GeriAvrupa COVID-19 karamsarlığı da tetikledi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

COVID-19 karamsarlığı da tetikledi

COVID-19 karamsarlığı da tetikledi
Abone Olgoogle-news

İnsanlık tarihinde dünyanın çeşitli kesimlerinde zaman zaman bulaşıcı hastalık salgınları yaşandı. Milattan önce 429-426 yıllarındaki ‘Atina salgını’ yüzünden 75-100 bin kişi yaşamını yitirdi. Daha sonraki yüzyıllarda ‘Kara ölüm’ olarak bilinen veba salgınları da milyonlarca can aldı. Kolera salgınları da öyle.

COVID-19 karamsarlığı da tetiklediBİRİNCİ Dünya Savaşı döneminde, 1918-1920 yılları arasında baş gösteren ‘İspanyol gribi’ yüzünden 75 milyondan fazla insan can verdi.
1960’lı yıllarda ortaya çıkan HIV/AIDS nedeniyle şimdiye kadar 30 milyondan fazla kişi yaşamını yitirdi.
Geçen yılın sonlarında Çin’den yayılmaya başlayan koronavirüs (COVID-19) belası da, şimdiye kadar Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Latin Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünya genelinde 1 milyon 800 bine yakın can aldı.
Her ne kadar son haftalarda Türkiye kökenli Dr. Özlem Türeci ile eşi Prof. Uğur Şahin’in kurucu ortakları olduğu BioNTech ile Amerikan Pfizer şirketi başta olmak üzere bazı firmanın ürettiği aşı bir umut ışığı olsa da, 2021’i şimdiden gözden çıkaran karamsarların sayısı iyice arttı.
Telefon eden okuyucularımız da, sokakta rastladığım Türkiye kökenli insanlar da, sohbet ettiğim Almanlar ve başka uluslardan insanlar da, “Bu bela kısa bir sürede biteceğe benzemiyor” diyorlar.
İnsanlar iş yerlerini kaybetme, kiralarını bile ödeyememe tedirginliği yaşıyorlar.
Tabii en korkunç olanı da, COVID-19’a yakalanıp yaşamlarını kaybetme tedirginliği.
*
Yapılan kamuoyu yoklamaları da benzer yaklaşımların ağır bastığını ve COVID-19’un toplumda karamsarlığı tetiklediğini de göstermekte.
Gelecek yıla güvenle bakanların oranı yüzde 51’de kalırken, korku duyan karamsarların oranı yüzde 49’a ulaşmakta.
Hem de Almanya gibi köklü ve güçlü bir sanayi ülkesinde.
Hem de Almanya gibi ‘sosyal devletin’ kendisini her alanda her zaman ve herkese hissettirdiği bir ülkede.
Almanya’da 2005’te yüzde 11.7, 2010’da yüzde 7.7, 2015’te yüzde 6.4 olan işsizlik oranı şu anda yüzde 6’nın altında olduğu halde, ülkede yaşayan insanların yüzde 77’si 2021’deki ekonomik gelişmeden umutlarını kesmiş.
Hatta 40-59 yaş grubu kadınlarda ‘umutsuzların’ oranı yüzde 82’yi buluyor.
Hem de tüm veriler, her ne kadar yüzde 6 civarında bir düşüş beklense de 2021 yılındaki gayri safi milli hasılanın (GSMH) Almanya Federal Cumhuriyeti’nin tarihinde ‘en yüksek 4’üncü rakam’ olacağı ve 2022 yılında GSMH’da yüzde 5 artış beklendiği şimdiden ilan edilse de.
Almanların yüzde 64’ü COVID-19 yüzünden insanların gelecek yıl birbirlerinden ‘uzaklaşacaklarını’, sadece 36’sı da ‘yakınlaşacaklarını’ düşünüyor.
Koronavirüse karşı alınan önlemlerin gelecek yıl kademeli olarak kaldıracağını düşünenlerin oranı yüzde 29’da kalırken, insanların yüzde 71’i büyük ölçüde sürdürüleceği görüşünde birleşiyor.
Politikacılara güven, daha doğrusu güvensizlik de öyle.
Almanların sadece yüzde 23’ü gelecek yıl politikacılara güvende artış olacağını düşünüyor.
Politikacılara güvenin azalacağını, yani güvensizliğin artacağı görüşünü paylaşanların oranı ise yüzde 77’ye ulaşıyor.
Avrupa’nın 2021 yılında birbirine daha da ‘yakınlaşacağını’ düşünenlerin oranı yüzde 32’de kalırken, Almanların yüzde 68’i ‘uzaklaşacağı’ görüşünde birleşiyor.
Bu veriler de insanların yaşamlarını, yaşam biçimlerini değiştiren, tüm dünyanın başına bela olan COVID-19’un Almanya’daki insanları da, Avrupalıları da, Avrupa ülkelerini de birbirlerinden uzaklaştıracağını göstermektedir.
Tabii Brexit’in (İngiltere’nin Avrupa Birliği’ni AB terk etmesi) peşinden başka ülkelerin de ayrılabilecekleri sinyallerini de.
Umarız ‘medeniyetler projesi’ olarak nitelenen AB şu andaki konumunu daha da büyüyerek ve güçlenerek korur.
Umarız şu koronavirüs belası 2021’de defolup gider.

Not: 2021’in tüm insanlığa sağlık, barış, mutluluk ve güzellikler getirmesini dilerim.

False