Kravatı bulan şehir: Zagreb

Güncelleme Tarihi:

Kravatı bulan şehir: Zagreb
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 02, 2025 17:26

Hırvatistan’nın başkenti Zagreb beni gerçekten şaşırttı. Şehri keşfettikten sonra; yıllardır Dubrovnik, Split veya Rijeka gibi muhteşem kıyı kasabaları tarafından gölgede bırakılan bu şehre şimdiye kadar gelmemekle şehre haksızlık yaptığımı düşündüm. Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'i benim için bu kadar heyecan verici kılan şey; Akdeniz havası, Balkan gelenekleri ve Habsburg mirasının zenginliği başta olmak üzere şehrin gerçekten de çok yönlü ve biraz da alternatif olmasıydı.

Haberin Devamı

Zagreb'in Önemli Noktaları

Ban Jelačić Ana Meydanı: Zagreb’in nüfusu yaklaşık 800.000. Şehir merkezi; Piskoposluk Şehri, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak üç bölgeye ayrılmış. Fakat şehrin kalbi, Ban Jelačić Ana Meydanı'nda atıyor. Yukarı ve Aşağı Şehirler arasındaki bu merkezi meydan, 17. yüzyılda oluşmuş. Bu meydan da sekiz ana cadde ve on tramvay hattı birleşiyor. Zagreb sakinlerinin buluşma yeri de bu meydan da"kod sata na trgu" (meydandaki saatte) oluyor. Bu meydanda sıra sıra yer alan binalar, klasizimden Viyana ayrıcalığına ve modernizime kadar çeşitli mimari stillerde inşa edilmiş. Meydanın ortasında Ban Josip Jelačić'in atlı heykeli duruyor. Hırvat bir general olan ve Hırvatistan ve Slavonya Krallığı valisi Ban Josip, 19. yüzyıl Hırvat ulusal hareketinin bir simgesi olarak kabul ediliyor. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, Tito önderliğindeki komünistler bu atlı heykeli kaldırarak ismini "Cumhuriyet Meydanı" olarak değiştirmişler. Ancak, 1990'da atlı heykel yeniden dikilerek bu kez 180 derece döndürülmüş çünkü generalin kılıcının güneyi, eski düşmanlarından uzağı işaret etmesi amaçlanmış. İpucu: Şehrin en iyi kahvesini, Ban Jelačić Meydanı'nda bulanan "Johann Franck" de içebilirsiniz. 1892'den beri evde kavrulmuş kahve servis eden bu mekanda, kahve kreasyonlarının yanı sıra, üç katlı bir restoran ve oldukça trend bir kulüp de bulunuyor.

Kravatı bulan şehir: Zagreb

Haberin Devamı

Zagreb'in tarihi çok eskilere dayanıyor. Şehrin adı ilk olarak 1094'te ortaya çıkmış. 11. yüzyılda Macar-Hırvat Kralı I. Ladislaus, şehrin adının ortaya çıktığı Zagreb Piskoposluğunu kurmuş. Ban Jelačić Meydanı'nın kuzeydoğu köşesindeki Bakačeva Caddesi, Kaptol Meydanı'ndaki Episkopal yerleşimine doğru hafifçe yokuş yukarı çıkıyor. Burası Episcopal City veya Kaptol olarak biliniyor. Bir zamanlar katedral bölümünü çevreleyen surların bazı kısımları bugün hala korunmakta. Şehrin Yukarı bölgesi ise Zagreb Katedrali etrafında büyümüş. Şehrin Piskopos ve rahipleri de burada ikamet ediyor. Şehrin bu bölgesinde yüzyıllar boyunca çok sayıda sur ve kilise inşa edilmiş. Kaptol Meydanı'nın merkezinde, 1873'te Neo-Gotik tarzda inşa edilen Marian Sütunu ile Marian Çeşmesi de bulunuyor . Zagreb'in Piskopos Sarayı ise üç taraftan St. Stephen Katedrali'nin etrafına uzanıyor.

Kravatı bulan şehir: Zagreb

Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

İpucu: Eğer hediyelik bir şey almak istiyorsanız, şehrin en tanınan sembolü ve en popüler hediyelik eşyası olan kırmızı kalp almanızı öneririm. Zagreb'de ki, bu zencefilli kırmızı kalp yapma geleneği 16. ve 17. yüzyıllara kadar dayanıyor ve UNESCO tarafından temsili olarak bir kültürel miras olarak tanınmış. "Licitar" adı verilen bu kalpler, kırmızı renkleri ve ortasındaki küçük ayna ile tanınıyor...

