Hayal kırıklığı ve ihanet

Hayal kırıklığı ve ihanet

Fransa’da aşırı sağcı ‘Ulusal Bütünleşme-Birlik’ (RF) Lideri Marine Le Pen, gelecek yıl yapılacak seçimlerde cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Almanya ile ilişkileri koparacağını ilan etti.

Haberin Devamı

Hayal kırıklığı ve ihanet
Le Pen, günlük gazetelerden ‘L’Opinion’da yayımlanan makalesinde, komşu ülke Almanya’ya verdi veriştirdi.
Berlin’le sıkı ilişkilerin hem askeri olarak hem de dış politikada Fransa’ya hiçbir katkısının olmadığını ileri sürdü.
Hatta Almanya’yı Fransa’yı hayal kırıklığına uğratmakla, yarı yolda bırakmakla ve Fransızlara ihanet etmekle suçladı.
1789 yılındaki Fransız Devrimi’nin başlangıcı niteliğindeki ‘Bastille Baskını’nın yıl dönümü 14 Temmuz Fransız Ulusal Günü’nde yayımlanan makalesinde Marine Le Pen, Almanya’yı tek taraflı olarak tüm gücünü Orta Avrupa’ya yönlendirmekle suçladı.
“Fransız-Alman çifti boşanma yolunda” diyerek, Fransa’nın 2022 yılı itibariyle başka tarafa yönlenmesinin kaçınılmaz olduğunu yazdı.
Hatta Avrupa Birliği’ni (AB) terk eden İngiltere ile Fransa’nın ilişkilerini geliştirilmesi gerektiğine yer verdi.
İngiltere ile birlikte hedeflerinin dünya genelinde ‘aşırı İslamcılık’a karşı mücadele olduğuna da.
Yani İslam düşmanlığını körüklemekte kararlı olduğu sinyalini de verdi.
*
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 10 Nisan 2022 tarihinde yapılacaktır.
İlk turda çoğunluğun sağlanamaması halinde de 24 Nisan’da ikinci tur seçimleri.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yine aday.
Marine Le Pen de öyle.
Başka adaylar da var.
13 Nisan 2017’de yapılan seçimlerin ilk turunda Macron yüzde 24.1, Le Pen de yüzde 21.3 oy almıştı.
İkinci turda ise Emmanuel Macron seçmenlerin yüzde 66.1’inin desteğiyle cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuştu.
Kamuoyu yoklamaları, gelecek yıl yapılacak seçimlerde Macron’un en güçlü rakibinin Marine Le Pen’in olacağını göstermektedir.
Almanya ile ilişkileri koparma vaadinde bulunarak oy avcılığı yapan aşırı milliyetçi Le Pen, hiç şüphesiz sinyallerini verdiği bu Alman düşmanlığını önümüzdeki yıl başından itibaren sokaklara da taşıyacaktır.
*
Evet...
Almanya ile Fransa arasında yıllarca savaşlar yaşanmış, iki taraftan da yüz binlerce insan yaşamını yitirmiştir.
Ama İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu düşmanlık sona ermiştir.
1951 yılında Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg bir araya gelip, ‘Avrupa Maden ve Çelik Birliği’ni kurdu.
1957 yılında da aynı ülkeler tarafından imzalanan Roma Anlaşması ile günümüzdeki AB’nin ‘anası’ konumundaki ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun temelleri atıldı.
Günümüzde 28’e yükselen AB üyesi ülke sayısı İngiltere’nin terk etmesiyle 27’ye düştü.
Almanya ve Fransa’nın ‘öncülük’ ettiği, yol gösterdiği AB, kendisini kanıtlamış bir barış projesidir.
AB bir medeniyetler projesidir.
Böyle bir projeyi daha da geliştirmek yerine, bölüp parçalamayı, yok etmeyi akıldan geçirmek bile çılgınlıktır.
Kaldı ki, Fransa ile Almanya arasında çok sıkı bir dostluk ilişkisi vardır.
Bunun da temelini, 22 Ocak 1963 tarihinde dönemin Fransız Devlet Başkanı Charles de Gaulle ve Almanya Federal Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı Konrad Adenauer, Paris’teki Elysee Sarayı’nda imzaladıkları ‘Elize Anlaşması’ ile atmışlardır.
Zamanla bu dostluk ilişkileri her alanda geliştirildi.
Almanya’nın eski Başbakanı Helmut Schmidt, Fransa Devlet Başkanı Valery Giscard d’Estaign’le, Helmut Kohl, François Mitterrand’la, Gerhard Schröder, Jacques Chirac’la ve Angela Merkel de hem Nicolas Sarkozy hem François Hollande hem de Emmanuel Macron ile kendi aralarında olduğu gibi halklar arasındaki dostluk ilişkilerini de geliştirdiler.
‘Elize Anlaşması’nın yerine 2019 yılında imzalanan ‘Aachen Sözleşmesi’ ile iki ülke arasındaki politik, ekonomik ve diplomatik alanlarda olduğu gibi, halklar arasında da her alanda ilişkilerin daha da geliştirilmesi hedeflendi.
AB’nin lokomotifi konumundaki bu iki ülke arasındaki ilişkileri sonlandırmayı akıldan geçirmek bile çılgınlıktır.
Hatta delilik...

Haberle ilgili daha fazlası: