Mahkeme kararlarına saygı gösterin

Güncelleme Tarihi:

Mahkeme kararlarına saygı gösterin
Oluşturulma Tarihi: Haziran 04, 2025 14:27

Almanya’da 23 Şubat 2025’te yapılan erken genel seçim öncesi iktidara göz diken ana muhalefetin büyük kanadı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz, halkın da tam destek vereceğini bildiği için Almanya’ya düzensiz göçün engellenmesi ve sığınmacı sayısının sınırlandırılması politikasıyla oy avcılığına çıktı.

Haberin Devamı

Mahkeme kararlarına saygı gösterin

Ve “Almanya’nın tüm sınırlarında sürekli kontroller uygulanması. / Kaçak olarak Almanya’ya gelmeyi deneyenlerin geri çevrilmesi. / Geçerli seyahat belgeleri olmayanların - sığınma başvurusunda bulunmak isteyenler de dahil- sınır kapılarından geri gönderilmesi. / Haklarında sınır dışı kararı bulunanların derhal gözaltına alınması. / Suç işleyenler ile tehlikeli olanlara ikamet izni verilmesinin zorlaştırılması.” içerikli bir ‘5 Madde Planı’ hazırladı.
Böyle bir planın ancak sağ popülist Almanya için Alternatif’in desteğiyle kabul edilmesinin mümkün olacağını bile bile bu önergeyi Federal Meclis’e sundu.
Hem de “Kimin buna oy vereceği benim için fark etmez” diyerek.
Hem de CDU’nun Temel İlkeler Programı’nda “AfD ile kesinlikle iş birliği yapılmayacak” denildiği halde.
Ve ‘kardeş partiler’ CDU ile Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin (CSU) ortaklaşa sunduğu bu önerge 29 Ocak’ta AfD’nin desteğiyle Federal Meclis’te kabul edildi.

Haberin Devamı

ELEŞTİRİLERE KULAK TIKADI
Friedrich Merz, kendisine ve partisine yönelik eleştirilere hiç kulak asmadı.
23 Şubat’ta yapılan erken genel seçimlerden yüzde 28.5’le ‘en güçlü parti’ olarak çıktı ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile ortaklık ederek 6 Mayıs 2025 tarihinde, ikinci turda da olsa başbakanlık koltuğuna oturdu.
Aynı gün Federal İçişleri Bakanı olarak göreve getirilen CSU Federal Meclis Grup Başkanı Alexander Dobrindt, bir gün sonra sınır polislerine, hamile olanlar, engelliler ve çocuklar hariç, sığınma başvurusunda bulunmak isteyenlerin de geçerli seyahat belgeleri olmayanların da geri gönderilmeleri talimatını verdi.
Ve o zamandan beri sığınma başvurusunda bulunmak istediklerini söyleyen 1700’ye yakın kişi sınırlardan geri çevrildi.

TEMYİZ YOLU KAPATILDI
Somalili 2 erkek ve bir kadın 9 Mayıs’ta trenle Almanya’nın Polonya sınırındaki Frankfurt an der Oder kentine giriş yaptı.
Trende polisin kontrol ettiği Somaliler sığınma talebinde bulunacaklarını söyledikleri halde, aynı gün Polonya’ya geri gönderildiler.
Tabii Somaliler buna itiraz etti ve PRO ASYl’ün de desteğiyle bir avukat bularak mahkemeye başvurdu.
Ve Berlin Eyalet Mahkemesi 2 Haziran’da, sığınma başvurusunda bulunmak isteyenlerin Avrupa Birliği (AB) sınırlarından geri gönderilmesinin Avrupa hukuku ile bağdaşmadığına karar verdi.
Mahkeme, Dublin Sözleşmesi uygulanmadan sığınmacıların Almanya sınırından geri çevrilemeyeceğine hükmetti.
Kararın kesin olduğu ve temyiz yolunun kapalı olduğu açıklandı.
Yani Alman mahkemesi, Şansölye Merz hükümetine “Yanlış yoldasınız” uyarısında bulundu.
Ama aynı akşam Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, apar topar bir basın toplantısı düzenledi ve sınırlardan geri göndermelerin devam edeceğini açıkladı.
Şansölye Friedrich Merz de ertesi gün, hükümetin sınırlarda kontrolleri sürdürmeye kararlı olduğunu ilan etti.
“Oyun alanı daralsa da sınırlardan geri çevirmelere devam edilmesi imkanları mevcut” açıklamasında bulundu.

Haberin Devamı

SCHOLZ DA UYARMIŞTI
Evet...
Mahkeme “Karar kesin ve temyiz yolu kapalı” kararı veriyor, hükümet, “Sınırlardan geri çevrilmelere devam” diyor.
Alman Anayasası’nın 16a maddesinde “Siyasi nedenlerle kovuşturulanlar sığınma hakkına sahiptir” denilmektedir.
Aynı maddenin 2’ini bendinde, “Avrupa Birliği’nin bir üye devletinden veya Mültecilerin Hakları Hakkında Antlaşmanın ve Avrupa İnsan Hak ve Özgürlüklerin Korunması Hakkında Sözleşme’nin fiilen uygulandığı üçüncü bir devletten giriş yapan kimse 1. fıkradan yararlanamaz” satırları yer almaktadır.
Ama aynı maddenin 5. fıkrasında da Avrupa Birliği yasal düzenlemelerinin tüm üye ülkeler için geçerli olduğu vurgulanmaktadır.
Nitekim 8 Aralık 2021-6 Mayıs 2025 tarihleri arasında Almanya Başbakanı olarak görev yapan SPD’li Olaf Scholz da son hükümet açıklamasında, koltuğuna göz diken Friedrich Merz’in planlarının Avrupa hukuku ile bağdaşmadığını vurgulamıştı.
“AB’nin en büyük ülkesi, böyle bir durumda AB hukukunu çiğneyecektir” uyarısında bulunmuştu.
“Böyle bir girişimin Avrupa Adalet Divanı’nda hiç şansı yoktur” demişti.
Evet...
Alman politikacılar, başka ülkelerde yaşanan hukuk istismarlarını ve adalete müdahaleleri eleştirirler.
Zaten doğru olanı da budur.
Ama aynı Alman politikacılar, özgürlükçü demokratik bir hukuk devleti olan Almanya Federal Cumhuriyeti’nde mahkemelerin, bağımsız yargıçların verdikleri kararlara da saygı göstermelidirler.
Alman Anayasası’nı ve yasal düzenlemeleri, imza attıkları uluslararası sözleşmeleri, işlerine gelen şekilde yorumlamak ve uygulamak istemekten vazgeçmelidirler.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!