Güncelleme Tarihi:

Muhteşem manzaralar eşliğinde gerçekleşen otobüs yolculuğum sırasında nerdeyse dört mevsimi bir arada yaşıyorum. Vadi’de ki 26 derecelerden sonra, Granada'ya ulaşmaya kısa bir süre kala, önümüzde yükselen görkemli Sierra Nevada dağlarının zirvelerinde kar var. Yani bu bölgede yarım saat içerisinde, yazın ortasında kış tatili yapmak mümkün. Avrupalılar bu fırsatı kaçırır mı! Öncelik İsviçre olmak üzere, özellikle kuzey Avrupa Ülkeleri bu bölgeyi son yıllarda kelimenin tam anlamıyla istila etmişler. Bunun sonucunda tabii ki, bölgede ki ev ve arsa fiyatlarıda tavan yapmış( Bu bilgiyi bölgenin yerlilerinden alıyorum, bu durumdan oldukça şikayetçiler!)
GRANADA'DAKİ İLK ZİYARETİM KATEDRAL
Granada'yı ilk kez keşfetmenin ve nihayet Alhambra’yı görecek olmanın heyecanını yaşıyorum. Şehirde iki gün kalacağım için rahatım. Bu yüzden de şehri keşfe, önce Granada'nın kalbindeki tarih, kültür ve modern şehir hayatının bir karışımı olan ‘Plaza Isabel La Católica’ meydanından başlıyorum. Tarihe karşı olan inanılmaz merakımdan dolayı bu meydanda ki muhteşem Barok ve Rönesans binaları hemen dikkatimi çekiyor. Bir kafede bir şeyler içtikten sonra, 1561 yılında kutsanmış olan dünyanın dördüncü büyük katedrali, ünlü Granada Katedrali'ne doğru yürüyorum. Katedral’ın inşaatı o zamanlar Gotik tarzda başlamış, ancak daha sonra burası İspanya'nın ilk Rönesans kilisesi olmuş. Kraliçe Isabella ve eşi II. Ferdinand'ın gömülü olduğu Kraliyet Şapeli burada bulununuyor (giriş kişi başı 7 Euro). Kral ve Kraliçenin tabutları, 1520 yılında El Hamra’dan bu Katedrale taşınmış.
ALBAICIN BÖLGESİ
El Hamra’yı tam karışıdan gören, bir zamanlar müslümanların yaşadığı UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan Albaicin’de, Elhamra'nın en güzel manzarasını sunduğu söylenen ‘Mirador de San Nicolás'ta ‘ gün batımını mutlaka deneyimlemek istiyorum. Bu yüzden, büyüleyici ara sokakları ile sayısız dükkan ve restoranlarla dolu Albaicin bölgesine doğru yola koyuluyorum. Yol boyunca önüme çıkan adliye binasına ve romantik Paseo de los Tristes'te (Üzgünlerin Yolu: mezarlığa giden cenaze kalabalıklarına atıfta bulunuyor) hayran kaldıktan sonra, küçük Parfüm Müzesi'ne de (ücretsiz giriş) uğruyorum. Bu müzede doğal malzemelerle kendi kişisel parfümünüzü yaptırabilirsiniz.
EŞSİZ MANZARA
Ardından, Granada'nın en iyi manzara noktalarından biri olan ikonik ‘Mirador de San Nicolas’a‘ ulaşıyorum. Tepenin üzerinde bir de küçük bir cami bulunuyor(Granada'da Mağribi döneminin izlerini taşıyan bu tür yapıları her yerde bulabilirsiniz). Buraya tırmanış biraz yorucu olsa da kesinlikle değdi. Şehrin bu noktasından, El Hamra’nın manzarası gerçekten de muhteşem. Özellikle gün batımında İspanyol sokak sanatçılarının gitarları eşliğinde manzaranın büyüsüne kapılmamak mümkün değil !. Her ne kadar bu mükemmel manzaradan ayrılmak zor da olsa yavaş yavaş şehre geri dönmek zamanı çünkü yarın sabah erken kalkıp bütün günümü El Hamra’ya ayıracağım . Dönüş yolunda önümde bir tablo gibi uzanan Albaicín semtinin zevkini çıkararak (Arapça yazıtlı muhteşem kemerli ve badanalı evlerin yanından ve dar sokaklardan geçerek) otelime ulaşıyorum.
Grana’da ile ilgili ilginç bir kaç bilgi: Granada'nın en dar sokağı ‘Calle Caldería Nueva’da, Albaicín semtinde ve sıkı durun bu sokak sadece bir buçuk metre genişliğinde!.. Granada'daki birçok barda, bira veya şarabınızın yanında ücretsiz bir tapas ikram ediliyor. Bu gelenek, Katolik Hükümdarlar dönemine kadar uzanıyor o dönemlerde alkolün etkisini azaltmaya yardımcı olmak için şarabın yanında küçük bir atıştırmalık servis edilirmiş ve Granada’da bu geleneği hala devam ettiriyorlar…Granada ayrıca flamenkonun doğum yeri. Şehirde bulunan çok sayıda ki küçük meyhaneler de flamenko geceleri düzenliyor ve Granada, dünyanın en önemli flamenko festivallerine ev sahipliği yapıyor. MUHTEŞEM EL HAMRA (ALHAMBRA) UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de yer alan ve 1001 Gece Masalları‘ndaki sarayları aratmayan dillere destan El Hamra adını; duvarlarının renginden dolayı Arapça “Alhambra ” (Kızıl/Kırmızı) kelimesinden alıyor.
