “gönül alma” ve “hatırlatma” hediyesiydi. Almanya da dahil, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine dönük Gümrük Vergisi’ni artırma kararı alan Donald Trump’ı “yumuşatmak” için sunulan bir armağan.

Haberin Devamı

İlk resmi ziyaretinde de olduğu gibi Donald Trump, bu sefer de Şansölye Merz’e yine övgüler yağdırdı. “Friedrich” diyerek Merz’e ön ismiyle hitap eden Trump, “O benim dostumdur” dedi. Almanya ile ABD’nin birbirleriyle çok iyi anlaştıklarının altını çizdi. Merz’in çok başarılı bir Başbakan olduğunu söyledi. Zaman zaman eliyle Şansölye Merz’in dizine dokunarak, hatta “vurarak”, Friedrich Merz’in “Avrupa’nın lideri” olduğunu bile söyledi.

Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel’in sığınmacı politikasını o zamanlar yerden yere vuran Trump, Friedrich Merz’in “düzensiz göçü engelleme” politikasına övgüler yağdırdı.

Tabii heyetler arasında yapılan görüşmelerde Trump’ın Gümrük Vergisi ile ilgili tehditleri ve planları ile AB’nin olası “tepkileri” de gündeme geldi.

Ancak bu alandaki görüşmelerle ilgili herhangi bir açıklamada bulunulmadı. Ortaklaşa düzenlenen basın toplantısında Donald Trump, ABD ile İsrail’in İran’a saldırılarını çok açık bir biçimde eleştiren İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile Orta Doğu’daki üslerini ABD’ye açmayacaklarını ilan eden İngiltere Başbakanı Keir Stramer’a eleştiriler yağdırırken, Friedrich Merz, “sessiz kalmayı” yeğledi. Tabii geri döndükten sonra hem İspanya’dan hem İngiltere’den hem de Almanya’daki muhalefet partilerinden Şansölye Merz’e eleştiriler yağdı.

Haberin Devamı

İspanya basını da İngiliz basını da Merz’in sessiz kalmasını sert bir dille eleştirdi. “Avrupa liderliğine soyunan bir politikacının böyle davranması kabul edilemez. Böyle Avrupa lideri olunmaz” yorumları yapıldı.

Başta Yeşiller ve Sol Parti olmak üzere Almanya’da çeşitli çevreler de Şansölye Merz’e ağır eleştirilerde bulundular.

Aslında bu yöndeki eleştiriler Friedrich Merz’in ziyaretinden önce de başlamıştı. Çünkü çeşitli ülkeler, ABD ile İsrail’in İran’a saldırılarını “Uluslararası hukuk ihlali” olduğundan dolayı eleştirirken, Şansölye Merz, sessiz kalmayı yeğlemişti. Nedeni de çok açıktı. Zira Trump-Merz görüşmesinin tarihi önceden belirlenmişti.

Haberin Devamı

Bu denli önemli resmi bir ziyaret öncesi, “kendi açısından haklı olarak”, Friedrich Merz, sessiz kaldı. Ama bu Friedrich Merz’in ilk sessiz kalması değildi. İsrail Gazze’ye bomba yağdırıp bebek, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden binlerce kişiyi öldürürken de uzun süre suskunluğa gömülmüştü Şansölye Merz. Evet…

Almanya’nın ve Almanların Nazi döneminde Yahudilere girişilen soykırım nedeniyle İsrail’e karşı “tarihsel bir sorumluluğu” vardır. Ama ortada da Gazze’de herkesin gözü önünde yaşanan bir katliam ve dünyayı kasıp kavuracak bir “Üçüncü Dünya Savaşı” çıkması tehlikesi var.

Sağduyulu devlet adamlarının da, dünyanın kaderini değiştirecek saldırıların ve savaşların engellenmesi, sürdürülen saldırı ve savaşların durdurulması için “tarihsel sorumlulukları” olduğu da unutulmamalıdır. Bu, yalnız Şansölye Merz için değil, barıştan, özgürlükten, hukuk devletinden, her şeyden önce de “insanım” diyen ve “insanlıktan” yana olan tüm politikacılar, hükümet başkanları ve devlet adamları için de geçerlidir.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!