‘Gizli adresim Darknet’te paylaşılmış’

Güncelleme Tarihi:

‘Gizli adresim Darknet’te paylaşılmış’
Oluşturulma Tarihi: Mart 11, 2021 11:09

‘NSU 2.0’ imzalı ölüm tehditleri alan avukat Seda Başay Yıldız, can güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmeyi reddeden Hessen Eyaleti’ne dava açacak.

Haberin Devamı

‘Gizli adresim Darknet’te paylaşılmış’
DW Türkçe’ye konuşan Seda Başay Yıldız, ölüm tehditleri nedeniyle taşındığı yeni evinde polislerin incelemeler yaptığını ve konut güvenliğinin güçlendirilmesi için tavsiyelerde bulunduğunu, ancak eyalet İçişleri Bakanlığı’nın bu maliyetleri üstlenmeyi reddettiğini söyledi: “Bizzat polisin alınmasını önerdiği bu tedbirler doğrultusunda, ailemin güvenliği için bazı tadilatları yaptırdım. 5 bin euro tutarındaki faturaları avukatımla birlikte Aralık ayı ortasında Hessen Eyaleti İçişleri Bakanına ilettim. Şubat ortasında yanıt Eyalet Polis Müdürü Ullmann’dan geldi. Bu ödemeyi yapmayacaklarını bildirdiler. Böyle bir yanıt verme cüretinde bulunmaları, hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeyeceklerini bildirmeleri kabul edilemez.”

Haberin Devamı

HUKUKA AYKIRI BİR TUTUM
“Fail yakalanamadığı için beni ölümle tehdit etmeye devam edebiliyor. Siyasi sorumlular ise bilgilerimin polisten alındığını kabul ediyorlar, polisten temin edilen bilgilerle ölümle tehdit edildiğimi de kabul ediyorlar, dahası inceleme yaptıkları evimde can güvenliğimiz için tedbir alınması gerektiğini söyleyenler de onlar. Ama bunun yol açtığı masrafların sorumluluğunu ‘Kusura bakmayın bunu ödeyemeyiz’ diyerek üstlenmeyi reddediyorlar. Bir de bana yazdıkları mektupta ‘Tehdit edilmiş hissetmemden ve güvenliğimi sağlamak için maliyet oluşmuş olmasından üzüntü duyduklarını’ söylüyorlar. Bu terbiyesizce bir davranış ama daha da önemlisi hukuka aykırı bir tutum.Bu davranış kabul edilemez. Bu yüzden konuyu yargıya taşıyacağım. Hessen Eyaleti’ne, bu durumdan sorumlu olan İçişleri Bakanlığı’na karşı dava açacağım.”

‘GİZLİ ADRESİM DARKNET’TE PAYLAŞILDI’
“Bugüne kadar 15’ten fazla tehdit maili ve faksı aldım. Ancak son aylarda gelen mesajlar çok daha endişe verici. 19 Şubat’ta, 9 göçmen kökenli kişinin öldürüldüğü Hanau’daki ırkçı katliamın birinci yıl dönümümde yeni bir tehdit maili aldım. Zamanlaması manidar... Aşırı sağcı tehditlere karşı sergilediğim cesaret nedeniyle Ludwig-Beck Ödülü’nün bana verileceği açıklanmıştı. Bu tehdit mesajında da buna atıfta bulunuluyor. Mektubu yazan, ‘Ölüm cezasını hak ettin, çünkü ödüle ismini veren kişinin ismini bir Türk olarak lekeledin’ diyor. Bu tehdit mailini aldıktan bir gün sonra sabah saatlerinde polis aradı. Bana, adresimin, aile fertlerimin isimlerinin, doğum tarihlerinin Darknet’te paylaşıldığını iletti. Üstelik yeni adresim paylaşılmış. Bana ilk tehdit geldiğinde eski evimde yaşıyorduk. Daha sonra taşınmıştık. Yani polis bilgisayarında arama yapılarak edinilen ilk bilgilerde yer alan adres eski evimin adresiydi. Polis yeni adresim için gizlilik güvencesi vermişti. Ama Darknet’te paylaşılan benim yeni adresim. Bu adrese nasıl ulaşıldı, bilmiyorum. Polis, ‘Çok kişi görmedi, gece saatlerinde paylaşıldı, hemen sildik’ bilgisini verdi. Ancak artık yeni adresim de yayıldı. Bu tehditlere boyun eğmeyeceğim. Ama tabii ki çocuğuma, aileme bir şey olmasını istemiyorum. Bu nedenle güvenlik tedbirleri alıyorum devlet de bu bağlamdaki yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda.”
‘Karanlık internet’ olarak da adlandırılan Darknet ortamında kullanıcılar kimliklerini, konumlarını gizleyebildikleri için, birçok yasadışı oluşum ve aşırı sağcı grup buradaki platformları kullanıyor.

Haberin Devamı

YAKALANMAYACAĞINDAN EMİN
“Eyaletin masrafları üstlenmeyi reddettiği basına yansımasından sonra aralarında profesörlerin, doktorların da bulunduğu pek çok kişinin benimle irtibata geçti, destek olmak istediklerini ilettiler. Hatta bir profesör 10 bin euro bağış yapmak istediğini aktardı. Kendilerine çok teşekkür ettim. Ama konunun para değil bir prensip meselesi, hukuk meselesi olduğunu anlattım. Çünkü güvenlik tedbirlerin maliyetinin üstlenilmesi devletin tabii bir yükümlülüğüdür. Ben mektupları gönderenlerin yakalanmasını sağlayacak kişiye 5 bin euro para ödülü vereceğimi duyurmuştum. Bunun ardından, ‘Beni bulmak için 5 bin euro yetmez’ diye mail geldi. Görünen o ki, çok güvende hissediyor, yakalanmayacağından emin.”

Haberin Devamı

MASRAFLAR KARŞILANMALI
Seda Başay Yıldız’ın talebi üzerine bilirkişi raporu hazırlayan Frankfurt Üniversitesi Kamu Hukuku Profesörü Günter Frankerberg de eyaletin güvenlik tedbirleri masraflarını ödemek zorunda olduğu görüşünde. Başay Yıldız’ın kişisel verilerinin, ‘kamu çalışanları tarafından, hukuka aykırı, suç oluşturacak şekilde, bir polis karakolunda, bir polis bilgisayarından, mesai saatleri içerisinde temin edildiğine’ dikkati çeken Frankenberg, bunun sonucunda ceza avukatının ‘can güvenliği tehlikede kişi’ olarak sınıflandırıldığını, güvenlik tedbirlerinin alınmasının da polis tarafından önerildiğini belirtti.

NEONAZİLERİN HEDEFİNDE
Yıldız, 2018’den bu yana, polis kayıtlarından alındığı tespit edilen kişisel bilgileri kullanılarak ölümle tehdit ediliyor. Aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasında, müdahil avukatlar arasında yer alan Seda Başay Yıldız, kamuoyunda bu cinayetlerin aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması konusunda verdiği mücadele ile tanınıyor. Yıllardır da neonazilerin hedefinde.

 

 

Haberle ilgili daha fazlası: