Güncelleme Tarihi:

9 Kasım 1918 Almanların aydınlık günüdür.
1914-1918 yıllarında yaşanan Birinci Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 10 milyon Alman yaşamını yitirdi, 20 milyona yakını da yaralandı.
Fransa’nın Compiegne kentinde Alman İmparatorluğu’nun kabul etmesi üzerine 11 Kasım 1918’de imzalanan “Ateşkes Sözleşmesi”ile savaşın sana ermesinden iki gün önce, yani 9 Kasım 1918’de başkent Berlin’de Friedrich Ebert’in lideri olduğu Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) öncülüğünde genel greve gidildi.
SPD üyesi Philipp Scheidemann, Berlin’deki Reichstag (Reich Meclisi) binasının balkonundan Cumhuriyet’i ilan etti.
Scheidemann, "İşçiler ve askerler, bugünün tarihi öneminin farkında olun. Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ana şahitlik ediyoruz” dedi.
“Alman halkı her alanda zaferi kazanmıştır. Eski ve çürümüş monarşi çökmüştür. Eskisi yok artık. Ebert (Friedrich) Reich (devlet) Şansölyesi’dir. Yaşasın Alman Cumhuriyeti” diyerek Cumhuriyet’i ilan etti.
İmparator II. Wilhelm ertesi gün pılıyı pırtıyı toplayıp Hollanda’ya sığındı.
Geçici olarak görevi Ebert devraldı.
1919 yılı ocak ayında Alman Ulusal Meclis seçimleri yapıldı ve 11 Şubat 1919’da Friedrich Ebert Weimar Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.
Ve “Kasım devrimi” ile Almanya demokrasiye kavuştu.
Bu Almanların ak günüydü…
Ve Friedrich Ebert, 28 Şubat 1925 tarihinde ölünceye kadar görevde kaldı.
9 Kasım 1923’te Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) lideri Adolf Hitler, Münih’te yandaşlarıyla birlikte demokratik seçimlerle göreve gelmiş hükümeti devirmek için darbe girişiminde bulundu.
“Birahane Darbesi” (Ludendorff Darbesi) olarak nitelenen bu darbe girişimi başarısız oldu.
Bu Almanların hem “kara” hem de “ak günüydü”…
Ve Hitler 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ancak “iyi hal” nedeniyle birkaç ay sonra tahliye edildi.
Avusturya vatandaşı olan Hitler, Alman vatandaşlığını aldı ve 30 Ocak 1933’te Almanya Şansölyesi ve 2 Ağustos 1934’te de Almanya’nın “Führer’i”, lideri oldu.
Nazi Almanya’sında Hitlerin “üstün ırk” (aryan) politikası ön plana çıktı.
Ülkede yaşayan milyonlarca Yahudi kökenliye “öcü” gözüyle bakılmaya başlandı.
Ve 1938 yılında 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece Almanya’nın çeşitli kesimlerinde “Kristallnacht” (Kristal Gecesi” veya “ Kırık Camlar Gecesi” olarak bilinen “pogrom” (kıyım) başladı.
NSDAP’nin paramiliter kolu olan “Sturmabteilung” (FırtınaBirliği” ile “Schutzstaffel” (Koruma Taburları” Yahudilere ait işyerlerini, binaları ve sinagogları ateşe verdiler.
O gece 191 sinagog, 170’in üzerinde Yahudilere ait özel mülk ve 29 bina kundaklanırken, 800’den fazla işyeri yağma edildi.
Yahudi mezarları tahrip edildi.
100’ün üzerinde Yahudi’yi öldürüldü.
Binlerce Yahudi kökenli gözaltına alındı
Bu Almanların “en kara günlerinden biriydi”.
Bu Almanların “utanç günüydü”…
Daha sonraki günlerde de “pogrom” devam etti.
Hatta “daha kara günler” yaşandı.
Alman Naziler, Almanya’da, Avusturya’da, Polonya’da “Yahudi avına” çıktılar.
Nazi Toplama Kamplarına doldurdukları Yahudileri gaz odalarında imha ettiler.
1933-1945 yıllarında 6 milyona yakın Yahudi’yi öldürdüler.
Naziler, Almanlar, dünya tarihine “Holokost (Yahudi soykırımı) mimarı” olarak geçtiler.
İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra müttefiklerin işgal bölgesi Batı’da 23 Mayıs 1949’da Alman Anayasası’nın kabulüyle “Almanya Federal Cumhuriyeti (BRD), Doğu’daki Sovyet işgal bölgesinde de 7 Ekim 1949’da Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) kuruldu.
Zamanla Doğu’dan Batı’ya kaçanların sayısının artması üzerine DDR iktidarı iki Berlin ve iki Almanya arasına 13 Ağustos 1961’de Almanya’yı Almanya’dan, Almanları Almanlardan ayıran, Batılıların “utanç duvarı” Doğuluların “Faşizme geçit yok” dedikleri duvarları ördü.
Dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Mihail Gorbaçov’un “Glasnost” (saydamlık) ve “Perestroyka” (yeniden yapılanma) politikası ve “demokrasi sevdalısı” Doğu Almanların kararlı direnişleri sayesinde 9 Kasım 1989’da bu “utanç duvarı” çöktü.
Doğu Almanya’da iktidardaki Sosyalist Birlik Parti (SED) Polit Büro üyesi Günter Schabowski’nin “daha özgür bir seyahat düzenlemeleri” ile ilgili 9 Kasım 1989 akşamındaki basın toplantısında, yanlışlıkla "Bildiğim kadarıyla düzenleme derhal yürürlüğe giriyor" demesiyle halk geçiş kapılarına hücum etti.
Batı’ya vizesiz geçiş başladı.
Berlin Duvarı’na tırmanıp Batı’ya geçenler oldu.
Almanya’nın iki yakasında da sevinç ve coşku yaşandı.
Bu 9 Kasım da Almanların, Almanya’nın “ak günüydü”…
Bu 9 Kasım Almanların, Almanya’nın “aydınlık günüydü”…
Bu 9 Kasım da Almanların mutluluk günüydü…
Televizyon ekranlarında izlediğim bu sevinci yerinde izlemek ve yaşamak için ertesi sabah Bonn’da trene binip, Alman ve diğer yabancı medya mensuplarıyla birlikte ben de Berlin’in yolunu tuttum.
Birbirlerini hiç tanımayan insanların birbirlerine sarılıp bu sevinci ve coşkuyu birlikte yaşadıklarına yerinde tanık oldum.
Berlinli Türklerin “Küçük İstabul” olarak bilinen Kreuzberg kesiminde bu coşkuyu birlikte kutlamallarına da.
Ve eski Doğu Almanya (DDR) tarihe karışırken, iki Almanya 3 Ekim 1990’da resmen “Almanya Federal Cumhuriyeti” çatısı altında birleşti.
