“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Güncelleme Tarihi:

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 11, 2026 11:13

20 yıl önce Toskana gezim sırasında ilk kez keşfettiğim güzel şehir Bologna; seni tekrar ziyaret etmem biraz zaman aldı ama işte şimdi tekrar buradayım ve ilk seferinde gözümden kaçan her şeyi ve çok daha fazlasını keşfetmeye hazırım...

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

3 LAKAPLI ŞEHİR

Emilia-Romagna'nın başkenti olan Bologna'ya birçok özellik atfediliyor: Bunlardan biri "La rossa"  yani ‘Kırmızı Şehir’; Şehrin terracotta kiremitli çatıları, kırmızı ve turuncu tonlardaki mimarisi, tarihi yapılarındaki geniş ve etkileyici revaklı mimarisi ve uzun geniş koridor kaplı binalarını görünce neden böyle söylendiğini anlıyorsunuz. Kırmızıdan bahsetmişken: Bologna, 54 yıl boyunca komünist bir şehir yönetimi tarafından yönetilmiş-;). Şehrin diğer lakapı ;  "La Dotta" ( Bilgili Olan ) : Bologna, Avrupa'nın en eski üniversitesi olan Bologna Üniversitesine ev sahipliği yapıyor.  Günümüzde de popüler bir öğrenci şehri olmaya devam eden şehir de yaşayan, İtalyan ve yurt dışından gelen yaklaşık 90.000 öğrenci 400.000 nüfuslu şehrin genç ve canlı atmosferine katkıda bulunuyor. Şehrin diğer bir lakapı ise: “La Grassa," (Şişman Olan) Bologna’nın bu lakabı da oldukça mantıklı, çünkü bu şehir Tortellini ve Tagliatelle al Ragu’yu İtalyan mutfağına kazandıran tam anlamıyla bir gurme başkenti. Şehirle ilgili tüm bu tanımlamalar Bologna'yı oldukça iyi özetliyor olsada şuna emin olabilirsiniz ki, şehir bundan çok daha fazlasını sunuyor. Bologna, Venedik'ten sonra oldukça iyi korunmuş eski şehir bölgesi ve zengin ortaçağ mimarisi ile İtalya'nın ikinci en büyük tarihi merkezi olarak kabul ediliyor. Şehrin dört bir yanına dağılmış, muhteşem ve tarihi açıdan oldukça etkileyici kiliselerin sayısı da inanılmaz derecede fazla. Ayrıca şehrin büyüleyici müzelerini ve buradaki hayatın nabzını tutan güzel meydanları ve sokakları da unutmamak gerekiyor. Bologna'ya özgü bu çok sayıdaki ve oldukça güzel kemerli geçitler özellikle yağmurda veya yoğun sıcakta şehrin can damarı gibi  art arda uzanıyorlar. Bologna için söylenen;  “ Yağmurda bile şemsiyesiz bütün şehri gezebileceğiniz dünyadaki tek şehir” sözünü duydunuz mu bilmem ama boşuna söylenmemiş bir söz olduğu kesin!..Bu kemerler ve birkaçı hala ayakta duran ünlü ortaçağ kuleleri gibi şehrin tipik özelliği. Bologna'da mutlaka görmeniz gerekenler hakkındaki kişisel önerilerime gelirsek...

Haberin Devamı

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Haberin Devamı

Öncelikle şehri teorik olarak bir kartal bakışı açısından görmek önemli ve bu da şehrin bir çok noktasından mümkün. Bunun için, bir çoğu 16. yüzyılın başlarında yıkılmış olsa da bazıları hala günümüze kadar ulaşmış olan Ortaçağ Bologna'sının "Aile Kuleleri" (Asil  Kuleler) den birine çıkmak bence şehirde yapılması gerekenler arasında ilk sırada geliyor. Zamanında sayısının 180 ile 200 arasında olduğu tahmin edilen bu kulelerden günümüze sadece yaklaşık 20 tanesi kalmış. Bu kulelerden özellikle iki tanesi; Torre Garisenda (yaklaşık 48 metre yüksekliğinde) ve Torre degli Asinelli (Eşek Kulesi) şehrin ana simgesi sayılıyor ve Piazza Porta Ravegnana'da yer alıyor . Eşek Kulesi, yaklaşık 1100 yılında inşa edilmiş ve 95 metre yükseklikte. İnşa edildiği zamanlar da Avrupa'nın en yüksek seküler binalarından biri olarak kabul ediliyormuş. Torre Garisenda ise yaklaşık 48 metre yüksekliğinde ve neredeyse 4 derecelik bir eğime sahip. Hatta tam olarak 3,97 derecelik eğimiyle, Pisa Kulesi'nin rekorunu bile kırıyor. İlk inşa edildiğinde yaklaşık 60 metre yüksekliğindeymiş ama 14. yüzyılın başlarında şu andaki mevcut 48 metrelik yüksekliğine indirilmiş . Kuleyi Dante ‘İlahi Komedya’sında ‘ eğikliğiyle tasvir etmiş ve Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı’ romanında da adı geçiyor. Eski tarihi şehirlerde her zaman olduğu ve benimde çok sevdiğim gibi bu iki kuleyle ilgili anlatılan birçok efsane var. Bu efsanelerden biri ve gerçeğe en yakın olanı; Orta Çağ Bologna’sının zengin aileleri arasındaki güç sembollerinden biri olarak kimin daha yüksek kule inşa edebileceğini görmek için birbirleriyle ölesiye yarışmaya girmeleri. Bir de bu iki kulenin zamanla birbirine doğru eğilmesinin de oldukça romantik bir açıklaması var; aslında birbirleriyle düşman olan bu ailelerin iki üyesinin birbirlerine delice aşık olmaları ve zamanla eğilerek birbirlerine kavuşmaları !..Bu Kuleler son birkaç yıldır yıkılma riski altında olduğu için etrafına güçlendirici çelik bir iskelet kurulmuş ve yoldan geçenleri korumak amacıyla önlem olarak etrafına birkaç metre yüksekliğinde bir çit inşa edilmiş. Bu nedenle de bu iki kule maalesef artık ziyarete açık değil.

Haberin Devamı

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Piazza Maggiore (Şehrin oturma odası): Şehrin kalbinin attığı ve etrafında çok sayıda etkileyici kamu binasının kümelendiği bir meydan. Piazza Maggiore aynı zamanda Piazza Grande olarak da anılıyor ve abartısız nerdeyse Bolognalıların ortak oturma odası haline gelmiş durumda . Bu meydan; Palazzo del Commune (Palazzo D'Accursio olarak da biliniyor), Palazzo dei Notai , dei Banchi ve yaklaşık 1200 yılında inşa edilmiş ve bir zamanlar şehir yönetiminin merkezi olan Palazzo del Podestà ile çevrili. Piazza Maggiore meydanında akşam vakti mutlaka bir yürüyüş yapmalısınız çünkü özellikle akşamları, mükemmel aydınlatılmış bu meydan İtalya'nın en güzel meydanlarından birine dönüşüyor. Ayrıca yaz aylarında şehri ziyaret etmek de ayrı bir zevk neden mi?  Sebebi, her yaz Piazza Maggiore'de düzenlenen ve İtalya'nın en büyük açık hava sineması olan "Cinema Ritrovato". Yaz aylarında film meraklısı İtalyanlar yanlarına aldıkları atıştırmalıklar ve içeceklerle şehrin bu oturma odasında toplanıyorlar; sinema bahane ortam şahane hem de giriş ücretsiz. Tarihle dolu böylesine muhteşem bir ortamda binlerce kişilik açık hava sinemasında sinema keyfi daha ne olsun?

