Bunun nesine sevinilir?

Bunun nesine sevinilir

Fransa’da geçen ay yerel seçimler yapıldı.Ve ülke genelinde oluşturulan 13 bölgenin başkanları iki turda yapılan seçimlerde belirlendi.13 bölgenin 7’sinde seçimleri merkez ittifakında yer alan Cumhuriyetçiler (Les Republicaines-LR) kazandı.5 bölgede de Sosyalist Parti (PS) ve Yeşiller ağırlıklı sol ittifakı seçimlerden zaferle çıktı.

Haberin Devamı

Bunun nesine sevinilir
2017 yılından beri Fransa’nın Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Emmanuel Macron’un kurduğu Cumhuriyet Yürüyüşü (La Republique en Marche-LAREM) yerel düzeyde doğru dürüst örgütlenemediği için varlık gösteremedi.
Son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre seçimlerden zaferle çıkması beklenen aşırı sağcı Ulusal Bütünleşme-Birlik (Rassamblement National-RN) de aradığını bulamadı.
“Geliyoruz” diyen ve eski adı Ulusal Cephe (FN) olan RN’nin lideri Marine Le Pen, tam bir hayal kırıklığı yaşadı.
Aşırı sağcı Le Pen’in partisi, 13 bölgenin hiçbirinde de başkan çıkaramadı.
Fransız basını yerel seçimlerde alınan bu sonuçları “Macron ve Marine Le Pen’in yenilgisi” olarak değerlendirdi.
Gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo kanalları seçim sonuçlarını ‘Le Pen’in büyük mağlubiyeti’, ‘Macron ve Le Pen hezimete uğradı’ gibi başlıklarla verdi.
Alman medyası da, ‘Fransa’da aşırı sağcı Marine Le Pen tam bir hezimet yaşadı’, ‘Le Pen’in partisi çöktü’ gibi başlıklar attı.

Haberin Devamı

*
Evet...
İlk bakışta bu aşırı sağcı RN ve lideri Marine Le Pen için bir hezimettir.
Ancak bu seçimlerde RN’nin oyların yüzde 20.5’ini aldığı gözönünde bulundurulursa, aşırı sağın tek başına ülkede hâlâ ‘üçüncü büyük güç’ yarışını sürdürdüğü açıkça ortadadır.
Tabii ki, aşırı sağın hızının kesildiğini görmek tüm ‘demokrasi sevdalıları’ için sevindiricidir.
Ancak RN’nin hâlâ eski gücünü koruduğu gerçeği gözönünde bulundurulduğunda bunun neresi sevindiricidir?
Bunun nesine sevinilir?
Kaldı ki, diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de aşırı sağcı partilerin aldıkları oy oranına bakıldığında bunun sevinecek, sevinilecek hiçbir yönü bulunmadığı çok açık bir biçimde görülmektedir.
Hatta tedirgin edici olduğu bile.

*
Avusturya gibi bir AB ülkesinde aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 2017 yılındaki genel seçimlerde toplam oyların yüzde 26’sını almıştır.
Danimarka gibi demokratik bir hukuk devletinde, her ne kadar 2019 yılındaki genel seçimlerde önemli ölçüde oy kaybına uğraşa da aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi 2015 yılında toplam oyların yüzde 21.1’ini almıştır.
Çoğulcu demokrasinin ve sosyal devletin ‘beşiklerinden’ olarak bilinen İskandinav ülkesi İsveç’te 2018 yılında yapılan genel seçimlerde aşırı sağcı İsveçli Demokratlar yüzde 17.5 oy almıştır.
Komşu ülke Finlandiya’da 2019’da yapılan seçimlerde, aşırı sağcı Gerçek Finliler de seçmenlerin yüzde 17.5’inin desteğini almıştır.
Avrupa’nın göbeğindeki demokratik hukuk devleti Belçika’da aşırı sağcı Yeni Flamanlar, 2014 yılındaki genel seçimlerde yüzde 20.3 oy almıştır.
Macaristan’da başbakan Viktor Orban’ın liderliğini yaptığı aşırı sağcı Jobbik 2017 yılındaki seçimlerde oyların yüzde 19.1’ini almıştır.
Hollanda’da aşırı sağcı Geert Wilders’in liderliğini yaptığı Özgürlük Partisi (PVV), her ne kadar bu yıl yapılan seçimlerde oy kaybına uğrasa da daha önceki seçimlerde hep yüzde 10’un üzerinde oy almıştır.
Almanya’da sağ popülist, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) 2017 yılında toplam oyların yüzde 12.6’sını alarak ‘anamuhalefet’ konumuna yükselmiştir.
Çek Cumhuriyeti’nde, Yunanistan’da, İspanya’da ve başka AB ülkelerinde aşırı sağcı partiler parlamentoda boy göstermekteler.
Hepsi de ırkçılık, yabancı, sığınmacı, Yahudi ve İslam düşmanlığı yaparak, AB karşıtı politikayla bu başarıyı (!) elde etmiştir.
2017 yılında Fransa’nın Cumhurbaşkanlığına soyunan, ancak ikinci turda Emmanuel Macron’un karşısında tutunamayan Marine Le Pen, gelecek yıl yapılacak seçimlerde yeniden aday olacağını aylar önce ilan etmiştir.
Son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre kazanma şansı en yüksek adaydır.
İşte o nedenle RN’nin yerel seçimlerde ‘hezimete uğramasının’ sevinilecek bir yönü yoktur.
Ve “Geliyoruz!” çığlıkları atan bir Marine Le Pen vardır.
Bunun nesine sevinilir ki?

Haberle ilgili daha fazlası: