GeriAvrupa İhmal edilen bizler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İhmal edilen bizler

İhmal edilen bizler

Almanya’da göçmen kökenlilerin ihmal edildiği, ayrımcılığa uğradığı, dışlandığı yıllardır bilinmektedir.Bu yeni bir olgu değildir.Almanya’da göçmen kökenlilerin partiler ve politikacılar tarafından ihmal edildiği, ayrımcılığa uğradığı ve dışlandığı da yıllardır bilinmektedir.Bu da yeni bir olgu değildir.

İhmal edilen bizlerYeni olan, Berlin’deki Alman Ekonomi Araştırma Enstitüsü (DIW) tarafından yapılan bir araştırmadır.
Bu araştırmaya göre Almanya’daki göçmen kökenli seçmenler de ihmal edilmekte, dışlanmakta ve ayrımcılığa uğramaktadır.
Oysa ki, her seçmen gibi göçmen kökenli seçmenler de Almanya’da yapılan seçimlerin sonuçlarının şekillenmesinde etkin bir rol oynamaktadır.
Çünkü 60.3 milyon seçmenin 6 milyon 400 bini göçmen kökenlidir.
Bunlardan 1 milyon 250 bine yakını da Türkiye kökenlidir.
Hiç şüphesiz ilk bakışta toplamda göçmen kökenli seçmenlerinin oranının düşük olduğu görülmektedir.
Ama göçmen kökenli
seçmenlerin parti tercihi eğilimlerine bakıldığında, seçim sonuçları açısından bunun hiç de küçümsenmemesi gerektiği görülmektedir.

*
Nitekim buna 22 Eylül 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerde bizzat tanık olduk.
O dönemde 61 milyon 432 bin 868 seçmen vardı.
Bunlardan 48 milyon 582 bin 761’i oy kullandı.
500 bine yakını Türkiye kökenli olmak üzere 4.5 milyon göçmen kökenli seçmenlerin yüzde 64’ü de.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) toplam oyların 18 milyon 488 bin 668’ini aldı.
Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) 18 milyon 482 bin 641’ini.
Aradaki oy farkı sadece 6 bin 27’ydi.
Göçmen kökenli seçmenlerin tercihine bakıldığında, SPD’nin bu seçimden ‘en güçlü parti’ olarak çıkmasında Türkiye kökenli seçmenlerin çok etkin bir rol oynadığı apaçık ortadadır.
Çünkü yapılan anketlere göre, 2002 yılındaki genel seçimlerde Türk kökenli seçmenlerin yüzde 60’ından fazlası SPD’ye oy vermiştir.
Bu veriler ışığında SPD’li başbakan Gerhard Schröder’in koktuğunu Türkiye kökenli seçmenler sayesinde koruduğunu söylemek, daha doğrusu yazmak hiç de yanlış olmaz.

*
DIW’in araştırmasında 26 Eylül’de yapılacak genel seçim sonuçlarının şekillenmesinde göçmen kökenlilerin etkin bir rol oynayacağına da dikkati çekilmektedir.
Federal Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine göre şu anda Almanya’da 31.2 milyonu kadın, 29.2 milyonu erkek olmak üzere 60 milyon 400 bin seçmen vardır.
Resmi olmayan verilere göre de 1 milyon 300 bine yakını Türkiye kökenli olmak üzere göçmen kökenli 7 milyonun üzerinde seçmen bulunmaktadır.
Son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre bu hafta sonu genel seçim olsa, CDU/CSU yüzde 29, SPD
yüzde 17, Yeşiller yüzde 17,
Hür Demokrat Parti (FDP)
yüzde 12, Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 11 ve Sol Parti yüzde 8 oy alacaktır.
Daha önceki seçimlerde de olduğu gibi, eski Sovyetler Birliği’nden (SB) gelen Alman kökenli seçmenlerin yüzde 50’ye yakının tercihinin bu seçimlerde de CDU/CSU’nun olmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kamuoyu yoklamaları da Türk kökenli seçmenlerin parti tercihinde ciddi bir değişim olduğunu göstermektedir.
Aynı araştırma ve kamuoyu yoklamaları, bir dönemler yüzde 70’ine yakını SPD’ye oy veren Türk kökenli seçmenlerin son yıllarda ‘cephe değiştirip’ CDU’nun yanında yer aldığını ortaya koymaktadır.
26 Eylül’deki genel seçimlerde Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 53’ünün CDU/CSU’yu destekleyeceğinden hareket edilmektedir.
Tabii 2002 yılındaki seçimlerde SPD’li Başbakan Gerhard Schröder’in koltuğunu korumasında etkin rol oynayan Türk kökenli seçmenlerin oy gücü, ‘yerli’ Almanların desteği olmadan, CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet’i, yani ‘Türken Armin’i (Türk Armin) ‘Rusya Almanları’ ile birlikte başbakanlık koltuğuna taşımaya yetmeyecektir.
Ama CDU/CSU’nun seçimlerden ‘en güçlü kanat’ olarak çıkmasına ve Armin Laschet’e başbakanlık yolunun açılmasına önemli katkıda bulunacaklardır.

False