Haberin Devamı

Basilica di San Petronio: Meydanın güney tarafında, yapımına 1390 yılında başlanan ve hala tamamlanmayan cephesiyle dikkat çeken San Petronio Bazilikası'nı (Basilica di San Petronio) gözden kaçırmanız neredeyse imkansız. Adını şehrin koruyucu azizi olan San Petronio’dan alıyor. Yaklaşık 130 metre uzunluğuyla dünyanın en büyük kiliselerinden biri ( Ve muhtemelen şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük tuğla kilisesi) olma özelliğini taşıyor. Başlangıçta San Petronio'nun, Roma'daki Aziz Petrus Bazilikası'nı bile boyut olarak geçmesi amaçlanmış ancak şehir inşaatın devamı için para bulamadığından fonlar ve alan daha sonra komşu eski üniversite binası Archiginnasio'ya tahsis edilmiş. Bu nedenle cephenin yapımının tam bitmemiş olması pek de şaşırtıcı değil: Cephenin alt kısmı beyaz ve pembe mermerle kaplı ancak üst kısım sadece tuğlalarla kaplı kalmış. Ben aslında cephenin bu şekilde olmasını daha da beğendim çünkü cepheye belirli bir özgünlük katıyor. Erken Rönesans tarzında mükemmel İncil sahneleriyle süslenmiş üç portalın dekorasyonu mükemmel. San Petronio Bazilikası'nı sadece dışarıdan izlemek yetmez mutlaka içeri de girmelisiniz : Üç nefli bazilikanın tonozunu destekleyen on görkemli sütun gerçekten etkileyici. Bir diğer etkileyici özellik ise, tamamen Giovanni da Modena tarafından boyanmış olan Cappella dei Rei Magi (soldan dördüncü şapel).  Şapelin sol tarafında, Dante'nin İlahi Komedisi'ndeki tasvirlere dayanan bir triptik olan ‘Son Yargı’ fresklerini görebilirsiniz.      Palazzo d’Accursio (Palazzo Comunale): Piazza Maggiore'nin batı tarafında Palazzo Comunale (Eski Belediye Binası) yer alıyor. Bu binanın giriş kapısı üzerinde 1572-1585 yılları arasında Papa olan XIII. Gregory'nin devasa bir bronz heykeli bulunuyor. Saray, yüzyıllar boyunca Belediye Binası olarak kullanılmış bugün ise şehir müzeleri ile sergi salonlarına ev sahipliği yapıyor. Gotik ve Rönesans mimarisinin bir arada görülebildiği bu etkileyici yapı, dış cephesindeki detaylarıyla dikkat çekiyor.

Haberin Devamı

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Palazzo d’Accursio’nun avlusuna adım atar atmaz, döneminin zarif mimari anlayışını hissetmek mümkün. İç bölümlerden biri olan Sala d’Ercole, tavan süslemeleri ve tarihi tablolarıyla öne çıkarken; Sala Rossa isimli oda, resmî törenlerin düzenlendiği otantik atmosferiyle ziyaretçileri etkiliyor. Binanın üst katında yer alan Collezioni Comunali d’Arte adlı sanat koleksiyonu, Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar uzanan eserleriyle dikkat çekiyor. (Şehri yukarıdan izlemek isteyenlerin  bayılacağı adres Palazzo Comunale'deki Torre Accursi ) Binanın teras kısmında, Maggiore Meydanı’na bakan ve muhteşem bir manzara sunan bir teras bulunuyor burada fotoğraf çekmeye doyamayacağınız garanti. Tavsiyem: Biletinizi önceden çevrimiçi olarak (Bologna Welcome web sitesi aracılığıyla) satın almanız. Palazzo d’Accursio, hem tarih hem de sanat meraklıları için Bologna’nın merkezinde mutlaka görülmesi gereken duraklardan biri olarak öne çıkıyor.

Teatro Anatomico: Bilim ve sanatın iç içe geçtiği en özel mekânlardan biri olan Teatro Anatomico, Bologna Üniversitesi’nin tarihi binası Archiginnasio di Bologna içerisinde yer alıyor. 1637 yılında inşa edilen bu etkileyici salon, Avrupa’da tıp eğitiminin şekillenmesinde büyük rol oynamış. Amfi düzenindeki bu ahşap yapı, hem mimarisiyle hem de tarihi önemiyle Bologna’nın en ilgi çekici ziyaret noktalarından biri.

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Salonun tamamı oyma ahşap detaylarla süslenmiş. Duvarlarda ve tavan kısmında yer alan figürler, dönemin bilim anlayışını yansıtan sembolik motiflerle bezenmiş. Özellikle kürsünün hemen üzerinde yer alan “Skinless Man” (Derisiz Adam) heykeli, anatominin detaylı biçimde öğretilmesini simgeliyor. Günümüzde ise Teatro Anatomico, bilim tarihine ilgi duyan herkesin hayranlıkla gezdiği bir müze alanına dönüştürülmüş durumda. İçeriye adım attığınız anda kendinizi 17. yüzyıl Bologna’sının akademik atmosferini ışınlanmış gibi hissetmeniz  mümkün.

Neptün ve Sirenleri: Eki şehir merkezinde, Piazza Maggiore'nin sonunda yer alan etkileyici Neptün Çeşmesi  (Piazza Nettuno'da); 1563 ile 1566 yılları arasında inşa edilen çeşmenin merkezinde yaklaşık üç buçuk metre yüksekliğinde bronz bir Neptün heykeli duruyor. Su tanrısı, sirenler ve yunuslarla çevrili olan bu heykel de şehrin simgelerinden. Çeşmenin köşelerindeki dört kadın figürü Ganj, Nil, Amazon ve Tuna nehirlerini temsil ediyor. Bologna halkı ise Neptün'e oldukça sıradan bir isim verimişler ona sadece "Dev" diyorlar.

Bologna Katedrali: San Pietro Piazza Nettuno'dan Via Indipendenza doğru kısa bir yürüyüşle çalkantılı bir tarihe sahip olan Bologna Başpiskoposluğu'nun katedrali ‘Bologna Katedrali'ne ‘ ulaşabilirsiniz. Bu alanda 1028 yılında zaten bir kilise varmış ancak 1141 yılında büyük bir yangında yıkılmış. Birkaç yıl sonra yeniden inşa edilsede 16. yüzyılın sonlarında kilisenin tonozları çöktüğü için bir kez daha yıkım yaşanmış. Kilisenin revakı 17. yüzyılın sonunda yeniden inşa edilmiş. Barok tarzı iç mimarisiyle dikkat çeken Kilisenin sanat tarihi açısından önemli eserleri arasında; sedir ağacından yapılmış bir Romanesk haç ve kilden yapılmış bir grup figürden oluşan "Ağlayan Kadınlarla Ölü İsa" yer alıyor. Katedralin kürsüsü de ayrı bir güzel ama özellikle aslan şeklindeki kutsal su kapları beni çok etkiledi.

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Santuario Madonna di San Luca: Bologna’nın en ikonik yapılarından biri olan Santuario Madonna di San Luca, şehrin hemen dışında, Guardia Tepesi’nin (Colle della Guardia) zirvesinde yer alıyor. Enfes bir Bologna manzarasına sahip. 300 yılı aşkın bir geçmişe sahip bu barok tarzı bazilika sadece dini bir yapı değil aynı zamanda Bologna’nın siluetini süsleyen en görkemli simgelerinden biri. 18. yüzyılda tamamlanan bazilika, her yıl yüzbinlerce ziyaretçiyi hem mimarisi hem de etkileyici şehir manzarasıyla kendine çekiyor. San Luca’ya ulaşan 3,8 kilometrelik Portico di San Luca yolu dünyanın en uzun revaklı yürüyüş yolu olarak biliniyor. 666 kemerle çevrili bu yol yürüyerek bazilikaya ulaşan ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim yaşatıyor .

Bazilika içerisine girdiğinizde altın tonlarla süslenmiş kubbe, dikkatle işlenmiş duvar freskleri ve kutsal “Madonna di San Luca” ikonuyla karşılaşıyorsunuz. Bu tablo, Bologna halkı için koruyucu bir sembol olduğu için her yıl düzenlenen geleneksel bir alayla şehir merkezine taşınıyor.

Küçük Venedik “ Via Piella': Burdaki bu küçük pencere özellikle son yıllarda ki artan popülaritesiyle, Bologna’nın olmazsa olmaz görülmesi gereken yerlerinin arasına girmiş durumda . Bu pencereyi günün her saatinde önünde oluşan uzun turist kuyruklarından  tanıyabilirsiniz. Pencerenin hikayesi: Orta Çağ'da, Bologna'nın altında çeşitli amaçlar için inşa edilmiş yaklaşık 60 kilometre uzunluğunda yoğun bir su yolu ağı uzanıyormuş. Bu Kanallar, şehrin sakinlere içme suyu sağlarken aynı zamanda şehrin ipek dokuma fabrikalarında ve boyahanelerde ihtiyaç duyulan kaynağı sağlıyormuş. Ancak günümüzde, Milano gibi birçok şehirde de olduğu gibi bu kanalların büyük bir kısmı yok olmuş. Çoğu, 20. yüzyılın başlarında motorlu taşıt kullanımının artması ve yol ağının da buna ayak uydurması nedeniyle duvarlarla kapatılmış veya üzerlerine binalar inşa edilmiş. Bu nedenle de şehirde kanalların görülebileceği sadece birkaç nokta kalmış. İşte Via Piella üzerindeki (Trattoria dal Biassanot'un yanındaki) Canale delle Molline'ye bakan bu küçük pencerede bunlardan biri. (Diğer manzara noktaları ise Via Oberdan ve Via Malcontenti köprülerinde bulunuyor.)

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

Bologna hakkında kısa bilgiler: Portici di Bologna (Revaklar )  Kemerlerle bağlanmış sütun dizisi anlamına geliyor… Bologna, Emilia-Romagna bölgesinin başkenti ve yaklaşık 400.000’e ulaşan nüfusuyla İtalya'nın yedinci büyük şehri. Apennin Dağları'nın eteklerinde yer alan bu üniversite şehrinin Adriyatik Denizi'ne uzaklığı sadece 60 kilometre. Bologna, Emilia-Romagna'nın ekonomik merkezi olmasının yanı sıra, özellikle mükemmel restoranların yoğunlaştığı kültür ve mutfak alanında da önde gelen bir gurme şehri…

DÜNYA REKORU BOLOGNA DA

Bologna'nın Can Damarı Sayılan Kemerli Geçitleri: Bologna'nın Orta Çağ, Rönesans veya 19. ve 20. yüzyıllardan kalma ünlü kemerli geçitleri (İtalyanca : portici) altlarında bir çok dükkanlara, kafelere ve restoranlara ev sahipliği yapıyor ve her zaman olduğu gibi aynı zamanda şehrin sakinlerini yağmurdan, güneşten ve sıcaktan koruyor. Şehir boyunca uzanan bu kemerlerin uzunluğuna dair yapılan tahminler ise 48 ila 62 kilometre arasında bir yerde. Şehrin en güzel kemerli geçitlerinden bazıları; Strada Maggiore, Via Zamboni ve Via Altabella'da bulunuyor. Via Marsala'daki Casa Grassi'nin ahşap kemerli geçitleri bence özellikle en etkileyici kemerlerden biri. Konu açılmışken, 2021 yılında Bologna'nın toplamda yaklaşık yedi kilometre uzunluğundaki 12 bölümlü kemerli geçitleri UNESCO Dünya Mirası Alanı ilan edildi. Bologna ayrıca kemerli geçitleriyle ilgili dünyaca ünlü bir rekora da sahip: Porta Saragozza'dan, Santuario della Madonna di San Luca'ya kadar uzanan ve 666 kemerden oluşan dört kilometrelik kemerli geçit dünyanın en uzun kemerli geçidi olarak biliniyor …

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

YEMEK VE İÇECEK YERİ ÖNERİM: 

“Trattoria Caminetto D'Oro “. 1927'den beri hizmet veren bu Restoranın olmazsa olmaz yemeği ise ‘tagliatelle al ragù’. Adres: Via de' Falegnami, 4 / 40121 Bologna…Bologna'nın gece hayatını deneyimlemek ve ayrıca bir Üniversite şehri olan Bologna da öğrencilerle kaynaşmak isteyen genç ve genç kalanlar için Üniversitenin çevresi de çok sayıda restoran ve bara ev sahipliği yapıyor! …

“Bilge”, “Şişman” ve “Kırmızı” 3 Lakaplı Şehir: Bologna

HAVAALANINDAN ŞEHRE ULAŞIM

Havalimanı’ndan şehre ulaşım için en kolay yöntem havalimanı shuttleları olan Aerobus’e binmek. Biletleri otobüse binmeden önce makinelerden alabilir ve hemen valide edebilirsiniz. Şehir merkezi olan Stazione Centrale’ye kadar yolculuk yaklaşık 20-30 dakika kadar sürüyor. Unutmayın! Aerobus biletleri valide edilişten itibaren 75 dakika kadar geçerliliğini koruyor. Şehir merkezinde aktarma yaparken bu süreyi kullanabilirsiniz. Ayrıca, havaalanından şehir merkezine giden 944 nolu otobüs de var. Aerobus’tan da daha uygun fiyatlı bir seçenek olsa da sefer sıklığı daha az. Şehir otobüsü olduğundan doğal olarak daha fazla durakta durduğu  için de yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor. .. Bologna eşli şehir merkezini yürüyerek kolayca keşfedebileceğiniz bir şehir ayrıca otobüsler ile şehrin her yerine de kolayca ulaşabilirsiniz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!