Güncelleme Tarihi:

2005-2021 yıllarında 16 yılı aşkın süre aralıksız Almanya’nın başbakanlığını yapan Merkel, görevi bıraktıktan sonra ortalıkta görünmemeye özen gösterdi.
2000-2018 yıllarında 18 yılı aşkın süre genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) kurultaylarına bile katılmadı.
Zaman zaman kendisine sorular yöneltilse de, politikayla ilgili açıklamalarda bulunmamakta direndi.
Yıllardır özel danışmanlığını yapan Beate Baumann’ın desteğiyle yazdığı ‘Freiheit. Erinnerungen 1954-2021’ (Özgürlük. Anılar 1954-2021) başlıklı kitabını geçen yıl kasım ayında okuyucuyla buluştururken bazı tanıtım etkinliklerine katıldı.
O etkinliklerde de, günlük politik gelişmelerle ilgili olarak yorumda ve değerlendirmelerde bulunmamaya hep özen gösterdi.
‘Almanya’nın ilk kadın Başbakanı’ olarak tarihe geçmeyi garantileyen Angela Merkel, daha fazla dayanamadı ve nihayet patladı.
KÜPLERE BİNDİ
‘Kardeş partiler’ olarak bilinen CDU ile Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin (CSU) Federal Meclis Grup Başkanı, CDU/CSU’nun başbakan adayı ve CDU Genel Başkanı olan Friedrich Merz’in sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) ile “dolaylı işbirliği” yapması, Merkel’i küplere bindirdi.
CDU/CSU’nun Almanya’ya düzensiz göçün engellenmesi ve sığınmacıların sınırlardan geri çevrilmesini içeren önergesinin Federal Meclis’in çarşamba günkü oturumunda AfD’nin “tam desteği” ile kabul edilmesine Merkel de ateş püskürdü.
Demokratik partilerle uzlaşmaya varmak yerine, sağ popülist AfD’nin desteğiyle bu önergenin kabul edilmesini “çok yanlış bulduğunu” söyledi.
DOĞRU SÖYLEYEN DOKUZ KÖYDEN KOVULUR
Sağ popülistlerin desteğiyle bir önerge veya yasa tasarısının kabulünün Federal Meclis’in tarihinde bir ilk olduğunu hatırlatırken, “AfD ile kesinlikle iş birliği yapmayacağız” diye açıklamalarda bulunan Friedrich Merz’i sözünde durmamakla suçladı.
Merkel’i alkışlayanlar oldu.
Tabii “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” misali, özellikle CDU ve CSU’dan eleştiriler yağdı.
Almanya’ya sığınmacı akını yaşanmasının kendisinin dönemindeki yanlış politikasından kaynaklandığı suçlamasında bulunuldu.
Avusturya, Polonya, Macaristan gibi Avrupa Birliği ülkeleri sınırlarını sığınmacılara kapatırken, hatta Macaristan sınırlarını dikenli tellerle çevirirken, Şansölye Merkel’in ‘Wir schaffen das’ (beceririz, başarırız, üstesinden geliriz) diyerek Almanya’nın kapılarını sonuna kadar açması nedeniyle son yıllardaki sığınmacı sorununun yaşandığını söylediler.
MERKEL’İ GÜNAH KEÇİSİ İLAN ETTİ
Friedrich Merz de, “Kendisini Almanya için Alternatif olarak niteleyen Meclis Grubu’nun 2017 yılından beri Federal Meclis’te bulunması, biraz da o yıllardaki hükümetin (Merkel dönemi) politikasıyla ilgilidir. Benim partim de bu alanda sorumluluk taşıyor” diyerek Merkel’i suçladı.
Evet...
CDU ve CSU “AfD ile her alanda kesinlikle iş birliği yok” sözünü unutuverip, Angela Merkel’i “günah keçisi” ilan etmeyi yeğledi.
Hatta Merkel’i üyesi olduğu, yıllarca genel başkanlığını yaptığı CDU’ya ihanet etmekle suçlayanlar bile oldu.
Biz buna 1990’lı yılların sonlarına doğru da tanık olduk.
Angela Merkel, o zamanlar CDU’nun Genel Sekreteri’ydi.
16 yılı aşkın süre Almanya’nın başbakanlığını ve 25 yıl CDU’nun genel başkanlığını yapan Helmut Kohl, 1998 yılındaki genel seçimleri kaybettikten sonra partisinin genel başkanlığını da bıraktığı halde, “Kendilerine şeref sözü verdim” diyerek partiye yüksek miktarda bağışta bulunanların isimlerini açıklamamakta direnmeyi sürdürüyordu.
‘BABA KATİLİ’ DİYENLER OLDU
O zamanlar CDU Genel Sekreteri olan Angela Merkel, 1999 yılı sonlarına doğru Frankfurter Allgemeine Zietung (FAZ) gazetesinde yayımlanan makalesinde, Helmut Kohl’ü partiye zarar vermekle suçladı.
Kohl’ü hukuk ve yasalara aykırı davranmakla suçladı.
Tabii Merkel’e parti içinden yoğun tepkiler geldi.
Hatta ihanet suçlamasında bulunanlar oldu.
‘Mein Maedchen’ (Kız çocuğum) diyerek elinden tutarak kendisine Almanya’nın politikasında etkin rol oynama, Almanya’nın Başbakanı olma yolunu açan Helmut Kohl’e ağır eleştiri ve suçlamalarda bulunduğu için Angela Merkel’e “Baba katili” diyenler bile oldu.
Ama Merkel, doğru bildiği yolda ilerlemeyi hep sürdürdü.
