Güncelleme Tarihi:

Almanya'da Yargıtay, kiralık ev arayan göçmenleri ve göçmen kökenlileri sevindirecek karar verdi. Almanya’da 2006 yılında yürürlüğe giren ve toplumdaki adeta kurumsallaşmış ayrımcılığı önlemek üzere çıkarılan yasada var olan boşluk sebebiyle birçok göçmen, emlakçılar tarafından mağdur bırakılıyor, konuta eşit erişim hakkı (Genel Eşit Muamele Yasası, AGG) çiğneniyor, mevcut yasa ise göçmen müşteriye yaşatılan mağduriyet sorumluluğunu ev sahibiyle sınırlıyordu.
Bu tür ayrımcılık davalarında sorun ve pürüz, isim ya da etnik köken üzerinden yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın kanıtlanma aşamasında çıkıyordu. Potansiyel müşteri tarafından göçmen isimle yapılan başvurular reddediliyor, Schneider ya da Müller gibi sahte bir Alman ismiyle yapılan başvurular ise diğer bilgileri aynı kaldığı halde, davaya konu olan taşınmazın kiralanmasında olumlu cevap alıyordu.
Federal Yüksek Mahkeme, bahsi geçen davada potansiyel müşteri ve davacı Humaira Waseem`in isim değiştirerek online-platformda ve telefonla yaptığı bu deneme başvurularını kanıt olarak inandırıcı bularak ayrımcılığın kesin olduğuna hükmetti.
Bilindiği üzere bundan önceki davalarda ilgili mahkemeler bu denemeleri kanıt olarak kabul etmiyordu. Böylece benzer davalarda bundan sonra ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin bu şekilde kanıt toplamaları davanın sonucunu doğrudan belirleyecek esaslı bir nitelik kazandı. Bu nokta bu haftaki emsal kararın en önemli dönüm noktasıydı.
Kurumlar ve emlakçılar da sorumlu Bu hafta görülen davadaki diğer hükme varılan önemli konu ise emlakçı sorumluluğu oldu. Emlakçı ve aracı kurumlar ev sahibinin müşteri karşısında sadece bir temsilcisi olarak gösterilerek açıkça yapılan ayrımcılıkta sorumluluk dışı bırakılıyordu.
Oysa uzun yıllardır Almanya'da ev kiralama işlemleri çoğunlukla aracı kurumlar ya da emlakçılar üzerinden yapılıyor. Emlakçılar sektörün en önemli aktörü olarak müşteri durumundaki göçmenlere karşı yapılan örtülü ırkçılığa koruyucu kılıf olarak kullanılıyor ve bir tür hukuki boşluktan faydalanılarak sorumluluk dışı tutuluyordu.
Bu ise suçun otomatik olarak ortadan kalkmasına ve suçlunun kamusal alanda görünmez, adeta “fantom suçlu” yaratılmasına sebep oluyordu. Federal Yargıtay'ın (Bundeşgerichtshof) geçtiğimiz perşembe günkü nihai duruşmada verdiği kararla mevcut yasadaki bu hukuki boşluk ortadan kalktı ve yasadaki 20 yıllık boşluk böylece revize edilmiş oldu. Bu değişiklikle artık emlak kiralama sürecinde ayrımcılık yaptığı tesbit edilen emlakçılar ve aracı kurumlar da tazminat ödemek zorunda kalacak. Bu da doğal olarak mağduru yasa karşısında daha güçlü hale getiriyor.
İki göçmen kadından yeni yıl armağanı Mevcut yasadaki bu hukuki boşluğu ilk fark eden Frankfurtlu Avukat Fatma Bostan oldu. Fatma Bostan`ın yaklaşık 4 yıldır resmi takipçisi olduğu ve geçtiğimiz aralık ayında ilk duruşması görülen davada hakim, yoğun medya ilgisi sebebiyle hükmü, bu hafta gerçekleşen ikinci duruşmada açıkladı.
Pakistan asıllı davacı öğretmen Humaira Waseem`in Gross Gerau`da yaşadığı mağduriyet 3000 Euro tazminat kararıyla sonuçlandı. Federal Yüksek Mahkeme (Bundeşgerichtshof), İ ZR 129/25 sayılı davada, davacı Pakistan kökenli Waseem'in etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğradığını tespit etti ve bu gerekçesiyle Genel Eşit Muamele Yasası (AGG) uyarınca tazminat hakkı bulunduğuna hükmetti.
Bu kararla birlikte Mahkeme, emlakçıların da kira süreçlerinde önemli aktör olarak konuta erişimde ayrımcılık yapılmamasına yönelik sorumluluğunu açıkça ortaya koyuyor. Karar, farkındalığı yüksek bir göçmen avukatın çabası ve hakları konusunda inatçı bir göçmen kadın davacının tüm göçmenlere adeta bir yeni yıl hediyesi oldu.
Irkçılığa yer yok Almanya’da Genel Eşit Muamele Yasası (Allgemeine Gleichbehandlungsgesetz) 2006 yılında yürürlüğe girdi.
O tarihten bu yana eyalet (Landsgericht) ve yerel mahkemeler (Amtsgericht) düzeyinde bazı kararlar verildi. Ancak kira hukuku alanında ayrımcılığa ilişkin olarak Federal Adalet Divanı’na (BGH) taşınan ilk dava bu oldu. Federal Yargıtay'ın aldığı bu karar, aynı zamanda emsal karar niteliğinde.
Perşembe günü alınan kararın üç önemli sonucu ise şöyle:
- Karar, emlak piyasasında ayrımcılığa karşı emsal oluşturdu
- Emlakçı ve aracı kurumları da tazminat ödemeye yükümlü kıldı
-Yapılan ayrımcılığa kanıt bulma konusunda mağdurun yasa karşısında elini güçlendirdi.