GeriAvrupa Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar

Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar
Abone Olgoogle-news

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbe girişimi sırasında kendi deyimiyle saldırıdan 15 dakika ile kurtuldu. İşte bu kurtuluşa ve darbeci askerler ile Cumhurbaşkanlığı korumaları arasında Marmaris’teki otelde çıkan korkunç çatışmaya teknik direktör Ertuğrul Sağlam tanıklık etti. Odasının hemen önünde ilki saat 01.00, sonuncusu sabaha karşı gerçekleşen üç çatışmada ailesiyle birlikte ölüm korkusunu yaşayan Sağlam, “Yere yatıp siper aldık. Ne zaman içeri girecekler diye gözümüz kapıdaydı. Hatta bir ara banyoya gidip abdestimi alıp ölümü bekledim” dedi.

TÜRKİYE, 15 Temmuz Cuma gecesi kanlı bir darbe teşebbüsü yaşarken, en kritik yerlerden biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te tatil yapmakta olduğu Grand Yazıcı Oteli’ydi.

Darbecilerin en önemli hedeflerinden biri Erdoğan’dı. Bu amaçla gece yarısından itibaren otele saldırdılar ve Cumhurbaşkanlığı korumalarıyla şiddetli çarpışmalara girdiler.
Erdoğan, önceki gün yaptığı açıklamada, “15 dakika daha kalsam, ya kaçırılacak ya ölecektim” diyerek oteline yapılan baskınının vahametini ortaya koydu.
O gece Marmaris’te yaşananlarla ilgili başka bir çok anektod anlatıldı. Ancak çoğu ikinci kaynaklara dayanıyordu.
HÜRRİYET, Bursaspor eski teknik direktörü Ertuğrul Sağlam’ın baskını, ailesiyle birlikte birkaç metre yandaki odada yaşadığını öğrendi. Hala olayın şokunu yaşayan Sağlam, sorularımıza ayrıntılı yanıtlar vererek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nasıl bir tehlikeden kılpayı kurtulduğunu anlattı.

- 15 Temmuz akşamı, darbe girişiminde bulunulurken siz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile aynı oteldeydiniz. Kendisinin davetlisi olarak mı oradaydınız?

Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar

Hayır, tesadüfen. Rahmetli başkanımız İbrahim Yazıcı’nın oteliydi. Biz onunla Bursaspor’da yaklaşık 4 yıl çalıştık. Her sezon başı planlamamızı ve hazırlıklarımızı otelde hem tatil yaparak hem çalışarak geçiriyorduk. Dolayısıyla 4 sene her yaz oraya gittim. Başkanımız vefat ettikten sonra bir alışkanlık oldu. Her sene yaz tatilimizin 1 haftasını Marmaris’te geçiriyoruz. Dolayısıyla bizim tatil planlamamız 11-18 Temmuz arasındaydı. Oraya gittiğimizde Sayın Cumhurbaşkanımızın da aynı otelde olduğunu öğrendik.

- Sizin ve Cumhurbaşkanı’nın kaldığı yer otelin tam olarak neresindeydi?

Kaldığımız yer şöyle bir konumdaydı. Sağımızda Sayın Cumhurbaşkanımız kalıyordu. Yaklaşık 20-30 metre yakınlıktaydı. Bitişik odamda Cumhurbaşkanımızın koruma müdürü bulunuyordu. Hemen 20 metre arkamızda da koruma polislerinin kaldığı odalar bulunuyordu. Şöyle düşünebiliriz 20’şer metrelik bir üçgen ve tam ortasında da biz kalıyorduk.

-Cumhurbaşkanı ile bir sohbetiniz oldu mu?

Maalesef olmadı. Koruma Müdürü ile konuştum. “Sayın Cumhurbaşkanımıza bir selam vermek isterim” şeklinde arzumu kendisine ilettim. O da tam olay akşamı Sayın Cumhurbaşkanımızın dinlenmek istediğini ve daha sonra kendisiyle görüştüreceğini söyledi.

-Olay günü bir anormallik hissettiniz mi?

Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar

Ben akşam yürüyüş yaparken yolda insanların “Hocam merhaba” diyerek selam verirken aynı zamanda “Hocam Boğaz Köprüsü askerler tarafından kapatılmış” şeklinde sözlerini duymaya başladım. Ondan sonra otele geldim. Otelde tabi gündemi de yakından takip etmeye başladım. Sonrasında olaylar yavaş yavaş gelişmeye başladı. Bir müddet sonra odanın önünde bir hareketlilik başladı. Otelden ayrılanlar oldu bir güvenlik çemberi içerisinde. Sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın otelden ayrıldığını kimse söylemedi.

- Sayın Cumhurbaşkanı ne kadar bir süre içinde ayrıldı?

Önce Sayın Cumhurbaşkanımızın ailesi ayrıldı diye tahmin ediyorum. Marmaris’teki otelde olaylar başlamadan önce kendisi de ayrıldı. Ancak şunu söylemeliyim ki Cumhurbaşkanımızın olaylar başlamadan önce otelden ayrılma zamanlaması bugün daha farklı gelişmelerin olmasının önüne geçti. Zamanlama, Cumhurbaşkanımızı ve devletimizi korudu.

-Cumhurbaşkanı ayrıldıktan ne kadar sonra otele baskın gerçekleşti? Saldırı anını anlatır mısınız

Tam zamanını hatırlamıyorum ama 1 saat olmamıştı. Önce otelin ön kısmında çatışmalar oldu. Helikopterle askerleri indirdiler. Ancak orası bize uzaktı. Sonrasında bizim olduğumuz bölgeye geldi helikopter. Ve oteli taramaya başladı.  Bu saldırı tahmin ediyorum gece 01.00 civarı oldu. Biz üç defa baskını hissettik. Esas büyük olan ise gece 03.00’te gerçekleşti. Ve sabaha karşı 05.00 gibi son baskın gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı korumaları ikinci baskında ciddi bir çatışma yaşadı. Silah sesleri, çığlıklar, bağrışlar vardı. Bizim odanın hemen 5 metre önünde gerçekleşiyordu. Düşünün odanın kapısı, onun önünde silah seslerini, helikopterin taradığı anların, arada bir patlayan bombaları duyuyorduk. Odalar aranıyordu. Sonrasında yan odamıza geldiler. Biz bunların hepsini büyük bir korku ve tedirginlik içerisinde takip ediyorduk. Ailem oradaydı. Kızımın iki arkadaşı (3 tane 14 yaşında kız) oğlum, eşim ve ben tabiri caizse duvarın dibine sindik. Ne zaman içeriye girecekler, neyle karşılaşacağız? Sadece korkuyla bekledik.

-Otelden çıkmanız için size birileri yardımcı oldu mu?

Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar

Hayır olmadı. Toplamında yaklaşık 4 saatlik bir çatışma sürdü. Çok sıkıntılı bir süreç yaşadık. Kızım, -şimdi size anlatır- psikolojik etkilerini hala yaşıyor. Sonucunda tabi üzüntülerimiz oldu. Oradaki insanların bağrışları, çığlıkları hala kulaklarımızdan gitmiyor.

- O anlarda çok çarpıcı şeyler yaşamışsınızdır...

İkinci çatışmadan sonra odanın dışından tek tük silah sesleri gelmeye başladı. Bir kadının çığlığını duymaya başladık. “Yardım edin, yardım eden yok mu?” diye bağırıyordu. Oğlumla beraber çıktık. Önceki günlerde denize gidip gelirken köşede kadın korumaları görüyorduk. Bağıran kişi de onlardan biriydi. ‘Doktor musunuz? Aranızda doktor var mı?’ dedi. Ben ‘Hayır’ dedim. ‘Kalp masajı yapabilen var mı’ dedi. ‘Valla ben yaparım’ dedim. Antrenörlük kursunda ilk yardım eğitimi aldığımız zaman öğrenmiştim. Korumaların olduğu kata doğru çıkmaya başladık. Tam çıktığımızda masaj yapacağım koruma polisini çarşafa sarmış ambulansa götürüyorlardı. Orada daha önce ayaküstü sohbet ettiğimiz polislerden biriyle konuştum. ‘Bir sıkıntı var mı’ dedim, ‘Bir şehidimiz var hocam’ dedi. Ancak şehit olan o polis miydi, yoksa başka biri miydi, bilmiyorum. ‘Siz de buralarda fazla kalmayın hocam, gelirler tekrar’ dedi. Biz odaya döndük, tam olay bitti derken, saat 05.00 gibi yeniden geldiler. Son iki gelişte helikopter denizden odaların önüne kadar gelerek taramaya başladı. İkinci gelişlerinden sonra ölümün kokusunu almaya başladık. Hatta banyoya giderek abdestimi aldım ve ölümün gelmesini bekledim. Sabah namazını kıldım ve gün ağardığında olaylar sona erdi.

-Otelde kaç koruma vardı? Cumhurbaşkanı ayrılmasına rağmen neden korumalar orada kaldı?

15-20 kadar koruma vardı. Orada nasıl bir strateji uygulandı bilmiyorum ama Cumhurbaşkanı’nın ayrılışı çok ani olduğu için onlar da otelden ayrılacak yeterli süreyi bulamadılar. Biz de 2 gün sonra ayrıldık.

-Olaylar sonrasında Cumhurbaşkanı ile görüşebildiniz mi?

Cumhurbaşkanı’nın oteline 4 saatte 3 kez saldırdılar

Koruma müdürüne mesaj attım. Malum, süreç yoğun gelişti ancak en kısa zamanda kendisiyle irtibata geçmek istiyorum.

-Darbe girişiminin arkasından Gülen Cemaati çıktı. Sizin de bu cemaat ile yakınlığınız çok yazılıp çizildi. Bu yaşananlardan sonra neler söylemek istersiniz?

Hayatım boyunca yalan söylemedim, şimdi de söylemeyeceğim. Biz sporcuyuz, spor adamıyız. Cemaate bakış açımız ibadet ve eğitime destek olmaktı. Vatan sevgisiyle dünyanın her yerindeki okullarda Türk bayrağının dalgalanması bizleri mutlu ediyordu. Yabancı öğrencilerin Türkçe öğrenmesi ve vatana olan sevgimiz dışında başka bir niyetimiz asla olmadı.  

- Girişimin Gülen Cemaati ile ilgisi konusunda başka ne söyleyebilirsiniz? Ayrıca bu durum askere bakış açısını değiştirir mi?

Bu tablo hiç kabul edilemeyecek bir şey. Bu teşebbüste bulunan her kimse bu vatana ihanet etmiştir. Bu girişimi lanetliyorum. Bu teşebbüsün içinde yer alan herkes hak ettiği cezayı mutlaka almalı. Bu asker bizim askerimiz. Bazı şeyleri ayırt etmek lazım. Orada çok ince bir ayrıntı var. Bu asker doğuda ya da ülkenin farklı yerlerinde teröristlerle mücadele edenler de bizim askerimiz, bizim şehitlerimiz. Bence askere bakış açısını değiştirmemek lazım. Sapla samanı birbiriyle karıştırmamak gerek.

SIRA BİZE NE ZAMAN GELECEK DİYE BEKLEDİK

Ertuğrul Sağlam’ın 14 yaşındaki kızı Berrak, saldırıyı anlatırken, “Yan odalardan sesler geliyordu. Her an bizim kapımıza vuracaklar diye korktuk. Sesimizi çıkarmadan öylece saklandık” dedi.

Sağlam, İstanbul’daki evinde Hürriyet’e yaşadıklarını anlatırken, yanında kızı Berrak da vardı. 14 yaşındaki Berrak Sağlam için, “Maalesef bu olayları çocuklarımızla yaşadık. Kızım psikolojik bir travma yaşadı. Profesyonel destek almayı düşünüyoruz” diyen Ertuğrul Hoca, “İstersen hissettiklerini o anlatsın” diyerek, sözü ona bıraktı.
Yaşadıklarının etkisiyle hala güçlükle konuşabildiği dikkat çeken Berrak Sağlam şunları söyledi:

“Arkadaşlarımla birlikte uyuyorduk. Sonra bir anda sesler gelmeye başladı ve annem ile babam telaşla bizi kaldırıp köşeye oturttular. Darbe ne demek bilmiyordum. Cumhurbaşkanımızın bizimle aynı otelde kaldığını da bilmiyordum. Her şeyi o anda öğrendim. Neye uğradığımı şaşırdım. Bir sürü yeni şey öğrendim. Gerginlik hâkimdi. Yan odalardan sesler geliyordu ve bizim odaya da gelecekler diye korkuyorduk. Her saniye kapıya vuracaklar korkusuyla bekliyordum. Şu an bile neler yaşadığımızı anlatamıyorum. Arkadaşlarım ve ben ne kadar korktuğumuzu belli edemedik çünkü ses çıkarabileceğimiz bir ortam yoktu. Sessiz sessiz oturuyor, hareket etmiyorduk. Banyonun önündeydik. Onlar da benim gibi her şeyden habersizdi. Deyim yerindeyse bir anda başımızdan aşağı kaynar sular döküldü.”

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle