BERLİN/HÜRRİYET Fotoğraflar: Hüseyin İŞLEK
Oluşturulma Tarihi: Şubat 15, 2026 10:16
Berlin'de yaşayan Türk şair, yazar ve çevirmen Gültekin Emre, Türklerin Berlin’deki 300 yıllık köklü tarihini belgelerle anlattı.
Berlin-Brandenburg Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD Berlin), kentin kültürel hafızasına ışık tutan son derece görkemli ve anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. “Türk Edebiyatında Berlin” başlıklı söyleşide; şair, yazar ve çevirmen Gültekin Emre, Türklerin Berlin’deki 300 yıllık az bilinen köklü tarihini ve bu kentin Türk edebiyatındaki silinmez izlerini belgelerle anlattı.
ADD Berlin Başkanı Olcay Başeğmez, katılımcıları selamlarken, “Bu akşamki konuğumuz, 46 yıllık dostum ve Berlin’deki Türk edebiyatına yaklaşık 50 eseriyle devasa bir katkı sunan değerli yazarımız Gültekin Emre. Kendisi, Berlin’deki 300 yıllık Türk tarihini ilk kez kapsamlı bir belge niteliğinde kitaplaştırarak hepimiz için çok kıymetli bir hafıza oluşturmuştur. Bu üretkenliği ve edebiyatımıza kattığı değerlerle kendisiyle gurur duyuyoruz” dedi.
1961 değil, 1701 Yıllardır Berlin’de yaşayan Gültekin Emre, Berlin’deki Türk varlığının sadece 1961 işçi göçüyle sınırlı olduğu algısını yıkan çarpıcı bilgiler paylaştı. Berlin’deki Türk tarihinin resmi olarak 1701’de başladığını hatırlatan Emre, 1764’te ilk Büyükelçi Ahmet Resmi Efendi’nin gelişiyle diplomatik ilişkilerin resmileştiğini belirtti.
Emre; II. Viyana Kuşatması sonrası Berlin’e getirilip sarayda eğitilen iki Türk çocuğundan, Dresden’deki ‘Türk’ isimli tütün fabrikalarına kadar pek çok tarihsel detayı dinleyicilere sundu. Özellikle 1915 yılında Berlin’deki Glienicker Köprüsü’nün ‘Enver Paşa Köprüsü’ olarak anılması ve dönemin Alman gazetelerinde yer alan
haberler, katılımcılar arasında büyük ilgi uyandırdı. Emre, 1957 yılında Cumhurbaşkanı Theodor Heuss’un Ankara ziyaretiyle ilk 150 kişilik işçi grubunun Kiel’e gönderildiğini ve 1961 göçünün kapılarının aslında o gün açıldığını da vurguladı.
Edebiyatın Berlin durakları Gültekin Emre, Türk edebiyatının dev isimlerinin Berlin duraklarını da birer birer anlattı. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un 1915’te yazdığı 795 dizelik Berlin şiirinden, Halide Edip Adıvar’ın romanlarındaki Berlin karakterlerine kadar geniş bir yelpaze sundu. En dikkat çekici anekdotlardan biri ise Sabahattin Ali üzerineydi.
1929 yılında Berlin’e eğitim için gelen usta yazarın, burada bir Alman öğrenciyi Türklere hakaret ettiği gerekçesiyle dövdüğü için geri gönderildiğini, ancak dünya klasikleri arasına giren Kürk Mantolu Madonna’nın ruhunu bu şehirde yeşerttiğini belirtti.
Emre ayrıca;
Atatürk’ün 1917’de Adlon Otel’de konaklaması, Yakup Kadri’nin savaş yıllarındaki Berlin gözlemleri ve Orhan Murat Arıburun’un kentteki son yılları gibi pek çok önemli başlığa da değindi Gültekin Emre, dünya çapındaki ünlü şairimiz Nazım Hikmet’e özel bir parantez açtı. “1977’de tam bir hafta boyunca burada bir Nazım Hikmet Haftası yapıldı. O etkinlik, Berlin’in Türk kültür hayatının en önemli dönüm noktalarından biriydi.
Nazım Hikmet, Berlin için sadece bir anma haftasından ibaret değildir; o, şehre edebi mührünü vurmuş bir şairdir” dedi. Nazım Hikmet’in Berlin’de kaleme aldığı “Berlin Mektubu”, ‘‘Berlin’de Kar’’ ve “Karanlıkta Kar Yağıyor” şiirlerinin onun bu şehre bakışını, gurbeti ve hasreti nasıl harmanladığını simgelediğini de vurguladı.
Emre, Nazım’ın biyografisindeki Berlin kesitlerini anlatırken, “Bu üç şiir sadece edebi birer metin değil, aynı zamanda Berlin’deki Türk edebi varlığının en güçlü tarihsel belgeleridir. Bu eserler şairin gurbetteki yalnızlığını anlatır” dedi.
Berlin’deki Türk aydınlarının yaşadığı binalarda bir anma tabelası bulunmamasını eleştiren Emre, “George Dimitrov’un yaşadığı binada tabelası var, ancak Atatürk’ün kaldığı Adlon Otel’de bir iz bile yok,” dedi. “Bu tarih hepimizindir” görüşünü vurgularken, kültürel hafızaya sahip çıkılması çağrısında da bulundu. Ayrıca tüm arşivini Berlin’de kurulan Türkiye Arşiv Müzesi’ne (TAM) bağışladığını da dile getirdi.