Güncelleme Tarihi:

İşte milyonlarca insanın yaşamını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Alman Anayasası’nın kabulüyle Almanya Federal Cumhuriyeti resmen kurulmasından sonra, Avrupa’da kalıcı barışın sağlanması için harekete geçildi.
Dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Avrupa’da kalıcı barışın sağlanması için Avrupa devletlerinin, kömür ve çelik üretimiyle ilgili karar alma yetkisinin bağımsız ve uluslar üstü bir kuruma devretmesini gündeme getirdi.
Bu öneriyi benimseyen Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg’un katılımıyla 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) oluşturuldu.
Zamanla ekonomik alanda işbirliğinin artırılmasına karar verildi ve aynı “altılı”, 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu (AET) kurdu.
Hedef üye ülkelerde malların, işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir “ortak pazar” oluşturmaktı.
Bu olumlu gelişmeler üzerine, 1963 yılında İngiltere, Danimarka ve İrlanda AET üyesi olma başvurusunda bulundular.
AET ile Türkiye arasında da tam üyelik hedefiyle 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara Anlaşması imzalandı.
Danimarka, İngiltere ve İrlanda 1973 yılında AET üyesi oldu.
1981’de Yunanistan, 1986’ da İspanya ve Portekiz AET’de yerlerini aldılar.
İki Almanya’nın 1990 yılında birleşmesi, kısa bir süre sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılması ve Doğu Bloku’nun çökmesi üzerine Avrupa’nın siyasi konumu değişti.
Maastrich Anlaşması ile AET’nin ismi 1993 yılında Avrupa Birliği (AB) oldu.
1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç, 2004 yılında Çek Cumhuriyeti. Estonya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Letonya, Litvanya, Macaristan Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya AB üyesi oldu.
2007’de Bulgaristan ve Romanya, 2014 yılında da Hırvatistan AB’de yerlerini alarak üye ülke sayısı 28’e yükseldi.
Türkiye’ye 1999 yılında üyelik statüsü verildi ve 2005 yılında da tam üyelik müzakereleri başlatıldı.
Kopenhag Kriterleri gerekçe gösterilerek müzakerelere ara verildiği için Türkiye hala AB kapısında bekletilmekte.
1 Ocak 1973’te üye olan İngiltere 31 Ocak 2020 tarihinde AB’yi resmen terk edince, üye sayısı 27’ye düştü.
1 Ocak 2002 tarihinde resmen tedavüle giren ortak para birimi “Avro” günümüzde 21 AB üyesi ülkede resmi para birimi olarak kullanılmakta.
İşte AB’nin kurumları arasında doğrudan halk tarafından seçilen tek organ olan Avrupa Parlamentosu’nda bir ilk yaşandı.
Strasbourg’daki (Fransa) 720 sandalyeli Avrupa Parlamentosu’nda geçen yıl Avrupa entegrasyonuna, Avrupa değerlerinin tanıtımına ve savunulmasına önemli katkılarda bulunanlara “Avrupa Liyakat Nişanı” (European Order of Merit- Ordre europeen de Merite) verilmesi karara bağlandı.
Ve Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda dün (19 Mayıs 2026) bir tören düzenlenerek aralarında eski devlet adamları, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, milletvekilleri ve sivil toplum dünyasının önde gelen isimlerinin de bulunduğu 20 kişi Avrupa Liyakat Nişanı ile onurlandırıldı.
En yüksek derecedeki altın kategorisindeki “Avrupa Liyakat Nişanı Seçkin Üyeleri” ödülü, Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel, Polonya’nın eski Cumhurbaşkanı ve Solidarnosc Sendikası’nın eski lideri Lech Walesa ile Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski’ye verildi.
Angela Merkel ile Lech Walesa törende hazır bulunurken, Zelenski katılamadı.
Aralarında Valdas Adamkus (Litvanya eski Cumhurbaşkanı), Jerzy Buzek (Polonya eski Başbakanı), Aníbal Cavaco Silva (Portekiz eski Başbakanı ve Devlet Başkanı) Sauli Niinistö (Finlandiya eski Cumhurbaşkanı), Mary Robinson (İrlanda eski Cumhurbaşkanı), Maia Sandu (Moldova Cumhurbaşkanı), Wolfgang Schüssel (Avusturya eski Başbakanı) ve Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı Jean Claude Trichet’nin bulunduğu 10 kişi gümüş kategorisindeki, basketbolcu Giannis Antetokounmpo, avukat Marc Gjidara, bilşm insanı Sandra Lejniece, İnsan Hakları avukatı Oleksandra Matviichuk ve müzik grubu U2 üyelerinin bulunduğu 7 kişi de, bronz kategorisindeki Avrupa Liyakat Nişanı ile ödüllendirildiler.
Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola “Avrupa her zaman insanlar tarafından inşa edilmiştir. Bölünmeleri ortadan kaldırmak, engelleri yıkmak, diktatörlükleri devirmek ve kıtamızın daha iyi bir geleceği için krizlerin üstesinden gelmek. Bu Avrupa bağlılığı, kutlanmayı hak ediyor. Avrupa Liyakat Nişanı ile sadece Avrupa'ya inanmakla kalmayıp, onu inşa etmeye yardımcı olanları onurlandırıyoruz” diyerek ödüle layık görülenleri kutladı.
2005-2021 yıllarında aralıksız olarak 16 yıl Almanya’nın başbakanlığını yapan, 2007 yılındaki dünya mali krizinin, 2010 yılında Avro krizinin, 2015 yılında sığınmacı krizinin ve 2020 yılında da dünyayı kasıp kavuran Covid-19 olarak bilinen pandemi belasının atlatılmasında ve AB’nin ortak kararlar almasında etkin rol oynadığı için Avrupa Liyakat Nişanı ile ödüllendirilen Angela Merkel, yaptığı kısa konuşmasında, barış, refah ve demokrasinin korunması çağrısında bulundu.
Her ne kadar sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD), “hatalı sığınmacı politikası” nedeniyle Merkel’in böyle bir ödüle layık görülmesine tepki gösterse de, Polonya ve Macaristan kapılarını sığınmacılara kapatırken, hayatta kalabilmek için ölümü bile göze alarak yollara düşen bu insanlara Almanya’nın kapılarını sonuna kadar açarak Avrupa Birliği’nin de “şerefini koruyan” Angela Merkel, Avrupa Liyakat Nişanı’nı anasının ak sütü gibi hak etmiştir.
