GeriAvrupa Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim

Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim

Berlin Sağlık Senatörü Dilek Kalaycı (SPD), 20 yılı aşkın aktif siyasi yaşamını bu yıl eylül ayında yapılacak seçimlerden sonra sonlandıracak. Son 10 yıldır kabinede olduğunu belirten Kalaycı, “Hükümet işleriyle uğraştım, iki yıl belediye başkanlığı yaptım, salgını yönettim. Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim. Siyasetten önce bir yaşam olduğu gibi siyasetten sonra da bir yaşam var” diyor.

SİZE göre koronavirüs salgını başladığında en büyük zorluklar neydi?
Salgının olabileceğini kavrayabilmek ve tanımak aslında en büyük zorluktu.
Salgını hepimiz hafife mi aldık?
Evet. Berlin’de ve tüm Almanya’da salgının boyutu hafife alındı, çünkü kimse ne olduğunu bilmiyordu.
Berlin’de Sağlık Senatörlüğü olarak nasıl karşıladınız?
Ocakta ilk kriz toplantımızı yaptığımız zaman herkes kendi kendine soruyordu, “Bu da ne böyle?” diye. Virüs olduğu açık ve net ortaya çıktı. Sonra virüs tanınmadığı için hafife alındı. Griple kıyaslandı. Ama Berlin’de erken dönemde doğru karar alabildik. Çünkü uzmanlardan oluşan bir kriz masası oluşturmuştuk. Ayrıca hangi bilgi ve veri olursa olsun, bunun en kötü olasılık olma ihtimalinden yola çıktık. Bunun bir salgın olduğu, bunun tehlikeli bir virüs olduğundan yola çıktık. Bu nedenle Berlin’de çok erken kısıtlama kararı alarak ilk dalgayı çok iyi şekilde önlemeyi başardık. Turizm fuarını (İTB) yasakladığımız zaman herkes “Neden yasaklanıyor virüs Berlin’de yok ki” diyordu. Ama büyük bir risk taşıyordu. Sonra okulları, yuvaları kapattık, etkinlikleri yasakladık. Dalganın kırıldığını ve hızlı yayılmanın durduğunu görebildik. Bu ilk dalgadan edindiğimiz ilk olumlu tecrübeydi. Sonra yaz sezonu başladı. Başarılı olduğumuz için herkes “O kadar da tehlikeli değilmiş” dedi. Ama virüs oradaydı ve yeniden bir yayılma gerçekleşebilirdi. Ancak insanlar bunu düşünmedi. Yaz aylarındaki düşük insidans değeri nedeniyle umursamazlık oldu. Ve en sonunda iki etken virüsün yeniden yayılmasında rol oynadı. Birincisi; genel olarak tatil amaçlı seyahatler...

Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim
‘SPAHN HATA YAPIYOR’
Seyahatler demişken, Federal Sağlık Bakanı Jens Spahn’ın virüsün yayılma nedenini akraba ziyaretleriyle gerekçelendirmesi doğru muydu?
Jens Spahn bir hata yapıyor. Her zaman etnik kökene indirgiyor ki, ben bunu yanlış buluyorum. Genel anlamda tatil seyahatleri virüsün yayılmasında etkili oldu. Aile ziyaretleri yapmadan dünyayı dolaşan insanlar da virüsün yayılmasında etkili oldu. Bunu belirli ülkelere indirgemeyi tamamen yanlış buluyorum. Bu salgında genel bir fenomendir. Spahn’ın Balkanlara ve Türkiye’ye indirgemesi yanlıştı. Ancak genel anlamda seyahat, salgının yayılmasında etkili oldu. Almanya çok hazırlıklı değildi. Test kuralları ve karantina kuralı Almanya genelinde ortak bir karara bağlanmalıydı. Ama bu eyaletlere bırakıldı. Her eyalet kendisi sorunu çözmeye çalıştı. Bu hataydı. Federal hükümetin çözmesi gerekirdi.
Ancak bu eyaletlerin kendi talebi değil miydi?
Eyaletler bir şeyler yapmak istedi. Seyahatlerin gerçekleşeceği ve bununla birlikte virüsün ülkeye geleceği öngörülebiliyordu. Eyaletler test zorunluluğu ve karantina istedi. Ben o zamanlar 16 eyalet sağlık bakanının yer aldığı konferansın başkanlığını yapıyordum. Ama en sonunda baktığınız zaman seyahatler eyaletlerin değil, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın, yani federal hükümetin sorumluluğunda.
Peki virüsün yayılmasındaki ikinci neden neydi?
Gevşemeydi, rahatlamaydı. Berlin’de grup halinde buluşmalar oldu, partiler yapıldı. İnsanlar kutlamalar yaptı ve ikinci dalga bununla birlikte yayılmaya başladı. En kötü dönem ise kış aylarında oldu ve en çok bakım evlerindeki yaşlı insanlar etkilendi. Ancak aşıyla birlikte bakım evlerindeki yaşlı insanları koruyabildik.
Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim
‘BULUNDUKLARI YERDE AŞILADIK’
Aşılama süreci nasıl başladı ve son durum nedir?
Erken dönemde aşılama ekibimizle bakım evlerinde yaşlı insanlara gidip aşılama yaptık. Bununla gurur duyuyoruz. Hiçbir açık vermeden yaşlıları bulundukları yerde aşılayabildik. Böylelikle yaşlı insanları koruyabildik. Aşı kampanyamıza hasta ve yaşlılardan başlamamız başarımızdaki en büyük etkenlerden biri.
Göçmenlerin daha fazla enfekte olduğu da hep dillendirildi. Bu konuda veriler var mı?
Göçmenlerle ilgili istatistik yok. Jens Spahn, hastanelerde de daha fazla göçmen olduğunu söyledi. Ama istatistik bulamadık. Ben bu konuda da etnik ve kültürel öğelere indirgemeyi doğru bulmuyorum. Bu daha çok sosyal etkenlerle ilgiliydi. Biz, Berlin’deki epidemolojik ve sosyolojik verileri analiz edip bir araya getirdik. Şunu tespit ettik; Bazı ilçelerde insanların çok yoğun yaşadığı bölgelerde, örneğin yeşil alanın az olduğu, hareket etme alanının dar olduğu ve konutların küçük olup hane halkının kalabalık olduğu bölgelerde enfeksiyon oranı en yüksek seviyedeydi. Yani şehir sosyolojiyle ilgili bir durumdu. Beş kişilik bir ailenin yaşadığı iki odalı bir evdeki enfeksiyon riski, Dahlem ilçesinde büyük bir villada bir çiftin yaşadığı evden daha yüksektir. Bazı bölgelerde insidansın yüksek olmasının arka planında bu sosyolojik durum var. Yani etnik bir grubu göstermek yerine çözüm üretmeliyiz. Seyyah aşılama ekibimizi insidansın yüksek olduğu bölgelere de gönderdik. Tabi bu bölgelerde göçmenler de var ama sadece onlar da değil. Aşılamaya ilginin az olduğu yerlere aşı ekibimizle giderek destek veriyoruz.
Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim
‘YETERİ KADAR AŞIMIZ YOK’
Berlin’de yeterli aşı var mı?
Hayır, ne yazık ki henüz yeterli aşı yok. Berlin’de 3.6 milyon nüfusumuz var. Eğer haziranın ortasına kadar ki, tüm aşı randevularımızı gerçekleştirirsek yüzde 53’ünü aşılamış olacağız. Bu bizim senatörlük olarak yaptığımız aşılar. Doktorların yaptığı aşılar buna dahil değil. Onu da dahil edersek haziranda ilk aşılamada yüzde 60-70 arasında orana ulaşırız. Bu iyi bir oran. Sürü bağışıklığı için yüzde 60-70 arası aşılama gerekiyor. Yani ikinci aşılama oranın yüzde 60-70 civarında olması gerekiyor. Bu biraz daha sürecek. Çünkü yeteri aşımız yok. Aşı tedariki federal hükümetin sorumluluğunda. Federal hükümet de aşı tedariki konusunda eleştiriliyor. Aşı üretimi de ne yazık ki Almanya’nın imkânlarının altında yer alıyor. Biz sanayi ülkesiyiz ve kalifiye, yetişmiş, uluslararası alanda başarılı uzmanlarımız var. Ancak bu konuda da aktif bir yönetim sergilenemedi.
Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim
‘TATİLDEN ÖNCE AŞI OLUN’
Bu yıl birçok Türk vatandaşı Türkiye’ye tatile gidecek. Onlara ne tavsiye edersiniz?
Öncelikle sunulan asılardan faydalanmaları önemli. 2.3 milyon aşılama yapıldı. Bildiğiniz gibi aşı önceliği kaldırıldı. Ve bu nedenle seyahat edenlere ya bizden randevu alarak ya da doktorlarında aşı yaptırmalarını tavsiye ederim. Tatile çıkacak herkesin aktif bir şekilde aşı için çaba sarf etmesini öneririm. Seyahatlerde sosyal mesafe, maske ve hijyen kurallarına dikkat etmeleri de önemli.
Yaz sonrası dördüncü dalga bekliyor musunuz?
Tatil sonrası dördüncü dalga tehlikesi elbette var. Bu nedenle aşılama olsa bile korona kurallarına uyulması önemli. Çünkü mutasyonlar riski var. Ne yazık ki virüslerin mutasyon geçirme ihtimali bulunuyor ve aşının bu mutasyonlara karşı etkili olmama ihtimali var. Böyle bir durumda virüs yayılır ve dördüncü dalga gelebilir. Zamana karşı yarışıyoruz. Sonbahar gelinceye kadar sürü bağışıklığına ulaşmamız gerekir. Aksi halde yeni bir dalga gelebilir. Bunu engellemek aslında bizim elimizde.
Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim
‘SİYASETTEN SONRA DA YAŞAM VAR’
Neden aktif siyaseti bırakma kararı aldınız?
Aslında yeniden aday olmama kararını 2020 yılının ilk ayında aldım. Bunu partime bildirdim. Bunu kamuoyuna duyurmadan önce salgın başladı. Ancak ben daha önce partime bildirmiştim. Bu özel bir karardı. Birçok kişi siyaset yapan birinin her zaman siyaset yapacağını düşünür. Bu tamamen benim kişisel kararımdı.
Artık siyaset yapmak istemiyor musunuz?
Yeni şeyler yapmak istiyorum. Bu aslında vatandaşlar için de güzel bir örnek. Siyasetçilerin de başka şeyler yapabileceğini görüyorlar. Kimse gönüllü olarak siyaseti kolay kolay bırakmıyor. Ben 20 yıl parlamentoda görev aldım. Son 10 yıl da kabinedeydim, hükümet işleriyle uğraştım. İki yıl belediye başkanlığı yaptım. Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim. Salgını yönettim. Siyasetten önce bir yaşam olduğu gibi siyasetten sonra da bir yaşam var.
Hâlâ doğru bir karar olduğunu düşünüyor musunuz?
Evet, benim için hâlâ ilk günkü gibi doğru ve güzel bir karar. Ama insanların, “Yazık oldu” demesini duymak da güzel.
Biraz ara vermeyi mi düşünüyorsunuz, yoksa hemen yeniden iş hayatına mı döneceksiniz?
Elbette kısa da olsa bir ara verip dinleneceğim ama sonra yeni bir işe başlamak istiyorum.
Hangi branş?
Özel sektör.
Bu şehre verebileceğim her şeyi verdim

False