Güncelleme Tarihi:

Bu kurslara, Almanya’da ilk kez oturum izni verilen herkesin olduğu gibi, aile birleşimi yoluyla gelenlerin yanı sıra sığınma başvurusunda bulunanlar ile çalışmak üzere gelen kalifiye elemanların, AB ülkesi vatandaşlarının da katılma hakları vardı.
Federal Göç ve Sığınmacılar Dairesi (BAMF) bütçesinden finanse edilen bu kursların hedefi, göçmen kökenlilerin ve sığınmacıların Alman toplumuna uyum sağlamalarını hızlandırmaktı, hala öyle de.
Ancak Almanya’da 23 Şubat 2025 tarihinde yapılan genel seçimlerden sonra Hristiyan Demokrat/Hristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile SPD’nin iktidara gelmesi üzerine durum değişti.
Hükümetin büyük kanadı CDU/CSU’nun Almanya’ya düzensiz göçün engellenmesi ve sığınmacı sayısının azaltılmasında direnmesi, “uyum kurslarını” da etkiledi.
CSU’lu Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, geçen yılın sonbaharında, BAMF’a Almanca dil kurslarını da içeren “uyum kursları” giderlerinde tasarrufa gidilmesi direktifi verdi.
Yani başvuruları kabul edilme şansı olmayan sığınmacıların yanı sıra, geçici olarak kalmalarına göz yumulanlar (Geduldete) ile AB vatandaşları ve Ukraynalılara ücretsiz “uyum kursları” yolunu kapattı.
Hem de hükümet ortağı SPD’ye haber bile vermeden.
Nitekim SPD’li Federal Meclis milletvekili ve İçişleri Komisyonu üyesi Hakan Demir, “Dil kursları olmadan toplumsal katılım olmaz. İnsanların buraya uyum sağlamasını ve burada çalışmasını isteyenler, bunun için yeterli mali kaynak ayırmak zorundadır” diyor.
“Koalisyon ortağımız bu konuda farklı düşünüyor. SPD, CDU/CSU üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edecek. Son söz henüz söylenmiş değil” görüşünü de vurguluyor.
Evet…
Almanya’da 2005 yılında uygulamaya konulan Yeni Göç Yasası’ndan bu yana resmi verilere göre, 2024 yılına kadar 3.6 milyon göçmen kökenli ve sığınmacı bu kurslara katılmıştır.
Toplamda Almanya genelinde 1.600’ün üzerinde kurum, kuruluş ve izin verilen yetkililer tarafından 235.000’e yakın “uyum kursu” düzenlenmiştir.
Evet…
Federal İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, bu kurslara 2021’de 475 milyon,
2023’te 968 milyon, 2025’te de 1.3 milyar Euro devlet desteği verilmiştir.
Bu yıl için bütçede yaklaşık 1 milyar Euro ve 2027 yılı için de 650 milyon Euro katkı öngörülmüştür.
Ama Bakan Alexander Dobrindt’in direktifiyle “uyum kurslarına” katılacakların oranı yüzde 40 azalmıştır.
Halk Yüksel Okulları da dahil, kurslara katılacakların sayısında 130.000’in üzerinde düşüş beklenmektedir.
BAMF 9 Şubat 2026’da “uyum kursları” düzenleyen kurum ve kuruluşlar ile izin verilen dernek, cemiyet ve özel şahıslara Mail göndererek, Bakan Dobrindt’in direktifini resmen iletmiştir.
Tabii “uyum kurslarına” katılacaklara “sınır getirilmesi” 20.000’e yakın öğretmeni de tedirgin etmiştir.
Son yıllardaki yasal düzenlemelere güvenerek kurs sayısını artıran, yeni kurs salonları kiralayan ve personel sayısını çoğaltan kurum ve kuruluşlar ile özel şahısları da.
Ancak en çok tedirgin edici durum, Almanya’nın geleceğidir.
Düzensiz göçün engellenmesine kimsenin itirazı yoktur.
Olmamalıdır da…
Ama hayatta kalabilmek için savaşlardan kaçıp Almanya’ya gelen sığınmacılara, Ukraynalılara, AB vatandaşlarına “uyum kursları” kapısının kapatılması doğru ve yerinde bir karar değildir.
Almanya’da 2035 yılına kadar 5 milyondan fazla kişinin emekliye ayrılmasına ve ülkenin en az o kadar kalifiye elemana ihtiyacı olacağından hareket edilmektedir.
Rusya’nın Ukrayna’da 24 Şubat 2022’de başlattığı savaştan kaçıp Almanya’ya gelen ve çalışma çağında olan Ukraynalıların yüzde 60’a yakını sigortalı bir işte çalışmaktadır.
AB ülkelerinden gelecek kalifiye elemanlara “uyum kursları” kapılarının kapatılması hem toplumsal yaşamda hem de iş hayatında uyum sağlanmasını zorlaştıracaktır.
Evet…
1950’li yılların ortalarına doğru Almanya’ya başlayan “Gastarbeiter” (Misafir işçi” göçü döneminde yıllarca Almanca dil kurslarının akla gelmemesinin, uyumun lafının bile edilmemesinin büyük bir hata olduğu artık sokaktaki vatandaşın bile bildiği ve kabullendiği bir gerçektir.
CDU/CSU, “Eigentor”dan (kendi kalesine gol atmaktan) vazgeçmelidir.
CDU/CSU, kendi ayağına kurşun sıkmaktan da vazgeçmelidir.
CDU/CSU, kendi bindiği dalı kesmekten vazgeçmelidir.
Tabii bu, Almanya ve Almanya’daki diğer partiler için de geçerlidir.
