Cebelitarık bana, çocukluğumda okuduğum tarih kitaplarında gözümde canlandırdığım Cebelitarık Kayası ve ülkenin fethi hikayesini hatırlattı. Ben o zamanlar, Cebeli ‘Tarık’ isminden dolayı burayı fetheden kişinin bir Türk olduğunu düşünüyordum çocukluk işte. Antik Çağ döneminde Calpe ismiyle anılan bu ülke, Endülüs’ü fetheden Emevi komutanı, Tarık bin Ziyad’ın bölgede ayak bastığı ilk yer olduğu için ‘Tarık’ın dağı’ anlamına gelen Cebel-i Tarık ismini almış. İyi ki gezi planıma Cebelitarık’ eklemişim ve şimdi Cebelitarık Kayası (Gibraltar Kayası) eşsiz ve açık konumunun farkındaymış gibi, gururla zirvesini gökyüzüne doğru yükseltmiş karşımda duruyor ve ben kendimi bir anda İspanya’nın ortasında Büyük Britanya'da buluyorum.
Düşünün ki, bir dakika önce İspanya'dasınız ve bir dakika sonra Cebelitarık’ta bambaşka bir dünyadasınız. Cebelitarık'taki her şey gerçekten de çok "İngiliz" yani İngiltere'ye hoş geldiniz! Tam olarak öyle olmasa da bana öyle hissettirdi! Cebelitarık gezginlerin rotasında ilk sıralarda gelmez. Hatta bir çok kişi de ne özelliği var ki? diye düşünebilir! Ama bana sorarsanız özellikle İspanya Endülüs gezisine çıktıysanız burayı günübirlik de olsa mutlaka bir ziyaret edin derim. Cebelitarık, 1704'teki İspanyol Veraset Savaşı'ndan beri Birleşik Krallık'ın egemenliği altında olan bir İngiliz Denizaşırı Bölgesi.
Cebelitarık Boğazı'nın kuzey tarafındaki yarımada, Afrika'ya en yakın nokta ve toplam alanı sadece 6,5 km². 426 metre yüksekliğindeki nerdeyse bütün Cebelitarık fotoğraflarında yer alan kireçtaşı kayası ile ünlü . Cebelitarık’ın simgesi bu devasa kaya, kuzeyden güneye yaklaşık dört kilometre uzunluğunda ve 1,2 kilometre genişliğinde.
Cebelitarık, ayrıca bölgeye adını veren büyük kaya parçasında yaşayan sayısı yaklaşık 240’ a ulaşan Berberi makakları, doğa koruma alanında bulunan St. Michael Mağarası, koruma altındaki doğa parkı ile içerisinde ki Botanik Bahçesi, Avrupa Burnu ve muhteşem manzaralı Mağribi Kalesi ile gerçekten gezmeye değer bir Ülke. Biraz önce de belirttiğim gibi, sadece 6,5 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan Cebelitarık, gerçekten çok küçük bir ülke; ancak buna rağmen kendine ait bir havaalanına sahip olması da oldukça ilginç. Cebelitarık Havaalanı'ndaki pist, dört şeritli bir yolla kesişiyor. Bir uçak indiği veya kalktığı anda yol kapatılıyor ve
trafik duruyor.
Endülüs'ten Cebelitarık'a gitmek için, her zaman önce bu pistten geçmek ve daha sonra da gümrük kontrolünden geçmeyi beklemek gerekiyor. Ancak havaalanı çok yoğun değil; genellikle her gün sadece birkaç uçak kalkıyor ve iniyor, uçakların çoğu İngiltere'den geliyor. Pistten geçişli giriş sistemi ise Avrupa'da benzersiz. Bu ünlü Cebelitarık Kaya’sını yürüyerek, bisikletle, taksi, minibüs rehberli turla veya teleferikle ziyaret edilebiliyorsunuz. Ben minibüs ile yapılan rehberli turla ziyaret etmeyi tercih ettim.
Minibüsle yapılan rehberli tur için 59 Euro ödemeniz gerekiyor ama bu fiyata St. Michael Sarkıt Mağarasına giriş ücreti de dahil. Cebelitarık Kayası: Her yerden görülebilen ve bu küçük denizaşırı bölgenin olağanüstü güzelliğini tanımlayan Cebelitarık'ın en belirgin simgesi. Burası doğal bir koruma alanı ve ülkeyi ziyaret edenlerinde genellikle ilk durağı. Cebelitarık’ın diğer bir simgesi, Berberi Makak Maymunları da burada doğal ortamda yaşıyor. Denizden dik bir şekilde yükselen Cebelitarık Kayası, altı kilometre uzunluğunda ve 1,2 kilometre genişliğinde olup en yüksek noktasında 426 metreye ulaşan devasa bir kireçtaşı uçurumu.
Kayanın uzun bir tarihi var: Askeri açıdan her zaman büyük bir önem taşıyan bu kaya, uzun yıllar savunma yapısı olarak ve İkinci Dünya Savaşı sırasında ise yeraltı kalesi olarak hizmet vermiş. Kayanın içinde yaklaşık 15.000 kadar asker sığınak bulmuş. İkinci Dünya Savaşı tünelleri olarak adlandırılan bu tüneller bugün hala mevcut. Bu kayanın gerçek hakimleri ise, eski dünya maymun ailesinden bir makak türü olan yaklaşık 240 Berberi makak. Berberi makak popülasyonunun kesin kökeni bilinmiyor. Fas'tan getirildiklerine ve daha sonra kireçtaşı kayalıklarını uygun bir yaşam alanı olarak buldukları için burada ürediklerine inanılıyor.
Yüzyıllar boyunca, Cebelitarık halkı, bu Berberi makaklarına çok iyi bakıp onlara sadık kalmış ve askeriye tarafından korunuyorlar. Winston Churchill bile, maymunlar hastalık nedeniyle nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalınca onları Afrika'dan tekrar ithal ettirmiş. Bir Rivayete göre, Cebelitarık'taki İngiliz egemenliği ancak son maymun kayayı terk ettiğinde sona erecekmiş.
St. Michael’s Mağarası: Yağmur sularının kireç taşlarını aşındırması sonucunda oluşan devasa bir mağara. Her yerde tavandan ve zeminden sarkıtlar ve dikitler yükseliyor, atmosferik bir şekilde aydınlatılmış. Doğanın burada yarattığı şey gerçekten de çok etkileyici. Mağara, kayanın içine birkaç yüz metre derinliğe kadar uzanıyor ve sizi çeşitli odalardan geçiriyor. Özellikle büyüleyici olan: en büyük oda, mükemmel akustiği nedeniyle bir konser salonuna dönüştürülmüş ve çeşitli etkinlikler için kullanılıyor. Her yıl yaklaşık bir milyon kişi tarafından ziyaret edilen bu mağara, Cebelitarık Kayasındaki Doğal Koruma Alanı’nda deniz seviyesinden 300 metre yükseklikte bulunuyor.
Cebelitarık Avrupa Burnu: Kendinizi sadece Afrika'ya yakın hissetmekle kalmayıp açık bir havada harika bir Afrika manzarası da görmek istiyorsanız, Cebelitarık'ın en önemli manzara noktası olan Avrupa Burnu'nda doğru adrestesiniz.
Cebelitarık Boğazı'na uzanan bir burun üzerinde yer alan bu nokta, Cebelitarık'ın en güney noktası. İber Yarımadası'nın Araplar tarafından fethi, 711 yılında tam bu noktada başlamış. O zamanlar burada bir Mağribi camisi inşa edilmiş. Ama yüzyıllar boyunca Mağribi ve İslam yönetimi, Kastilya ve Katoliklik arasında gidip gelen sayısız saldırı ve yıkıma maruz kalan çalkantılı bir tarih yaşamış.1961 yılında İngiliz yönetimi harap haldeki binayı Cebelitarık Piskoposluğuna devretmiş ve ardından ibadethane yeniden inşa edilmiş. Avrupa Noktasında bulunan deniz feneri benim favorim oldu. 1841'de inşa edilen fener, günümüzde Londra'daki Trinity House tarafından yönetiliyor.
