"Bu korku, bu suskunluk niye?"

Güncelleme Tarihi:

Bu korku, bu suskunluk niye
Oluşturulma Tarihi: Ocak 10, 2026 11:02

ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir Venezuela’yı ülkesine uyuşturucu kaçakçılığını yönlendirmekle suçluyor ve tehdit ediyordu.

Haberin Devamı

Bu korku, bu suskunluk niye

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu “diktatör”, “uyuşturucu baronu”, “uyuşturucu kaçakçısı”, “narko teröristi” olarak suçlamakta ve bu tutumunu sürdürmesi halinde, saldıracakları tehdidinde buluyordu.

Nitekim 2 Ocak akşamı yerel saatle 22.46’da, Avrupa saati ile 3 Ocak Cumartesi sabaha doğru saat 4.46’da, Amerikan “özel birliklerinin” Venezuela’nın başkenti Caracas’ı (Karakas) bombalamaya başladığı haberi geldi.

Sıkı güvenlik önlemleri alınmasına rağmen, Amerikan özel güçleri, yerleşkesine girdikleri Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i kaçırıp New York’a götürdü. New York’ta cezaevine yerleştirilen Maduro ile eşi, daha sonra New York'taki federal mahkemede hakim önüne çıkarılarak gözaltına alındı.

Haberin Devamı

Birleşmiş Milletler, ABD’nin giriştiği askeri operasyonu “Uluslararası hukuk ihlali” olarak niteleyip kınarken, operasyonu Florida’daki ana ikametgahı Mar-a-Lago’da dış istihbarat servisi Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe ve bazı hükümet üyeleriyle birlikte canlı olarak televizyon ekranlarından izlediğini söyleyen Donald Trump, “Kelimenin tam anlamıyla tıpkı bir televizyon programı izler gibi izledim. İzlemesi inanılmaz bir şeydi” diyerek hava attı.

Avrupa ne yaptı?  “Avrupa’nın lokomotifleri” konumundaki İngiltere, Fransa, Almanya ne yaptı? Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat 2022’de Ukrayna’da giriştiği savaşı haklı olarak kınayan ve “Uluslararası hukuk ihlali” olarak niteleyen Avrupalılar, adeta sessizliğe gömüldü.

“Demokrasinin beşiği” olarak bilinen İngiltere’nin Başbakanı Keir Starmer, “Birleşik Krallık, uzun süreden beri Venezuela’da iktidar değişikliğini desteklemektedir.

Londra, Maduro’nun hukuka aykırı bir şekilde iktidarda kaldığı görüşündedir. Bu rejim sona erdiği için de  gözyaşı dökmüyor” açıklamasında bulundu.

Mutlak monarşiyi sona erdirerek cumhuriyetin kurulması yolunu açan ve 1789 yılında başlayan Fransız Devrimi’nin gerçekleştiği Fransa’nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, “Venezuela halkı diktatör Nicolas Maduro’dan kurtulmuştur. Muhalefet lideri Edmundo Gonzalez Urritia’ya Venezuela’da iktidar değişikliği barışçıl bir şekilde mümkün olmalıdır. Bu süreç; barışçıl, demokratik ve Venezuela halkının isteğine saygılı bir biçimde gerçekleşmelidir.

Haberin Devamı

2024 yılında Devlet Başkanı seçilen Edmundo Gonzales Urritia’ya bu geçiş dönemini kısa bir süre içinde güvenli bir şekilde atlatmasını diliyoruz” dedi.

Özgürlükçü, demokratik hukuk devleti Almanya Federal Cumhuriyeti Başbakanı Friedrich Merz de, ABD’nin Venezuela’da giriştiği hukuk dışı saldırıya uzun süre sessiz kaldı. Daha sonra sosyal medya platformu X’te, “Nicolas Maduro ülkesini felakete (çıkmaza, çürümeye) sürükledi. Son seçimler hileliydi.

Bu nedenle, dünyadaki birçok başka ülke gibi, biz de onun devlet başkanlığını tanımadık. Maduro bölgede sorunlu bir rol oynadı” paylaşımında bulundu.  Aynı paylaşımımda, “ABD’nin müdahalesinin değerlendirilmesi ‘karmaşık’ bir konu ve bunun için zamana ihtiyaç var. Ölçüt olmaya devam eden şey uluslararası hukuktur” satırlarına da yer verdi. 

Haberin Devamı

Avrupa Birliği. (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB’ye göre Maduro’nun meşru bir Devlet Başkanı olmadığını söylerken, “Ama uluslararası hukukun ve BM Bildirgesi’nin temel ilkelerine riayet edilmeli” açıklamasında bulunarak, ABD’nin tutumunu dolaylı bir biçimde de olsa eleştirdi.

Sağ popülist “Fratelli d’Italia” (FdI) “İtalya’nın Kardeşleri” partisinin lideri olan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise Trump’a tam destek verdi. Meloni, sosyal medya platformu X’te “İtalya’nın tarihsel tutumuyla uyumlu olarak, hükümet, dış askeri müdahalenin totaliter rejimleri sona erdirmek için izlenecek yol olmadığını düşünmekle birlikte, uyuşturucu kaçakçılığını besleyen ve teşvik eden devlet kurumları gibi, kendi güvenliğine yönelim hibrit saldırılara karşı savunma amaçlı bir müdahalenin meşru olduğunu kabul etmektedir” paylaşımında bulundu.

Haberin Devamı

Evet…  “Trump dostu” olarak bilinen Giorgia Meloni’nin böyle bir yaklaşım sergilemesi yadırgansa da, bir sürpriz değildir.  Ancak demokrasiden, hukuk devletinden yana olan, uluslararası hukuku ve BM Bildirgesi’nın  (Şartı’nın) temel ilkelerini bal gibi bilen Emmanuel Macron’un, Friedrich Merz’in ve Keir Starmer’ın eveleyip gevelemelerini, Trump’ın bu temel ilkeleri hiçe sayarak ayaklar altına almasına göz yummalarını ve suskun kalmalarını anlamak da, kabullenmek de mümkün değildir.

Alman halkının yüzde 72’si Trump’ın emriyle gerçekleştirilen bu askeri operasyonu “haksız” bulurken, muhalefet partileri Yeşiller ve Sol Parti ateş püskürürken, CDU’lu Federal Meclis milletvekili Roderich Kiesewetter, “bu bir darbedir” derken, aynı partinin Genel Başkanı olan Şansölye Friedrich Merz’in “ABD’nin müdahalesinin değerlendirilmesi ‘karışık’ bir konu” demesini anlamak da, kabullenmek de, hiç mümkün değildir. Bu korku, bu suskunluk niye?

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!