Güncelleme Tarihi:

Demokratik Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık ve Fransa ülkenin batsında, komünist Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) de doğusunda kontrolü ele geçirdi.
23 Mayıs 1949’da Alman Anayasası’nın kabulüyle Batı Almanya olarak bilinen Almanya Federal Cumhuriyeti resmen kuruldu.
Çok geçmeden 9 Ekim 1949’da da, Sovyet işgalindeki doğuda da Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR), yani Doğu Almanya.
Batı Almanya’da 1950’li yılların ortalarından itibaren “ekonomi mucizesi” yaşanırken, başta İtalya ve 1961 yılı itibariyle Türkiye olmak üzere, ülkeye çalışmak için gelen ve “Gastarbeiter” (misafir işçi) denilen yabancı işçi sayısı artarken, özgürlükleri sınırlanan Doğu Almanlar da Batı’ya kaçmaya başladı.
1961 yılına kadar 2.6 milyon Doğu Alman, Batı’ya yerleşti.
Ve ülkeden kaçanların sayısının artması üzerine bundan tam 64 yıl önce 13 Ağustos 1961 tarihinde, Almanya’yı Almanya’dan, Almanları Almanlardan, Berlin’i Berlin’den, Berlinlileri Berlinlilerden ayıran, Batılıların “Utanç Duvarı”, Doğuluların “Faşizme Geçit Yok Duvarı” olarak niteledikleri “Berlin Duvarı” örülmeye başladı.
Hem de o dönemin Alman Demokratik Cumhuriyeti Devlet Başkanı Walter Ulbricht, Doğu Berlin’de 15 Haziran 1961’de düzenlenen bir basın toplantısında, Batı Almanya’da yayımlanan günlük gazetelerden Frankfurter Allgemeine Zeitung’un kadın muhabiri Annemarie Doherr’in tarihi Brandenburg Kapsı önüne bir ‘devlet sınırı” mı inşa edilmek istendiği yönündeki sorusuna, “Kimsenin bir duvar inşa etme niyeti yok” yanıtı vermesinden 2 ay sonra.
Ve kısa bir süre içinde, 43 km’si Doğu-Batı Berlin arasında olmak üzere, çevrede 3.2 metre yüksekliğinde, 1.2 metre genişliğinde ve 155 km. uzunluğunda “Berlin Duvarı” inşa edildi.
Ve 9 Kasım 1989 tarihinde çöken “Berlin Duvarı”, tam 28 yıl, 2 ay, 28 gün ayakta kaldı.
Berlin Duvarı’nın yıkılması yolunu 1989 yılı son baharında “demokrasi sevdalısı” Doğu Almanlar açtı.
Tabii bunda dönemin Sovyetler Birliği (SB) lideri Mihail Gorbaçov’un özgürlükçü “Glasnost” (saydamlık) ve “Perestroyka” (yeniden yapılanma) politikası etkin rol oynadı.
Halk 4 Eylül 1989 pazartesi günü Leipzig’de Doğu Alman rejimine karşı baş kaldırdı.
Ve “Halk biziz”, “Biz bir halkız” sloganlarıyla “Pazartesi Gösterileri” başladı.
Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 7 Ekim 1989’daki 40’ıncı yıldönümü kutlamalarına Sovyet lideri Gorbaçov da katıldı.
Aynı gün resmi törene paralel olarak ve daha sonraki günlerde demokrasi sevdalıları Doğu Berlin’in ünlü Alexander Meydanı’nda protesto gösterileri yaptı.
Dönemin Doğu Almanya Devlet Başkanı Erich Honecker, göstericilerin üzerine Gorbaçov’un Sovyet tanklarını sürdürmesini umdu.
Ama özgürlükten yana olan Gorbaçov, Honecker’e destek vermedi.
Daha sonraki günlerde Macaristan ve Çekoslovakya üzerinden Batı’ya kaçışlar başladı.
Honecker görevi bırakmak zorunda kalırken, kaçışların önüne geçemeyeceğini anlayan Sosyalist Birlik Partisi (SED) yönetimi, 9 Kasım 1989’da sınırlarda vize verilerek Batı Almanya’ya geçişlere izin kararı aldı.
Bu haberi duyurmakla görevlendirilen Politbüro Sözcüsü Günther Schabowski, aynı akşam bu müjdeyi verdi.
Alınan karara göre bu uygulamaya ertesi gün başlanacağı halde, Schabowski bir İtalyan gazetecinin “Uygulama ne zaman başlayacak?” sorusuna tam da emin olmadan, “Benim bildiğim kadarıyla, şimdi, şu andan itibaren” yanıtını verdi.
Televizyonlardan, radyolardan bu haberi duyan Doğu Berlinliler, tarihi Brandenburg Kapısı başta olmak üzere iki Berlin arasındaki geçiş noktalarına akın ettiler.
Doğu Alman askerler tam bir şaşkınlık yaşarken, sınır kapılarına dayanan Doğu Almanlar Batı’ya geçerken, tırmanarak duvarları aşanlar da oldu.
Ve o akşam delinen “Berlin Duvarı” daha sonraki günlerde yıkıldı.
İşte Berlin Duvarı’nın örülmeye başlamasının 64’üncü yıldönümü vesilesiyle bugün Berlin’de anma törenleri düzenlendi.
Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner, bir gün önceden bir basın bildirisi yayımladı.
Bildiride, “Berlin Duvarı, hukuksuz DDR’in (Demokratik Alman Cumhuriyeti - Doğu Almanya) bir sembolüydü. O (Berlin Duvarı) ülkemizi yıllarca ikiye böldü, DDR’deki insanların özgürlüğünü çaldı ve birçok insanını yaşamından etti. Duvarın her iki tarafında da ne denli acılar yaşandığını, Çetin Mert’in trajik kaderi de göstermektedir. Bundan 50 yıl önce Çetin Mert 5’inci doğum gününde Spree’de (Doğu-Batı Berlin arasındaki nehir) boğularak öldü. Zira o bölge Doğu Almanya’ya ait olduğu ve Doğu Alman askerler de izin vermediği için Batı Berlinli kurtarma ekipleri müdahale edemediğinden yaşamını yitirdi Çetin Mert. Biz kurbanlara yas tutuyoruz ve onları asla unutmayacağız” satırları yer aldı.
Resmi verilere göre “Utanç Duvarı” en az 140 kişiyi yaşamından etti.
Duvarları aşarak Batı’ya kaçmak isteyen 90 kişi Doğu Alman askerler tarafından kurşunlanarak öldürüldü.
Berlin’de Spree Nehri’nde Batı Berlin’li ilkyardım ekiplerinin müdahale etmelerine Doğa Alman askerler izin vermedikleri için 5 çocuk boğularak can verdi.
Bunlardan ikisi Türk çocuklarıydı.
8 yaşındaki ilkokul öğrencisi Cengaver Katrancı, 30 Ekim 1972’de, “Küçük İstanbul” olarak bilinen Berlin’in Kreuzberg kesimindeki Gröbenufer’de (Gröben Kıyısı) bir arkadalıyla oynarken dengesini kaybedip Spree Nehri’ne düştü.
Arkadaşı yardım istediği halde 100 metre mesafedeki Doğu Alman sınır görevlileri seyirci kaldı.
Ateş açılmasından korktukları için orada bulunan Almanlar ve kısa süre sonra gelen ilkyardım ekipleri de, izin verilmediğinden müdahale edemedikleri için, Cengaver Katrancı boğularak can verdi.
Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner’in “Asla unutmayacağız” dediği kurbanlardan biri de henüz 5 yaşındaki Çetin Mert’ti.
11 Mayıs 1970’te Berlin-Kreuzberg’de doğan Çetin Mert, 11 Mayıs 1975’te, yani doğum gününde arkadaşlarıyla Spree kenarında top oynuyordu.
Eline geçirdiği bir değnekle suya düşen topu almak isterken, dengesini kaybedip Spree’ye düştü.
Kısa bir süre sonra Batı Berlin polisi ve itfaiyesi olay yerine geldi.
Ancak Doğu Alman askerleri izin vermediği için müdahale edemediler.
Ve Çetin Mert’in cansız bedeni daha sonra Doğu Alman ekipleri tarafından sudan çıkarıldı.
Birkaç gün sonra da ailesine teslim edildi.
Çetin Mert Türkiye’de toprağa verilirken, geçen yıl Berlin’in Kreuzberg kesimindeki bir parka da ismi verildi.
Berlin’deki Spree Nehri’nde 6 yaşındaki Alman çocuk Andreas Senk 13 Eylül 1966’da, 5 yaşındaki Siegfried Kroboth 14 Mayıs 1973’te ve 6 yaşındaki İtalyan asılı Guiseppe Savoca da 15 Haziran 1974’de Doğu Alman askerlerin vurdumduymaz ve katı tutumları yüzünden boğularak can verdiler.
Evet…
Berlin Duvarı çöktü, iki Almanya 3 Ekim 1990’da resmen birleşti, Spree’ye düşen çocukların kurtarılması için Doğulu- Batılı askerlerin izin vermelerine gerek kalmadı.
Batı’ya kaçmaya gerek kalmadığı için kurşunlanan olmadı.
Ama çekilen, yaşanan acılar unutulmadı.
Unutulmayacak da…


