Güncelleme Tarihi:

“Kardeş parti” Hristiyan Sosyal Birlik Parti (CSU) de yıllardır sağ popülist AfD ile işbirliği yapılmayacağını yineleyip durmakta.
Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Sol Parti de öyle.
Evet…
AfD hem Federal Anayasa Kıruma Teşkilatı hem de Eyalet Anayasa Koruma Teşkilatları tarafından “kesinleşmiş aşırı sağcı oluşum” olarak nitelendirilmektedir.
Raporlarda da, AfD’nin “demokrasi düşmanı” olduğu yer almaktadır.
Bu nedenle de, zaman zaman AfD’nin yasaklanması bile gündeme getirilmektedir.
Yeşiller Federal Meclis Grubu Eş Başkanı Katharina Dröge, AfD’nin yasaklanmasının değerlendirilmesi için Federal Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını bile önermiştir.
CDU/CSU da, SPD de, Yeşiller de, AFD ile aralarında “yangın duvarı” oluşturacaklarını ilan etmişlerdir.
İşte 120 sandalyeli Saksonya Eyalet Parlamentosu’nda sadece 7 milletvekili bulunan Yeşiller’in, küçük ölçekli kesimhanelerin ayakta kalmasının desteklenmesini içeren verdiği önerge hafta ortasında oylamaya sunuldu.
Saksonya’da CDU ile SPD’nin oluşturduğu azınlık hükümeti buna karşı çıktığı halde, Yeşiller’in önergesi AfD, Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ve Özgür Seçmenlerin (FW) desteğiyle kabul edildi.
Yani “AfD ile her alanda kesinlikle işbirliği yapmayacağız” diyen Yeşiller, sağ popülistlerle bal gibi işbirliği yaptı.
Ama bu sağ popülist ve aşırı sağcılarla Yeşiller’in ilk işbirliği değildir.
Avrupa Parlamentosu bu yılın başlarında, Yeşiller ve Avrupa Özgür İttifakı’nın (EFA) yanı sıra AfD’nin de yer aldığı Bağımsız Milliyetler Avrupası’nın (ESN) desteğiyle, Avrupa Birliği (AB) ile Güney Amerika ülkeleri Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay, Bolivya ve Venezuela arasında imzalanan Mercosur Anlaşması’nın (Serbest Ticaret Anlaşması), hayata geçirilmesini engellemiştir.
Yani Yeşiller, AfD’nin de aralarında bulunduğu sağ popülist ve aşırı sağcılarla işbirliği yaparak “AfD ile kesinlikle işbirliği yapmayacağız” ilkesini ihlal etmiştir.
Biz aynı gelişmelere daha önceki dönemlerde de tanık olduk.
AfD ile her alanda işbirliği yapılmayacağını ilan eden CDU’lular, partinin programında yazılı olarak yer aldığı halde Thüringen eyaletinde sağ popülistlerle “dolaylı da olsa” ilk işbirliğini 2020 yılında yaptı.
27 Ekim 2019’da Thüringen’de yapılan seçimlerde Eyalet Parlamentosu’na Sol Parti’li 29, AfD’li 22, CDU’lu 21, SPD’li 8, Yeşiller’li 5 ve FDP’li 5 olmak üzere 90 milletvekili girdi.
Sol Parti, 2014 yılından beri Eyalet Başbakanı olarak görev yapan Bodo Ramelow’u, sağ popülist AfD de Christoph Kindervater’i başbakan adayı gösterdi.
Hem AfD hem de Sol Parti ile işbirliği yapmayacağını önceden ilan eden CDU ise aday göstermedi.
5 Şubat 2020 tarihinde yapılan oylamanın ilk turunda Ramelow 43, Kindervater 25 oy aldı.
İkinci turda da Ramelow 44, Kindervater 22 oy aldı ve iki adayda mutlak çoğunluğu sağlayamadı.
Üçüncü turda ise beklenmedik bir gelişme yaşandı ve FDP Thomas Kemmerich’i başbakan adayı gösterdi.
Ve üçüncü turda Kemmerich 45, Ramelow 44, AfD’nin adayı Kindervater ise sıfır oy aldı.
Yani AfD’li ve CDU’lu parlamenterlerin nerdeyse tam desteğiyle FDP’li Thomas Kemmerich Eyalet Başbakanı seçildi.
CDU “oyuna gelerek”, dolaylı da olsa” AfD ile işbirliği yaptı.
Aynı gün başbakanlık koltuğuna oturan Kemmerich, çeşitli çevrelerden gelen yoğun eleştiri ve tepkiler üzerine tam bir ay sonra görevi bırakmak zorunda kalırken, yerine yeniden Bodo Ramelow geldi.
CDU Thüringen Teşkilatı’nın bu tutumuyla bir ilişkisi olmadığı halde, partisinden gelen yoğun eleştiriler nedeniyle CDU Genel Başkanı Annegret Kramp-Karrenbauer de istifa edip görevi bıraktı.
Almanya’nın şu andaki Başbakanı 2023 yılında Alman devlet televizyonu ARD’ye verdiği demecinde, “AfD ile Avrupa Parlamentosu, federal ve eyaletler düzeyinde kesinlikle işbirliği yapmayacağız. Ama yerel düzeyde durum farklı olabilir. Oralarda duruma göre partiler kendi aralarında farklı bir karar alabilirler” dedi.
Çeşitli çevrelerden ve hem kendi partisinden hem de “kardeş parti” CSU’dan yağan eleştiriler üzerine sözlerinin yanış anlaşıldığını ileri sürerek, “CDU, AfD ile Avrupa Parlementosu, federal, eyaletler ve yerel düzeyde de kesinlikle işbirliği yapmayacaktır” açıklamasında bulundu.
Ama iktidara gelmeye hazırlanan ana muhalefet CDU/CSU, 23 Şubat 2025’te yapılan erken genel seçim öncesi, Federal Meclis’e Almanya’ya düzensiz göçün engellenmesi ve sığınmacı sayısının sınırlandırılmasını içeren bir önerge sundu.
SPD ve Yeşiller karşı çıktığı halde, bu önerge AfD’nin desteğiyle kabul edildi.
Yani “AfD ile hiçbir alanda kesinlikle işbirliği yok” diyen Friedrich Merz, başbakanlık koltuğuna oturmazdan kısa bir süre önce, “dolaylımda olsa” sağ popülist AfD ile işbirliği yaptı.
Bu mudur “yNgın duvarı” anlayışı?
Bu nasıl bir “yangın duvarı” anlayışıdır?
