"Devlet dairelerinde ırkçılık yapısal"

Güncelleme Tarihi:

Devlet dairelerinde ırkçılık yapısal
Oluşturulma Tarihi: Şubat 24, 2026 11:47

Almanya İçişleri Bakanlığı'nın 6 milyon Euro ile destek verdiği, ülke tarihinin en kapsamlı 'kurumsal ırkçılık' araştırması tamamlandı.

Haberin Devamı

250 sayfalık dev rapor, Alman devlet dairelerinde ırkçılığın 'istisna' değil 'yapısal bir risk' olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya online katılan Müslümanların yüzde 80'i resmi dairelerde ayrımcılığa uğradığını bildirirken, ayrımcılığa uğrayanların hukuki korumadan yoksun olduğu belirtildi.

Spiegel dergisi ise Federal İçişleri Bakanlığının, araştırma sonucunu neredeyse rafa kaldırıldığını duyurdu. Spiegel dergisi, araştırma sonucunun, İçişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde 'kısa haberler' bölümünde ve geçtiğimiz hafta cuma öğleden sonra duyurulduğuna dikkate çekerken "Ne basın toplantısı yapıldı, ne açıklama gönderildi." diye yazdı.

Berlin Teknik Üniversitesi'nden Sosyal Bilimci Sina Arnold, dergiye yaptığı açıklamada, bakanlığı, araştırmayı "görmezden gelmekle" suçladı ve "Dobrindt'in (Federal İçişleri Bakanı) Alman kurumlarındaki yapısal ırkçılıkla uğraşmaya pek hevesli olmadığı anlaşılıyor. Duyuruyu Cuma günü habersizce yaparak bizim bile kendi basın çalışmamızı yapmamızı engellediler. Bu araştırma hak ettiği ilgiyi görmüyor." dedi. İçişleri Bakanlığı ise araştırmayı gizleme suçlamalarını reddetti ve sonuçların internet sitesinde  erişime açık olduğunu belirtti.

Almanya'da devlet kurumlarındaki ırkçılığı mercek altına alan en kapsamlı araştırma Leipzig Üniversitesi liderliğindeki Toplumsal Birlik Araştırma Enstitüsü (FGZ) tarafından 2021-2024 yılları arasında  "Kurumlar ve Irkçılık" (InRa) başlığıyla yapıldı.

Federal İçişleri Bakanlığı araştırmaya 6 milyon Euro'luk finansman desteği verdi. 10 araştırma kurumundan 23 ayrı projede görev alan uzmanlar, iş merkezlerinden yabancılar dairelerine, polis teşkilatından gümrük idarelerine, adliyelerden sağlık, gençlik ve sosyal hizmet dairelerine kadar onlarca kurumu mercek altına aldı.

Araştırmada sosyal bilimlerin tüm yöntemleri kullanıldı ve Federal Polis, Gümrük, Federal İş Kurumu ve Göç Dairesi BAMF olmak üzere dört büyük federal kurumla işbirliği yapıldı. Yaklaşık 13 bin çalışanla anket yaptı. Ayrıca araştırma kapsamında yüzlerce kişiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi ve kurum içi süreçleri gözlemledi.

Araştırmanın genel koordinatörü Leipzig Üniversitesi'nden Prof. Gert Pickel, "Bu kapsamda bir araştırma Almanya'da daha önce yapılmadı. İlk kez bu kadar geniş çaplı olarak devlet kurumlarına erişim sağlayabildik. Farklı disiplinlerin ve perspektiflerin kombinasyonu, tek bir çalışmanın yapamayacağı ayrıntılı tespitlere olanak sağladı" dedi.

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, ırkçılığın nadiren açık saldırılar şeklinde ortaya çıktığı, asıl olarak kurumların rutin işleyişinde, karar alma mekanizmalarında ve çalışma kültüründe gizlendiği oldu. Araştırmacılar, tüm kurum tiplerinde ırkçı ayrımcılığın izine rastlandığını, ancak biçim ve yoğunluğun farklılık gösterdiğini belirtiyor.

En büyük yapısal risklerden biri olarak dil engeli öne çıkıyor. Araştırmaya göre, başvuru süreçlerinde yardım alma düzeyi büyük farklılıklar gösteriyor. Kimi başvuru sahiplerine proaktif şekilde yardım edilirken, Almancası kısıtlı olanlar ya geri çevriliyor ya da dil bilmemeleri nedeniyle yetersiz hizmet alıyor. Yardımlar tek tek memurların iyi niyetine kalıyor.

Araştırmacılar ayrıca, bölgesel farklılıkların ve toplumsal önyargıların da idari pratiklere yansıdığını, kurumlarda ırkçılıkla mücadele kültürünün bölgeden bölgeye büyük farklılıklar gösterdiğini tespit etti. Araştırmanın bir diğer boyutu, kamu çalışanlarının kendilerinin de ayrımcılığa maruz kaldığını ortaya koydu.

MÜSLÜMANLARIN YÜZDE 80'İ AYRIMCILIĞA UĞRADI

Müslümanlarla yapılan online ankette katılımcıların yaklaşık yüzde 80'i devlet dairelerinde ırkçı ayrımcılığa uğradığını bildirdi. Yüzde 40-50 oranında katılımcı, iş merkezleri, sosyal hizmetler ve yabancılar dairelerinde somut ayrımcılık deneyimleri yaşadığını aktardı.

Mağdurların önemli bir kısmı başarısızlık korkusu, kendinden şüphe duyma ve uzun süreli psikolojik baskı altında kaldıklarını, hatta bazılarında kalıcı kaygı bozuklukları geliştiğini belirtti.

Şikayet mekanizmaları ise genelde işe yaramıyor. Mağdurların sadece küçük bir kısmı ayrımcılıkla mücadele birimlerine başvurdu. Büyük çoğunluğu şikayetlerinin sonuçsuz kalacağını düşündüğü için başvurmadı. Araştırmacılar, bu durumun bağımsız, kolay erişilebilir şikayet mekanizmalarının önemini gösterdiğini vurguluyor.

Haberin Devamı

Dört federal kurumda yapılan geniş çaplı ankette, kurumlar arasında etnik ayrımcı tutumlar açısından büyük farklılıklar olmadığı görüldü. Toplumun geneliyle karşılaştırıldığında, kamu kurumlarında belirgin şekilde yüksek bir ayrımcılık eğilimi tespit edilmedi. Bazı boyutlarda benzer veya daha düşük, bazı boyutlarda ise biraz daha yüksek oranlar kaydedildi. Örneğin Federal Polis ve Gümrük'te mültecilere yönelik tutumlar toplumun genelindeki ayrımcılıktan daha yüksek çıktı.

Araştırmada eğitim seviyesinin, ayrımcı tutumlar üzerinde belirleyici bir faktör olduğu ortaya çıktı. Yüksek eğitim düzeyine sahip çalışanlarda ayrımcı tutumların daha düşük olduğu gözlendi.

BAKMADAN GEÇME!