Zagreb Katedrali: Episkoposluk şehrinin kalbi, şehrin en önemli simgesi ve Hırvatistan'ın en büyük kilisesi Zagreb Katedrali'dir. Yüksekteki Kaptol Meydanı'ndaki konumu nedeniyle kilise şehrin her köşesinden görülebiliyor. Zagreb Katedrali , 13. yüzyılda inşa edilmiş ve Zagreb Roma Katolik Başpiskoposluğu'nun piskoposluk kilisesi . Kilise, 108 metre yüksekliğinde ve 74 metre uzunluğunda. Katedralin, 105 metre yüksekliğindeki iki kulesi haşmetli bir şekilde ve gururla şehrin üzerinde yükseliyor. Katedralin iç kısmı da oldukça etkileyici; mermer, mozaik ve freskler, neo-Gotik sunaklar, vitray pencereler ve ayrıntılı kabartmalar yan yana duruyor.

Haberin Devamı

Öne çıkan eserler; Rönesans ressamı Albrecht Dürer'in bir triptiği, Hırvat Başpiskoposu Alojzije Stepinac'ın mezarı ve Zagreb piskoposluğunun kuruluşuna kadar uzanan ayin aletleri ve giysileri koleksiyonunu içeren hazine. 2020 baharında, yaklaşık 3,5 metre yüksekliğinde yaldızlı bir haç içeren güney kulesinin 10 metre genişliğindeki bir bölümü kırılarak çatıya zarar vermiş. Zagreb'deki katedralin restorasyonu Mayıs 2023'te başlamış ve beş yıl sürmesi bekleniyor.

Kravatı bulan şehir: Zagreb

Dolac Pazarı: Zagreb'deki Dolac Pazarı yaklaşık 100 yıldır şehrin sakinlerinin popüler bir buluşma yeri olmuş. Zagreb sakinleri tarafından sevgiyle "Zagreb'in Göbeği" olarak anılan bu pazar, et, balık, peynir, meyve, sebze, fırınlanmış ürünler, çiçekler ve yerel üreticilerden hediyelik eşyalarla dolu. Pazar, 1926'da açılmış ve kırmızı şemsiyeleri ile oldukça ünlü.

Haberin Devamı

İpucu: Pazarda ki koşuşturmacanın harika manzaralarını sunan, “ Broom" kahvaltı için mükemmel bir mekan. Bu mekanda sadece taze pazar malzemeleriyle yapılan vegan ve vejetaryen yemekler servis ediliyor.

Kravatı bulan şehir: Zagreb

Zagreb’in Yukarı Şehri ve Uspinjača: Zagreb'in Yukarı Şehri, adından da anlaşılacağı gibi, şehirden biraz yüksekte. Uspinjača , Aşağı Şehri Yukarı Şehir'e bağlayan ve Zagreb’in diğer bir ikonik simgesi olan ve aynı zamanda dünyanın en kısa halka açık finiküleri !. Uspinjača’nın Aşağı Şehir'den Yukarı Şehir'e çıkması tam tamına 55 saniye sürüyor. İnşaatı 1890'da başlamış ve üç yıl sonra da "Uspinjača" ilk kez buhar gücüyle çalıştırılmış. 1934'te füniküler elektrikli motorlara dönüştürülmüş. Bugün bu füniküler kültürel bir anıt olarak korunmakta. Uspinjača’nın mavi kabinlerdeki yolculuk, 66 metrelik bir mesafede 30,5 metrelik bir yükseklik farkını ve %52'lik bir eğimi kapsıyor. Bu ayrıcalık, Zagreb’e dünyanın en kısa, en dik ve halka açık füniküleri sahibi ünvanını kazandırmış. Uspinjača ile veya yürüyerek, Yukarı Şehre varanlar kendilerini Lotrščak ( Top Kulesi) Kulesi'nin önünde bulacaklar. Bu top kulesinin tarihi 13. yüzyıla kadar uzanıyor ve bir zamanlar şehrin surların bir parçasıymış. İçerideki "Hırsızlar Çanı" olarak adlandırılan çanın geçmişi ise 1646'ya kadar uzanıyor ve geçmişte Çan ile şehir kapılarının kapandığı bildiriliyormuş . Dileyenler benim gibi kulenin tepesine tırmanıp şehrin muhteşem manzarasının tadını çıkarabilirler. Lotrščak Kulesi, Zagreb'in sadece önemli bir simgesi değil, aynı zamanda şehrin günümüze kadar uzanan en güzel efsanelerinden birini temsil ediyor. Şehir efsanelerine ne kadar bayıldığımı gezi haberlerimi takip edenler yakından hatırlayacak. Gelelim efsaneye bu efsane türkleri de yakından ilgilendiriyor. Efsaneye göre; Lotrščak Kulesi'nden atılan bir top, Sava Nehri'nin karşı kıyısındaki Türk kampına isabet etmiş. Topun isabet ettiği yer ise Türk liderinin öğle yemeğinde yemek üzere olduğu tavuk olmuş bu sırada çıkan kaos sonrasında Türkler büyük bir saldırıdan şüphelenmiş ve buradan kaçmışlar!. Bugün bile, bu kuleden her gün öğlen saat 12'de bir top atışı yapılıyor bu da "Zagreb'de öğlen vakti" anlamına geliyor.

