GeriAvrupa Bitsin artık bu ırkçılık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bitsin artık bu ırkçılık

Bitsin artık bu ırkçılık
Abone Olgoogle-news

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) geçen ay siyahi bir vatandaşın beyaz bir polis tarafından öldürülmesi ve beraberindeki üç beyaz polisin de seyirci kalması, ırkçılığı ve ırkçılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yalnız ABD’de değil, dünyanın çeşitli kesimlerinde insanlar ırkçılığa karşı sokaklara döküldü. Almanya’da da.

Bitsin artık bu ırkçılıkBAŞKENT Berlin’de, Stuttgart’ta, Köln’de, Hamburg’da, Münih’te ve daha birçok kentte ırkçılığı protesto gösterileri düzenlendi. 
Yalnız ABD’deki ırkçılığa karşı değil, Almanya’daki ırkçılığa karşı da.
23 Mayıs 1949’da kabul edilen Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesinde, “Bütün insanlar yasa önünde eşittir. Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz” denilmektedir.
2006 yılından beri geçerli olan Genel Eşit Davranma Yasası’na (AGG) göre de Almanya’da ırkçılığa da ayrımcılığa da yer yoktur.
Ama maalesef bu çoğu kez kağıt üzerinde kalmaktadır.
Federal İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre 2019 yılında ırkçı motifli 7 bin 909 suç işlenmiştir.
Bunların çoğu Yahudi, İslam ve yabancı düşmanlığına dönük kin suçudur.
Bu suçların çok büyük bir bölümü de aşırı sağcılar tarafından işlenmiştir.
*
Bertelsmann Vakfı tarafından geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre, Almanların yüzde 52’si İslam’ı bir tehdit olarak görmektedir.
Aynı araştırmaya göre, Almanların yüzde 40’ından fazlası evlilik yoluyla bir Müslüman’ın ailelerine girmesini istememektedir.
Yıllardır yapılagelen araştırmalarda iş başvurularında, ücretlendirmede, terfi etme durumunda, ev kiralamada, yabancıların, göçmen kökenlilerin ayrımcılığa uğradıkları apaçık görülmektedir.
Başta siyahiler olmak üzere dış görünümleriyle ‘Alman’a benzemeyenler’, zaman zaman diskotek ve bar kapılarından geri çevrilmektedir.
Yani günlük yaşamda apaçık ırkçılık sergilenmektedir.
Bunu Alman politikacılar da bal gibi bilmektedir.
Almanya’da ırkçı yaklaşımlara maruz kalarak ayrımcılığa uğrayan bin 176 kişi geçen yıl federal hükümet bünyesindeki Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’ne (ADS) başvuruda bulunmuştur.
Bunlar sadece ilgili bu birime güven duyup da başvuranlardır.
“Nasıl olsa bir sonuç alınmaz” deyip ayrımcılığa uğradıkları halde her şeyi sineye çekenlerin rakamının ne kadar yüksek olduğu bilinmemektedir.
ADS’in yöneticilerinden Bernhard Franke, kısa bir süre önce bu raporu açıklarken, “Almanya’nın ırkçı ayrımcılıkla bitmeyen bir sorunu var” dedi.
“Mağdurlar hukuki mücadelelerinde gerektiği gibi desteklenmiyor” dedi. Amerikan polisinin ırkçı tutumu kınanırken, Almanya’da hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Eş Başkanı Saskia Esken, Alman polis teşkilatında da ‘gizli ırkçılık’ (Latenter Rassismus) olduğunu söyledi.
Tabii başta Alman Polis Sendikası olmak üzere, Federal İçişleri Bakanı ile Eyalet İçişleri Bakanları’ndan tepkiler ve eleştiriler yağdı.
“Alman polisine gizli ırkçılık suçlaması tamamen saçmadır” diyerek SPD’li Esken’i adeta topa tuttular.
Leipzig Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre her üç Alman’dan biri ‘yabancı düşmanı eğilimlidir’.
Yerlisiyle, yabancısıyla, göçmen kökenlisiyle bu ülkede yaşayan herkesin güvenliğini korumakla görevli olan polislerin çoğunun ‘gizli ırkçı’ olduğunu söylemek tabii saçma olur.
Ama Alman polisler de bu toplumun bir parçasıdır, başka bir dünyadan gelmeyip bu toplumun içinden çıkmaktadır.
Almanlar arasında gizli ve açık ırkçılık yapanlar olduğu gibi, Alman polisler arasında da ‘gizli ırkçılar’ vardır.
Nitekim aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü teröristlerin ilk Türk kurbanı Enver Şimşek’in yakınlarının avukatlığını yapan Seda Başay Yıldız’a ‘NSU 2.0’ imzalı tehdit faksı gönderenlerin Hessen’li polisler olduğu ortaya çıkmıştır.
Artık, “Irkçı”, “Irkçı değil” tartışmaları yerine önemli olan hem açık hem de gizli ırkçılığa karşı hep birlikte kararlı bir mücadele vermektir.
Nitekim, “Almanya’da da ırkçılık var” diyen Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier de, “Irkçılık zehirdir” diyen Başbakan Angela Merkel de bu ülkede yaşayan sağduyulu herkesi ırkçılığa karşı mücadeleye çağırmaktadır.
Hem de ‘hiç zaman kaybetmeden’ diyerek.
Ben de “Bitsin artık bu ırkçılık” diyorum.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle