Güncelleme Tarihi:

“Kardeş partiler” olarak bilinen Hristiyan Demokrat/Hristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) uzun süren pazarlıklardan sonra “Almanya için Sorumluluk” başlıklı 144 sayfadan oluşan Koalisyon Sözleşmesi’nde uzlaşmaya vararak 6 Mayıs 2025 tarihinde iktidara geldi.
Hedef belliydi…
Ekonomik alanda pandemi döneminden beri yaşanan durgunluğu gidermek.
Almanya’ya düzensiz göçü engellemek ve sığınmacı sayısını azaltmak.
Almanya’da suç işleyen yabancılar ile sığınma başvuruları kabul edilmeyenlerin sınır dışı edilmelerini hızlandırmak.
Yoğun enerji tüketen sanayi dallarının rekabet gücünü korumaları için elektrik ücreti yükünü azaltmak.
Dar gelirlilerin vergi yükünü azaltmak.
Yurttaş Parası (Bürgergeld) yerine katı kurallı “Temel Güvence” ödeneğini hayata geçirmek.
CDU lideri Friedrich Merz başbakanlığında oluşturulan koalisyon hükümeti işe hızlı başladı.
Ama farklı alanlarda ortaklar arasında görüş ayrılığı yaşandığı için hedeflerin hayata geçirilmesinde zorluklar yaşandı.
Şansölye Merz kısa bir süre sonra “Sonbahar Reformu” ile ülkeye ve insanlarına canlılık getirileceğini ilan etti.
Almanya’nın sınır kapılarında kontrollerin artırılarak düzensiz göçün engellenmesi ve sığınmacı sayısının azaltılması gibi konularda olumlu gelişmeler yaşansa da, çeşitli alanlarda planlar hayata geçirilemedi.
Sonbahar bitti, kış geride kaldı “Sonbahar reformu” hayata geçirilemedi.
Tabii koalisyonda yaşanan sıkıntılar, hükümete ve hükümet partilerine güveni de sarstı.
Özellikle de SPD’ye olan güveni…
23 Şubat 2025 tarihinde yapılan erken genel seçimlerde yüzde 28.5 oy alan CDU/CSU ile yüzde 16.4 oy toplayan SPD’ye destek azaldı.
Yüzde 20.8 oy alarak “ikinci güçlü parti” konumuna yükselen sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD), yüzde 11.6 oy alan Yeşiller ve yüzde 8.8 oy toplayan Sol Parti ise güçlenmeye başladı.
Başlangıçta Şansölye Merz’e duyulan güven yüzde 40’ları bulurken, zamanla bu oran dibe vurdu.
Bu hafta başında yapılan son kamuoyu yoklamasına göre, Şansölye Merz’e duyulan güven yüzde 21’e, aynı zamanda Başbakan Yardımcısı ve Federal Maliye Bakanı olan SPD Eş Başkanı Lars Klingbeil’a duyulan güven de yüzde 18’e düştü.
Hükümetin politikasından ve çalışmalarından memnun olmayan Almanların oranı ise yüzde 84’e yükseldi.
Aynı kamuoyu yoklamasına göre, Almanya’da bu hafta sonu genel seçim olsa, CDU/CSU’nun yüzde 26, SPD’nin yüzde 12, muhalefetteki AfD’nin yüzde 25, Yeşiller’in yüzde 14 ve Sol Parti’nin de yüzde 10 oy alacağı ortaya çıktı.
Hükümet partilerine desteğin ve güvenin azalmasında hiç şüphesiz verilen sözlerin ve bulunulan vaatlerin yerine getirilmesi etkin bir rol oynadı.
İşte bu hafta başında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Almanya’ya resmi bir ziyarette bulundu.
Şara, Alman Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile Bellevue Sarayı’nda görüştükten sonra Federal Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlenen “Alman-Suriye Ekonomi Forumu” etkinliğine katıldı.
Daha sonra da Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı başbakanlıkta öğle yemeğinde ağırladı.
Yaklaşık 2 saat süren görüşmelerden sonra ortaklaşa düzenlenen basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara "Suriye halkı adına Almanya’ya minnettarız. Kapılarını açarak bir milyondan fazla Suriyeliye destek oldunuz. Bu sayede vatandaşlarımız nefes alma, eğitim görme imkanı buldu” dedi.
Suriyelilerin Suriye’ye dönerek ülkenin yeniden yapılanmasına katkıda bulunmalarını beklediklerini de vurguladı.
Şansölye Merz de, görüşmelerde Suriyelilerin geri dönmelerinin ele alındığını da söyledi.
Bir gazetecinin “hangi ölçüde”, yani ne kadar, kaç Suriyelinin geri döneceğinden hareket ettiğini sorması üzerine Şansölye Merz, “uzun vadede, önümüzdeki 3 yıl içinde, bunu Cumhurbaşkanı Şara da arzu ediyor, Almanya’da Suriyelilerin yüzde 80’inin ülkelerine geri dönmesi bekleniyor” yanıtını verdi.
Buna hiç şüphesiz Şansölye Merz kendisi de inanmamaktadır.
Almanya’da resmi verilere göre Almanya’da 940.000 Suriyeli yaşamaktadır.
Yani Şansölye Merz’e göre bun insanlardan 752.000 Suriye’ye geri dönmesi beklenmektedir.
Federal Çalışma Ajansı Başkanı Andrea Nahles’in verilerine göre Almanya’daki Suriyelilerin 249.000’i sosyal sigortalı olmak üzere 316.000’i çalışmaktadır.
Almanya’nın çeşitli kesimlerindeki hastanelerde Suriyeli 5.745 doktor, binlerce mühendis çalışmaktadır.
2016 yılından bu yana 250 bin Suriyeli Alman vatandaşı oldu.
Bu insanların gönüllü olarak Almanya’yı terk edip gitmelerini beklemek günümüzün gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Almanya’yı geçen yıl 10.000’e yakın Suriyeli gönüllü olarak terk etmiş, ancak yasal olarak yasak olduğu için 2012-2025 yılları arasında hiçbir Suriyeli sınır dışı edilmemiştir.
Şu anda yasak kaldırılmış, ancak her sınır dışı kararına yapılan itirazın sonuçlanması yıllar aldığı için, bu alanda büyük ölçüde artış beklenmemektedir.
Evet…
Verilen sözlerin, bulunulan vaatlerin yerine getirilmemesi, hükümete de köklü partilere de güveni azaltmaktadır.
Bu durum da, “Remigration” (Tersine göç) (Geldikleri ülkeye geri gönderme) politikasında ısrar eden sağ popülist AfD’nin işine yaramaktadır.
Yüzde 80 hayali de hiç şüphesiz AfD’yi daha da güçlendirecektir.
İşte o yüzden, “Büyük lokma ye büyük söz söyleme” atasözünü politik sorumluluk taşıyan politikacılar da, hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdır.
