İmtiyazlı Ortaklık’tan Ortak Üyelik’e

Güncelleme Tarihi:

İmtiyazlı Ortaklık’tan Ortak Üyelik’e
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 23, 2026 11:25

Avrupa Birliği’nin (AB) “anası” konumundaki Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından 25 Mart 1957’de kuruldu.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

İmtiyazlı Ortaklık’tan Ortak Üyelik’e

Türkiye, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması ile AET’ye tam üyelik yolunda ilk somut adımı attı.

Ve 14 Nisan 1987’de resmen tam üyelik başvurusunda bulundu. 

Maastricht Anlaşması ile AET’nin ismi 1993 yılında Avrupa Birliği (AB) oldu.

O zamana kadar AET’nin, (AB’nin) üye ülke sayısı 18’i buldu.

1997 yılında Lüksemburg Zirvesi yapıldı.

Üye ülkelerin Devlet ve Hükümet Başkanlarının katıldığı bu zirvede; Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Letonya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve Slovenya’ya tam üyelik için “adaylık statüsü” verilirken, Türkiye’ninki reddedildi.

Haberin Devamı

Almanya’nın o dönemdeki CDU’lu Başbakanı Helmut Kohl, Türkiye’ye “adaylık statüsü” verilmemesini “Bize coğrafya ve tarih derslerinde Türkiye’nin Avrupa’ya ait olduğu öğretilmedi” diyerek savundu bile. 

Ancak bir yıl sonra Kohl seçimleri kaybederek iktidarı Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller’e devretti.

SPD’li Gerhard Schröder de Almanya Başbakanı oldu.

Ve 1998 yılında yapılan Helsenki Zirvesi’nde, Schröder’in de desteğiyle Türkiye’ye “adalık statüsü” verildi.

Türkiye tam üyelik hedefinde ısrar ederken, 2002 yılında Berlin’li tarihçi Prof. Heinrich August Winkler, o yıllarda nüfusu 65 milyon olan Türkiye’yi, AB’nin kaldıramayacağını ileri sürerek, tam üyelik yerine ilişkilerin geliştirilmesini içeren “İmtiyazlı Ortaklık” (Privilegierte Partnerschaft” verilmesini gündeme getirdi.

Çok geçmeden CDU/CSU buna sahip çıktı. 

Nitekim sonradan Federal Ekonomi Bakanı ve Federal Savunma Bakanı olan CSU’lu Federal Meclis milletvekili Karl-Theodor Guttenberg, 2004 yılında “Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri - bir ‘İmtiyazlı Ortaklık” adı altında bir rapor hazırladı.

Raporda, Türkiye’nin tam üyeliğinin AB’yi zorlayacağı, bunaltacağı görüşü vurgulandı.

Türkiye ile AB arasındaki kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi, bazı alanlarda siyasi ilişkilerin artırılması, dış, güvenlik ve savunma politikalarında Türkiye’nin eşit haklara sahip olmasını içeren “İmtiyazlı Ortaklık” statüsünün devreye sokulması önerildi.

Haberin Devamı

Türkiye’nin tam üyeliğine karşı olan CDU’nun o zamanki Genel Başkanı Angela Merkel, “İmtiyazlı Ortaklık” önerisine tam destek verdi.

SPD’li Şansölye Gerhard Schröder, “biraz hamile olunmadığı gibi, biraz üyelik de olmaz” diyerek CDU/CSU’nun bu yöndeki planlarına tepki gösterdi.

Ama Gerhard Schröder, 2005 yılındaki genel seçimleri kaybederek koltuğunu kaybedince yerine CDU’lu Angela Merkel geçti.

Ama Schröder daha iktidardayken Türkiye ile AB arasında tam üyelik müzakerelerine 2005 yılında başlanması karara bağlandı. 

Almanya’nın “ilk kadın Başbakanı” olan Angela Merkel, Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki tutumunu hiç değiştirmedi.

Türkiye ile farklı alanlarda ilişkilerin korunması ve geliştirilmesi için bazı adımlar atarken, tam üyeliğe hep “HAYIR” dedi.

Haberin Devamı

Nitekim Türkiye ile AB arasında 2005’te başlayan müzakereler de 2016 yılında durduruldu. 

Evet…

Aradan tam 63 yıl geçti.

Üye sayısı bir ara 28’e yükselen ve İngiltere’nin terk etmesi üzerine 27’ye düşen  AB’ye Türkiye hala bir türlü tam üye olamadı.

İşte bu günlerde “İmtiyazlı Ortaklık” yerine “Associate Member” (oy kullanma ve yönetimde yer alma hakkı olmayan) “Ortak Üyelik” gündeme geldi.

Almanya’nın CDU’lu Başbakanı Friedrich Merz, Ukrayna’nın AB’ye hızlı bir şekilde tam üye olmasının gerçekçi ve mümkün olmadığına işaret ederek, AB kapılarının Ukrayna’ya açılmasını ve sınırlı haklara sahip “Ortak Üyelik”  verilmesini önerdi.

Şansölye Merz, AB yönetimine bir mektup yazarak, Ukrayna’nın AB kurumları ile ilişkilerinin geliştirilmesini içeren, ama eşit haklara sahip olunmayan “İmtiyazlı Ortaklık” benzeri “Ortak Üyelik” verilmesinin Ukrayna için çok önemli bir sinyal olacağına dikkat çekti. 

Haberin Devamı

Ukrayna halkının Rusya’ya karşı mücadelede böyle bir sinyale ihtiyacı olduğu görüşünü de vurguladı.

Evet…

Aradan yıllar geçti…

Dünyada köklü değişiklikler ve gelişmeler oldu…

Ama CDU/CSU’nun bu konudaki politikası içerik olarak değişmedi…

Sadece “İmtiyazlı Ortaklık” kağıt üzerinde “Ortak Üyelik” olarak değişti…

BAKMADAN GEÇME!