Öncelikle önemli bir bilgi veriyim: UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan, El Hamra’yı koruma amaçlı günlük ziyaretçi kotası uygulanıyor. Yani biletinizi daha Granada planınızı yaparken aylar öncesinden almanız da fayda var. Şehrin en turistik noktası burası olduğu için biletler jet hızıyla tükeniyor. El Hamra’ya girişler günlük en fazla 8 bin ziyaretçi olacak şekilde düzenlenmiş. El Hamra’nın içerisinde bulunan, Nasrid saraylarına ise her yarım saatte bir sadece 300 kişi girebiliyor ve bilet alırken saat de belirlemeniz lazım. Biletinizde belirlenen saat, Nasrid Sarayı’nı gezmenize izin verilen tek zaman birimi ama kompleksin geri kalanını istediğiniz saatte gezebiliyorsunuz. Nasrid Sarayı ziyaret saatinizi kaçırırsanız hiç bir şekilde içeri giremezsiniz. Bu kadar ziyaretçi akınına sahip bir kompleksin giriş kapısının önünde uzun kuyruklar olacağını hesap edip, bilet saatinizden en az yarım saat önce kapıda olmanız tavsiye ediliyor. Night Visit to Nasrid Palace Guided Tour: Bu tur Nasrid Sarayı’nı gece ziyaret imkanı sağlıyor. Harika bir ışıklandırma sistemi sayesinde gece görüntüsü de ayrı bir güzel ama fiyatı 40 Euro!. Şehir merkezinden Sabikah tepesindeki El Hamra ‘ya, minibüsler ile (C30 ya da C32) ulaşabilirsiniz. Dönüşte zaten yokuş aşağı inildiği için yürümek hem kolay hem de harika manzaralar ile bir o kadar da keyifli. Yürümek istemeyenler ise yine her on dakikada bir gelen servis minibüslerine binebilir. Granada Kart: El Hamra ‘ya, şehrin ana turistik yerlerine ve minibüs transferlerine giriş imkanı sağlayan Granada Kartının fiyatı kapsam ve süreye bağlı olarak 46,92 Euro ile 56,57 Euro arasında değişiyor. Tavsiyem: Her yeri rahat bir tempoda gezmek için en az yarım gün ayırın veya tam gün ayırabilirseniz en ideali.
GENERALIFE'NİN MUHTEŞEM BAHÇELERİ
Ben sabah erken saatte gittiğim için bahçeler henüz kalabalık değil ve hava tam gezinti havası. Bahçeleri gezerken nereye bakacağımı bile bilemiyorum burası gerçekten de nefes kesici güzellikte. Bu bahçeler aslında bir zamanlar Granada'yı yöneten sultanların gezintileri için tasarlanmış. İçerisinin de; pavilyonlar, teraslar ve çeşmelerin bulunduğu romantik yürüyüşler yapılabilecek yolları ile göz alıcı manzaralarla dolu yem yeşil bir vaha. 13. yüzyılda yapımına başlanan bahçeler, zaman içinde büyük ölçüde değişmiş restorasyona uğramış ama günümüzde ki halleri de 19-20. yüzyıldan kalma.
Günümüzde, bu bahçe Granada’da her yıl düzenlenen müzik ve dans festivaline de ev sahipliği yapıyor.
MÜKEMMEL ARAP MİMARİSİ İLE NASRİD SARAYLARI
Bahçeleriyle birlikte Nasrid Sarayları kompleksi, Elhamra'nın kalbini oluşturuyor. 14. ve 15. yüzyıllarda burası, Mağribi hükümdarlarının hükümet merkezi ve özel daireleriymiş. Bu dönemde ki inanılmaz muhteşem arabeskler, alçıdan yapılmış Arapça yazıtlar ve Elkázar'ın içindeki mermer ‘Aslan Çeşmesi’ El Hamra’nın olmazsa olmazı! …ALCAZABA Duvarları ve kuleleriyle Alcazaba (Kale), 13. ve 14. yüzyıllarda Alhambra'nın savunma yapısı ve kalesi olarak hizmet vermiş. Düşman saldırılarını püskürtmek ve Sultanı korumak için tasarlanmış. Kalenin en eski kısmı ve özellikle gözetleme kulesinden, Granada'nın muhteşem panoramik manzaralarını izleyebilirsiniz…Sacromonte Mahallesi:
Mağara evleri ile ünlü (15. yüzyılda Granada’ya yerleşmiş olan bir grup Romanın İspanya’da ‘Gitono’diye adlandırılan topluluğun yaşadığı) turistik bir çingene mahallesi. Geceleri bu mağaralarda flamenko şovları oluyor. Zaten Grana’da Üniversitelerden dolayı oldukça genç bir nüfusa sahip, bu da şehrin özellikle bu bölgesinin enerjisine yansıyor!. El Hamra’dan yürüyerek kolayca geçebileceğiniz Sacromonte bölgesi, oldukça ilginç ve bir o kadarda hareketli bir bölge, kesinlikle vaktinizi ayırıp bir göz atın derim.