Haberin Devamı

İpucu: Yukarı Şehir'den Aşağı Şehir'e giden yol birkaç patikaya ayrılıyor. Aşağıya doğru inen bu patika yollarından en renkli olanlardan biri ‘Ivana Zakmardija pub' un bulunduğu dar sokak. Bu sokak, sokak sanatıyla dolu ve Zagreb'in "Punk Rock Sokağı" olarak da biliniyor...

Kravatı bulan şehir: Zagreb

St. Mark Kilisesi: Zagreb'in en önemli kartpostal motifi şüphesiz ki çarpıcı arma çatısıyla ‘St. Mark Kilisesi’. Renkli çatı kiremitlerinden oluşan mozaik iki armadan oluşuyor: Zagreb şehrinin arması (Kırmızı bir arka plan üzerinde beyaz bir kale) ve eski Hırvatistan, Slavonya ve Dalmaçya Üçlü Krallığı'nın arması. St. Mark Kilisesi, Hırvatistan'daki en büyük kiliselerden biri ve çok eski bir tarihe sahip. Güney tarafındaki Romanesk pencereler, kilisenin 13. yüzyılın başlarında burada bulunduğunu düşündürmekte. Kilise, 14. yüzyılın sonlarında ise Gotik tarzda, eşit yükseklikte üç nef ve nervürlü tonozlarla inşa edilmiş. Kilisenin büyük bir bölümü, 1880'deki büyük Zagreb depreminde hasar gördüğünden, orijinal stilin yalnızca bazı kısımları korunmuş ve Kilise Neo-Gotik stilde yeniden inşa edilmiş. Günümüzde buraya gelen birçok ziyaretçi, kilisenin iç kısmının yanı sıra özellikle arma çatısını görmeye geliyor.

Kravatı bulan şehir: Zagreb


Aziz Mark Kilisesi ve Meydanı: Kaptol'un karşısındaki batı tepesinde bulunan Aziz Mark Meydanı Yukarı Kent'in merkezi olarak kabul ediliyor. Aziz Mark Kilisesi'nin hemen yanında, Aziz Mark Meydanı'nın batı tarafında ‘Ban Sarayı’ da yer alıyor. Bu tarihi bina, bitişik bir saray binasına sahip uzunlamasına Barok bir yapı. Saray, 19. yüzyılın başlarında inşa edilmiş ve günümüzde Hırvat hükümetinin ve Başbakanlığın merkezi. Hırvatistan tarihindeki önemli kararlar hep bu tarihi mekanda alınmış; örneğin 1918'de Avusturya-Macaristan'dan ayrılma ve 1991 yılında Yugoslavya'dan ayrılma kararı...
Kravatı bulan şehir: Zagreb

Taş Kapı: 13. yüzyılın başlarında, Zagreb koruyucu bir şehir duvarı ile çevriliymiş. Bu taş kapı, surların geriye kalan son parçalardan biri ve dolayısıyla da Zagreb'in en önemli turistik merkezlerinin başında geliyor. Taş Kapı veya Hırvatçada "Kamenita Vrata", bir zamanlar şehir merkezine erişimi sağlıyordu. Dikdörtgen bir kulede bulunan Taş Kapı, orijinal dört şehir kapısından günümüze ulaşan tek kapı. Kapıdan içeri girenler şapel hissi veren bir dua odasına giriyor. Dünyanın bir çok yerinden gelen turistler ve şehrin yerlileri buraya mum yakmak , şükran ve dua etmek için geliyorlar. 1991 tarihinden beri ‘Taş Kapı ve Meryem Ana ‘ şehrin koruyucu azizi. Burada yaşanan bir Zagreb efsanesinden de bahsedeyim: Taş kapının içerisinde ki ‘Dua Odası’, büyük şehir yangını sonrasında bir kadının şehir kapısının üzerindeki yanmış dairesinde Meryem Ana'nın hiç bir hasara uğramayan bir resmini bulmasının ardından 1731'de kurulmuş…

Kravatı bulan şehir: Zagreb

Kırık İlişkiler Müzesi: Yukarı Şehir'in kalbinde sıra dışı bir müze de yer alıyor: "Kırık İlişkiler Müzesi". Bu müze 2011'de "Avrupa da Yılın Müzesi" ödülünü aldı. Müzede yer alan bir kaç odada, başarısız ilişkilerin hikayelerini anlatan nesneler sergileniyor. Bu müzede, kıyafetten mücevhere, fotoğraflardan bazı ilginç nesnelere kadar türlü eserleri gözlemleyebilirsiniz . Müzeye ait dükkan ve müze kafesi dinlemek için harika…Tkalčićeva Gezinti Yolu: Yukarı Şehir aynı zamanda Zagreb'in en popüler caddelerinden birine de ev sahipliği yapıyor. Tkalčićeva Gezinti Yolu; mağazalar, kafeler, restoranlar ve barlarla dolu bir yol. Cadde aynı zamanda Tkalcha olarak da biliniyor . Yerliler ve turistler açık havada oturmak, yemek yemek veya parti yapmak için buraya geliyor. Tkalčićeva Gezinti Yolu boyunca ilk Hırvat cumhurbaşkanının evi ve Hırvat Ulusal Bankası' da dahil olmak üzere birkaç tarihi bina da yer almakta...

Kravatı bulan şehir: Zagreb

Hırvat Ulusal Tiyatrosu: Zagreb'deki Aşağı Şehir, şehir güneye doğru genişledikçe 19. yüzyılın ortalarında daha da büyümüş. Bu Bölge, Wilhelminian dönemi mahalleleri, tarihçi ve Art Nouveau binalarıyla karakterize ediliyor ama modern binalar da var. Aşağı Şehir aynı zamanda şehrin ana alışveriş caddelerine de ev sahipliği yapıyor. Aşağı Şehir'deki muhteşem binalardan biri de, 1860 yılında kurulan Hırvat Ulusal Tiyatrosu binası. Muhtemşem sarı renkli cephesi ve önündeki parkı ile şehrin sakinlerinin uğrak yeri ve özellikle akşamları gençlerin buluşma yeri ... Mirko Bogovića Caddesi: Yukarı Şehir'de Tkalčićeva Caddesi ne ise, Aşağı Şehir'de de Mirko Bogovića Caddesi o. Zagreb'in merkezindeki bu düz yaya bölgesi, halk arasında sadece Bogovićeva olarak geçiyor ve artık Aşağı Şehir'in en ünlü caddelerinden biri. Aşağı Şehir'deki çoğu sokak gibi Bogovićeva da 19. yüzyılda kentsel gelişimin bir devamı olarak ortaya çıkmış. Bugün, bu sokakta, açık havada kaldırımlara kadar uzanan restoran ve kafeler yoğunlukta…

Kravatı bulan şehir: Zagreb

KRAVATI BULAN ŞEHİR: Hırvatistan'ın başkenti Zagreb, Hırvatçada "kravat" olarak da bilinen kravatın doğum yeri. Bugün bilinen kravat geleneği, 17. yüzyılda boyunlarına hem bir moda aksesuarı hem de yara bakımı için pratik bir çözüm olarak bir bez takan Hırvat askerlere dayanıyor. Fransızlar bu tekstillere "Croat"tan türetilen "cravate" adını verince kravat bir moda ürünü olarak benimsendi ve popülerleşti. Zagreb ayrıca, kravatın tarihini ve gelişimini sergileyen dünyanın ilk kravat müzesi olan Cravaticum, Kravat Butiği Müzesi'ne de ev sahipliği yapıyor. Hal böyle olunca şehirle özleşmiş Hırvatların gururu ‘kravatın ‘ neden şehrin her yerinde karşınıza çıktığını anlamak ta mümkün. 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!