Güncelleme Tarihi:

ÖVP lideri Christian Stocker ve FPÖ lideri Herbert Kickl, zirve toplantısında kritik adımlar atmaya çalıştı. Ancak, taraflar arasındaki derin görüş ayrılıkları anlaşmayı zora soktu. Stocker, toplantı öncesi yaptığı açıklamada, “Sadece bakanlık dağılımı değil, çok temel konular da masada” derken, FPÖ ise bu açıklamalara sessiz kalmayı tercih etti. Görüşmelerde en büyük anlaşmazlık konularından biri, FPÖ’nün sınırlarda göçmenlerin geri çevrilmesi ve sığınma hukukunun acil bir yasayla askıya alınması yönündeki talepleri oldu. Bu radikal öneriler, ÖVP içinde de ciddi endişelere yol açıyor. FPÖ’nün göçmen karşıtı sert tutumu, koalisyonun önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
AB TUTUMU DA RAHATSIZ EDİYOR
FPÖ ve ÖVP arasında, Avrupa Birliği (AB) ve dış politika konularında da ciddi fikir ayrılıkları bulunuyor. FPÖ lideri Herbert Kickl’in AB’ye yönelik aşırı eleştirel tutumu, ÖVP’yi rahatsız ediyor. Kickl’in, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile birlikte AB’nin önemli kararlarını bloke etme girişiminde bulunabileceği endişesi, özellikle Ukrayna’ya yönelik destek konusunda taraflar arasında gerginliği artırdı. Koalisyon görüşmelerinde çözülemeyen bir diğer kritik konu ise İçişleri Bakanlığı’nın hangi partiye verileceği oldu. Hem FPÖ hem de ÖVP, bu önemli bakanlığı kontrol etmek istiyor. Siyasi uzmanlar taraflar arasındaki güven eksikliğinin de görüşmelerin seyrini olumsuz etkilediğine dikkati çekti.
Bu süreçte, sosyal demokrat SPÖ ve liberal Neos partileri, ÖVP ile yeniden koalisyon görüşmelerine açık olduklarını belirtti. Ancak, ocak ayında bu üç partinin oluşturmaya çalıştığı koalisyon girişimi, 100 günün ardından başarısızlıkla sonuçlanmıştı. SPÖ lideri Andreas Babler, FPÖ-ÖVP koalisyonu ihtimaline karşı yeni görüşmelerde ‘kırmızı çizgilerin’ esnetilebileceğini ifade etti.