Avrupa Burnundaki Manzara noktasının arka planında, ‘İbrahim el-İbrahim Camii’ yer alıyor. Ağustos 1997'de Suudi Arabistan Kralı Fahd'ın hediyesi olarak açılan cami, Avrupa'nın en güneyindeki cami olması ve Müslüman olmayan bir ülkede inşa edilen en büyük camilerden biri olması ile ünlü.
Cebelitarık’ta Ana Cadde'de ( Main Street)yürürken kendinizi kolayca Büyük Britanya'daki küçük bir kasabada dolaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz . Ana Cadde'nin cephe düzeni ise 14. yüzyılda kurulmuş. 1801 yılında İngiliz Valisi Charles O'Hara'nın emriyle ‘Aziz Meryem Taçlı Katedrali'nin’ cephesi küçültülüp cadde düzleştirilmiş. Cebelitarık Kuşatması sırasında, şehir saldırıya uğradığında Ana Cadde üzerindeki hemen hemen her bina hasar görmüş. Günümüzde Cebelitarık şehir merkezi, Cebelitarık Miras Vakfı tarafından korunmakta. Restoranlarda daha çok
balık ve patates kızartması sipariş ediliyor.
Okula giden çocuklar üniforma giyiyor, İngiliz bayrağı her yerde dalgalanıyor ve kırmızı telefon kulübeleri ile posta kutuları tuğla binaları süslüyor. Bu cadde üzerindeki eski bir cami olan Gotik St. Mary Roma Katolik Kilisesi ile Mağribi tarza sahip Anglikan Katedrali’ni ve şehrin simge yapılarından olan Vali Konağı’nı gezebilirsiniz…
Botanik Bahçesi: Ana Cadde’nin güney ucunda, farklı türlerde subtropik bitki örtüsünün bulunduğu, pek çok bölümden oluşan bir park eğer vaktiniz olursa burayı da gezmenizi öneririm. Burada ayrıca Alameda Vahşi Yaşam Koruma Parkı da yer alıyor.
Moorish Castle (Mağribi Kalesi): Cebelitarık’ın batı yakasına hâkim bir noktada yer alıyor.11. yüzyıla dek uzanan köklü geçmişiyle ülkenin en eski tarihi yapılarından biri. Bulunduğu noktaya hakim konumu ve stratejik önemiyle öne çıkan ve tarih boyunca pek çok kez işgale uğrayan bu kale, ülkenin hemen hemen her noktasından görülebiliyor.
Cebelitarık’a Ulaşım: Londra'dan Cebelitarık'a direkt uçuşlar mevcut, ancak Almanca konuşulan ülkelerden uçuş yok. Genellikle Malaga veya Jerez üzerinden araçla gidilerek ulaşılıyor . Çok sayıda tur operatörü de İspanya Costa del Sol Bölgesinden Cebelitarık'a günübirlik geziler düzenliyor.
Ülkeye Giriş Koşulları: Diğer tüm İngiliz Denizaşırı Topraklarının aksine, Cebelitarık AB üyesi. Alman, Avusturyalı ve İsviçreli vatandaşların giriş için vizeye ihtiyacı yok. Ancak Cebelitarık Schengen Bölgesi'nde yer almadığı için girişte ulusal kimlik kartı veya pasaport gerekli.
Para birimi: Cebelitarık'ın resmi para birimi, İngiliz Sterlini ile aynı döviz kuruna tabi olan Cebelitarık Poundu. İngiliz para birimi de kabul ediliyor ve çoğu restoranda Euro olarak ta ödeme yapılıyor.
Toplu taşıma: Cebelitarık'ta oldukça iyi bir toplu otobüs ağı bulunmakta. Şehir içinde kırmızı otobüsleri işleten devlet şirketi Gibraltar Bus Company'nin yanı sıra, havaalanına ve İspanya sınırına hizmet veren Calypso Transport Ltd.'nin mavi otobüsleri de bulunmakta.
Teleferik: Vadi tabanından Cebelitarık Kayası'ndaki üst istasyona kadar bir teleferik bulunuyor. Teleferik yıl boyunca sabah 09:30'dan akşam 19:15'e kadar çalışıyor. Kasım ve Mart ayları arasında ise son teleferik seferi akşam 17:15'te yapılıyor.