"Bu mu birliktelik, bu mu güçlülük?"

Güncelleme Tarihi:

Bu mu birliktelik, bu mu güçlülük
Oluşturulma Tarihi: Ocak 28, 2026 12:13

Almanya’da hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Grubu, yeni yıldaki ilk oturumunu bu ayın ilk yarısında yaptı. 

Haberin Devamı

Bu mu birliktelik, bu mu güçlülük

Sloganı ilgi çekiciydi…Evet…“Zusammen ist unsere Staerke” (Bizim gücümüz birlikteliktir) sloganı yansıdı ekranlara.

Bunu görür görmez aklımdan “Be ne biçim birliktelik?” “Bu ne biçim bir güç?” demek geçti. Çünkü son yıllarda SPD içinde yaşanan görüş ayrılıkları ve sürtüşmeler sistematik olarak artmaktadır. Özellikle partinin gençlik örgütü “Jusos” (Genç Sosyalistler), “sosyal devlet” politikasından uzaklaşılmasına ateş püskürmektedir.

Nitekim geçen yıl yapılan genel seçimlerden sonra Hristiyan Demokrat/Hristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile imzalanan Koalisyon Sözleşmesi’nde SPD’nin temel ilkelerinden uzaklaşıldığına dikkat çeken Genç Sosyalistler, “Bu böyle gitmez” uyarısında bile bulundular.

Yalnız gençler değil, partinin eski “ağır topları” da tedirginlik yaşamakta ve işçilerin bile bir dönemlerin “işçi partisi” olarak bilinen SPD’den uzaklaştığını hatırlatarak, partinin temel ilkelerine sahip çıkılması çağrısında bulunmakta.

Evet…  23 Mayıs 1949 tarihinde Alman Anayasası’nın kabulüyle resmen kurulan Almanya Federal Cumhuriyeti’nde, özellikle son yıllarda SPD’de ciddi bir “çöküş” yaşanmakta.

SPD’nin “anıt adamı” olarak bilinen Willy Brandt, başbakan adayı olarak katıldığı 1969 yılındaki genel seçimlerde toplam oyların yüzde 42.7’sini alarak, Hür Demokrat Parti (FDP) ortaklık edip “Almanya’nın sosyal demokrat ilk Başbakanı” olarak koltuğuna oturdu.

Özel danışmanı Günter Guillaume’un, o zamanlar Doğu Almanya olarak bilinen Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) adına casusluk yaptığının ortaya çıkması üzerine 1974 yılında Brandt’ın istifa etmesi üzerine yerine geçen Helmut Schmidt’in SPD’si, bir yıl sonra yapılan genel seçimlerde toplam oyların yüzde 45.8’ini alarak rekora ulaştı.

Helmut Schmidt, 1982 yılında koltuğu CDU’lu Helmut Kohl’e kaptırınca, SPD 16 yılı aşkın süre iktidar yüzü göremedi.  1998 yılında, günümüzde “Putin dostu” olarak nitelenen SPD’li Gerhard Schröder, seçimlerde toplam oyların yüzde 40.9’unu alarak “Yeşiller’le federal düzeyde ilk koalisyon hükümetini” kurdu ve partisini yeniden iktidara taşıdı.

“Gündem 2010” adı altında hayata geçirdiği sosyal reform politikasıyla Almanya’yı “düzlüğe çıkardığı” halde, sendikaların ve dar gelirlilerin tepki göstermesi nedeniyle 2005 yılında koltuğunu CDU’lu Angela Merkel’e kaptırdı. “Almanya’nın ilk kadın Başbakanı” olan Angela Merkel, tam 16 yıl iktidarda kaldı.

Bu süre içinde SPD’nin oy oranı yüzde 20’lere düştü.  2021 yılındaki seçimlerde toplam oyların ancak yüzde 25.7’sini aldığı halde, SPD’li Olaf Scholz, Yeşiller ve FDP ile ortaklık ederek partisini yeniden iktidara taşıdı. SPD, FDP ve Yeşiller koalisyonunun 7 Kasım 2024 tarihinde çökmesi üzerine, 23 Şubat 2025’te yapılan genel seçimlerde, Alman Sosyal Demokratlar tam bir hayal kırıklığı yaşadı.

CDU/CSU toplam oyların yüzde 28,5’ini alırken, SPD yüzde 16.4’te kaldı.  Bu 1887 yılından beri SPD’nin elde ettiği “en düşük” oy oranıydı. Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) ise yüzde 20.8 oy alarak “ikinci en güçlü parti” konumuna yükseldi.  Evet…Bir dönemlerin “işçi partisi” olan SPD’ye bu seçimlerde destek verenler arasındaki işçilerin oranı yüzde 12’de kaldı.

Bir önceki seçimlerde SPD’ye oy veren 720 bin seçmenin tercihi de AfD oldu.  Evet…  Son dönemlerdeki kamuoyu yoklamalarına göre, Almanya’da bu hafta sonu genel seçim olsa sağ popülist AfD toplam oyların yüzde 26’sını, CDU/CSU yüzde 25’ini, SPD yüzde 15’ini, Yeşiller yüzde 12’sini, Sol Parti yüzde 11’ini alacak.  Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yüzde 4 ve FDP yüzde 3 oy alarak yüzde 5 barajını aşamayacak.

Yani özgürlükçü, demokratik hukuk devletini devre dışı bırakmayı hedefleyen sağ popülist AfD, her geçen gün daha da palazlanmakta.

Eski Doğu Almanya sınırları içinde oluşturulan yeni eyaletlerden Saksonya-Anhalt ile Mecklenburg-Vorpommern’de eylül ayında yapılacak Eyalet Parlamentosu seçimlerinde AfD’nin yüzde 40’ın üzerinde oy alması, SPD’nin ise 3’üncü, hatta 4’üncü sıraya düşmesi beklenmekte. Baden-Württemberg’de 8 Mart’ta yapılacak seçimlerde CDU’nun yüzde 29, Yeşiller’in yüzde 23, AfD’nin yüzde 20, SPD’nin de yüzde 9 oy alması beklenmekte.

Rheinland-Pfalz’da 22 Mart’ta yapılacak seçimlerde CDU’nun yüzde 29, SPD’nin yüzde 26, AfD’nin yüzde 18, Yeşiller’in yüzde 10, Sol Parti’nin yüzde 6, Berlin’de 20 Eylül’de CDU’nun yüzde 20, Sol Parti’nin yüzde 17.5, AfD’nin yüzde 16.5, SPD’nin yüzde 15.5 ve Yeşiller’in yüzde 15 oy alacağından hareket edilmekte. İşte tüm bu veriler de, SPD’de güç kaybı yaşanmasının devam edeceğini göstermektedir.  Böyle devam ederse, “Bizim gücümüz birlikteliktir” sloganı sadece lafta ve kağıt üzerinde kalacaktır. 

BAKMADAN GEÇME!