Güncelleme Tarihi:

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kaçır, zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye’deki otomobil sanayisindeki gelişmeleri anlattı. Küresel ekonominin, üretim coğrafyasının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir döneme işaret eden Bakan, stratejik ortaklıkların değerinin arttığını belirtirken, Türkiye ile Almanya arasındaki iş birliğine değindi. Bakan Kaçır, "Türkiye ve Almanya arasındaki güçlü ve tarihsel ortaklık, küresel düzlemdeki bu değişimi, ortak başarılara dönüştürmemiz için bize cesaretlendirici bir zemin ve benzersiz bir fırsat sunuyor." dedi.
Türkiye’de 8 bini aşkın Alman sermayeli şirketin bulunduğunu kaydeden Bakan Kaçır, "Gerçekleştirdikleri üretim, istihdam ve ihracatla Türkiye’ye kazandırdılar, Türkiye’de kazandılar." şeklinde konuştu. Almanya’daki Türk kökenli iş insanlarının kurduğu şirketlerle ise yılda 50 milyar dolar civarında ciro yaptığını ve Alman ekonomisine azımsanmayacak bir katkı sağladığını söyledi. Bakan Kaçır, bugün Türkiye’nin, Çin’den sonra, Orta Avrupa’ya kadar uzanan kuşakta en fazla ülkeye, en fazla çeşit ürünü, rekabetçi şekilde ihraç edebilen ülke konumunda olduğunu da vurguladı.
Türkiye’nin, yıllık 2,2 milyon araç üretim kapasitesi bulunduğunu ifade eden Kaçır, "Geçen yıl 37,2 milyar dolarla ihracatta rekora imza atan Türkiye otomotiv sektörünün bu yılın ilk on ayındaki güçlü performansıyla bu başarı ivmesini istikrarlı bir şekilde sürdürdü. Ticari araç ve otobüs üretiminde Avrupa’da birinci, otomotiv üretiminde dördüncüyüz. Ülkemizin yüz akı otomotiv sanayisinin rekabetçiliğini ileriye taşımak adına küresel trendleri yakından takip ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Almanya’dan birçok üretici ve tedarikçinin Türkiye’yi yakından tanıdığını kaydeden Bakan Kaçır, „Hatta gerçekleştirdikleri yatırımlar ülkemizi adeta ikinci evi haline getirdiğini söyleyebiliriz. Esnek ve ölçeklenebilir üretim kabiliyetimiz ve nitelikli insan kaynağıyla üretim altyapımız; Alman otomotiv firmalarına, yeni nesil mobilite yarışında avantajlı konuma taşıyacak stratejik bir ortaklık zemini sağlıyor. Batarya ve enerji yönetim sistemlerinden güç elektroniği ve şarj altyapısına araç içi yazılım çözümlerinden gelişmiş sürücü destek sistemlerine geniş bir yelpazede, Alman otomotiv sanayisinin, elektrifikasyon, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm hedefleriyle tam uyumlu teknoloji çözümlerini geliştirebilen ve üretebilen bir mobilite ekosistemine sahibiz.” şeklinde konuştu.
Toplantının ikinci bölümünde düzenlenen panelde ise „Otomobil endüstrisinde rollerin nasıl yeniden tanımlanacağı“ konusu ele alındı. Moderatör Ali Aslan’ın yönettiği panele TOGG CEO’su Gürcan Karakaş, Volkswagen eski CEO’su ve Infineon Şirketi Denetleme Kurulu Başkanı Dr. Herbert Diess, Otomotiv Yönetim Merkezi Direktörü Prof. Dr. Stefan Bratzel katıldı.
Geçtiğimiz ay Almanya’da satışa sunulan TOGG otomobil CEO’su Gürcan Karakaş, elektro mobilite alanında yeni ve eski üreticiler arasında bir fark olmadığını kaydetti. Karakaş, bunun herkes tarafından deneyimleneceğini ifade etti.
"Avrupa Otomobil Endüstrisinin Partneri - Türkiye'deki Yan Sanayi" konulu bir başka panelde konuşan TOBB Otomobil Yan Sanayi Komisyonu Başkanı Alper Kanca da, Trump sonrası değerlerin ön planda olmadığı bir dünyanın şekillendiğini ve artık ticaretin başka kuralları bulunduğunu ifade etti. "Asya’dan bir çığ geliyor" diyen Kanca, Asya’dan gelen ve bazen yıkıcı bir şekilde agresif pazar arayısının Türkiye ve Avrupa’yı etkileyeceğini ifade etti. Kanca, yapılan analizlerde Avrupa’nın rekabet gücünü kaybetmeye başladığını ifade ederken, bu bağlamda yeni partnerlere ihtiyaç duyulduğunu kaydetti ve Türkiye’nin, Avrupa’nın rekabetçi gücünü kaybetmesini engelleyebileceğini vurguladı.


