Almanya’nın Hanau şehrinde altı yıl önce yaşanan ırkçı katliamının yıldönümü ağırlıkla gençlerin katıldığı eylemler sayesinde kitlesel eylemlerle geçti. Hanau’da şehir yönetimi, 19 Şubat 2020 tarihinde Hanau’lu bir sağcı terörist tarafından gerçekleştirilen, bir bölümü Hanau doğumlu dokuz gencin öldürüldüğü, beş kişinin de ağır yaralandığı saldırının yıldönümünde, daha önceki yıllarda olduğu gibi merkezi anma töreni yapmamaya karar vermişti.
Yetkililer, Hanau’da saldırıların yaşandığı yerlere, burada ve komşu kentler Dietzenbach ile Offenbach’ta toprağa verilen kurbanların mezarlarına çelenk koyarak bu yılki anma görevlerini yerine getirirken, hem bu şehirde, hem de Almanya’nın birçok yerinde, her birine yüzlerce kişinin katıldığı anma ve uyarı eylemleri gerçekleştirildi.
Hanau’da katliamın ardından kurulan “19 Şubat İnsiyatifi”nin ilk saldırının yaşandığı yerdeki halka açık lokalindeki anmaya ise hem bu olayda öldürülenlerin yakınları, hem de Solingen, Münih gibi kentlerdeki ırkçı katliamlarda yaşamını yitirenlerin yakınları bir araya geldiler.
EN KAPSAMLI ANMA İKİ GÜN SONRAHanau’da, katliamın ardından kitlesel protesto ve anma eylemlerinin, cenaze törenlerinin ana merkezi haline gelen Marktplatz’da (Pazaryeri) eylem ise kentteki gençlik örgütlerinin, işçi sendikalarının gençlik kollarının da desteğiyle olayın yıldönümünden iki gün sonra düzenlediği eylem ve yürüyüş, bu yılki anma etkinliklerin en kapsamlısıydı.
Sadece buradaki katliamın değil, Almanya’daki diğer sağ terör saldırılarının kurbanlarının anıldığı eylemde aradan altı yıl geçmesine rağmen Hanau’daki saldırının aydınlatılmamış yanları olduğu için halen adaletin sağlanmamış olduğu eleştirisi tekrar tekrar dile getirildi.
Almanya’da son 30-40 yıl içinde sağ terör ve şiddet eylemleri sonucu 200’ün üzerinde kişinin yaşamının yitirildiği, bazıları “bireysel eylem” olarak kabul edilen bu olayların birçoğunun da halen tam olarak aydınlatılmadığına dikkat çekildi.
Katliamda oğlu Sedat’ı yitiren acılı anne Emiş Gürbüz ile kardeşi Gökhan’ı yitiren Çetin Gültekin’in yanı sıra, yine katliamda yaşamını yitiren Ferhat Unvar’ın adını taşıyan Eğitim Girişimi’nin, Hanau’lu öğrenci ve sendikal gençliğin temsilcileri konuşmalarında kurbanların anılarını yaşatmak için kararlılıklarını, ailelerin ve saldırının ardından kurulan girişimlerin olayın aydınlatılması çağrısını tekrarladılar. Hatalı davranarak ya da görevini ve yetkilerini ihlal ederek saldırı öncesinde, saldırı sırasında ve sonrasında çok ağır ihmallere neden olan şehir yönetimi ve polisin sorumluluklarının ortaya çıkarılıp, sorumlulardan hesap sorulmasını, kurbanları anmayı, bu katliamın unutulmamasını sağlamayı ve toplumu uyarmayı hedefleyen merkezi bir anıtın artık yapılmasını talep ettiler.
10’NCU KURBAN İBRAHİM AKKUŞEylemde altı yıl önceki saldırı sırasında sekiz kurşun yarası alarak ağır yaralanan ve kısa bir süre önce yaşamını yitiren İbrahim Akkuş (70) da katliamın 10’ncu kurbanı olarak anıldı. Defalarca ağır ameliyatlar geçirdikten sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olan, yaşamını eşi ve kızının desteğiyle sürdürebilen Akkuş aldığı yaraların yıllardır süren ağır sonuçları nedeniyle 10 Ocak 2026 tarihinde yaşamını yitirmişti. Altı yıl önceki olayda, kentin iki yerinde Sedat Gürbüz (30, komşu şehir Langen doğumlu), Kaloyan Velkow (33, Bulgaristan kökenli), Fatih Saraçoğlu (34, Çorum İskilip doğumlu), Vili Viorel Paun (23, Romanya kökenli), Ferhat Unvar (23, Hanau doğumlu), Mercedes Kierpacz (35 – Polonya kökenli, komşu şehir Offenbach doğumlu), Gökhan Gültekin (37, Hanau doğumlu), Hamza Kurtoviç (22, Bosna kökenli, Hanau doğumlu), Said Nesar Hashemi’yi (21, Afganistan kökenli, Hanau doğumlu) yasal olarak edindiği ruhsatlı tabancalarıyla yakından ateş ederek öldüren sağcı terörist, aşırı sağ ve ırkçı düşünceleriyle, yine sağ komplo teorilerini içeren bir bildiriyi internetten yayınlayarak, bu eylemini gerekçelendirmiş ve günler öncesinden ilan etmişti. Olay gecesi ikinci saldırıyı gerçekleştirdiği yerin birkaç yüz metre yakınındaki evi polis tarafından kuşatılan ve katilin yatalak hasta olan annesini de öldürdükten sonra intihar ettiği açıklanmıştı.
Ağır psikolojik sorunları olan katilin eyleminin "bireysel şiddet" olarak gösterme girişimleri, büyük tepkilerle karşılaşmış, dönemin Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Başbakan Merkel gibi üst düzey yöneticilerin de olayı açıkça "ırkçı terör" olarak tanımlamasıyla bu tartışma sona ermişti.
Olayda evlatlarını yitiren ailelerin ve “19 Şubat İnstiyatifi“ gibi sivil toplum girişimlerinin, olaydan önce ya da olay sırasında yeterli ve etkin önlemler alınmadığı, yaşanan görev ihmallerinin ve hataların tam olarak aydınlatılmadığı yolundaki eleştirileri halen devam ediyor. Kurbanlardan Hamza Kurtoviç’in babası, olayda yetkililerin ağır kusuru ve ihmali olduğuna dair suç duyularının yerel mahkemelerce kabul edilmemesi üzerine son olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Yıllardır hukuk mücadelesini sürdüren Armin Kurtoviç, davayı gerektiğinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşıyamaya kararlı.
Öte yandan sonunda kent merkezinde katliamı unutturmamayı, kurbanları anmayı ve toplumu uyarmayı hedefleyen bir anıtın yeri konusundaki tartışma da geçtiğimiz yıl ailelerin çoğunluğu ikna edilerek (iki aile halen itiraz ediyor) sonuçlandırıldı. Buna göre anıt iki saldırının yaşandığı yerlerin ortasına denk gelen “Kanaltorplatz“a, burada kurulacak “Demokrasi ve Çeşitlilik Evi“ (Haus für Demokratie und Vielfalt) önüne dikilecek, meydanın adı da “19 Şubat Meydanı“ (Platz des 19. Februar) olacak. Aileler başından beri bu anıtın Hanau’nun simgesi olan “Grimm Kardeşler Anıtı”nın da bulunduğu ve şimdiye kadarki anma eylemleri ve törenlerinin gerçekleştirildiği tarihi meydan “Marktplatz”da (Pazar Yeri) yer alması gerektiğini savunuyorlardı.
“DAYANIŞMA BİZE GÜÇ VERİYOR”Kardeşi Gökhan’ın yaşam öyküsünü anlattığı bir kitap yazan ("Geboren, aufgewachsen und ermordet in Deutschland" / Almanya'da doğduk, büyüdük ve öldürüldük / Kardeşim Gökhan Gültekin’in kısa yaşamı ve Hanau Saldırısı) Çetin Gültekin, Hanau’daki ama eylemindeki konuşmasında hem Almanya’da, hem de başka ülkelerde bu kitabın tanıtımı için geniş katılımlı çok sayıda okuma etkinliklerine dikkat çekerek, bu durumun kendilerine güç verdiğine işaret ederken, diğer yandan da faşizm tehlikesinin her zamandan daha büyüdüğüne dikkat çekti.
Amerika’da, özellikle de Minneapolis’te halkın özel polis örgütü ICE’ye karşı direnişinin Almanya’da aşırı sağa karşı mücadeleye örnek olabileceğini savunan Gültekin, AfD’nin 4 Temmuz’da Erfurt’taki kurultayına karşı, daha önce Giessen’deki gençlik örgütüne karşı yürütülen protesto eylemlerinde olduğu gibi aktif katılım çağrısında bulundu.
Katliamda oğlunu yitiren Emiş Gürbüz de konuşmasında anma eylemine katılan gençlere teşekkür etti ve “Sizlerle çok gurur duyuyorum!” dedi. Altı yıldır gerçekleştirilen anma ve protesto etkinliklerinin sembol kişiliklerinden bir olan ve her fırsatta şehir yöneticilerine, polise ve diğer yetkililere yönelik eleştirilerini açıkça dile getirmeyi sürdürmekten geri adım atmayan Emiş Gürbüz, Almanya’daki aşırı sağ tehlikeye dikkat çekerek, “Almanya kararlı bir biçimde ırkçılığa karşı durmalı” dedi.
Gültekin ve Gürbüz’den sonra Oldenburg’da 21 yaşındaki Lorenz A.’nın polis tarafından vurulması olayının ardından kurulan vatandaş girişimi “Lorenz için Adalet”in temsilcisi söz alarak, halen resmen tam olarak aydınlatılmamış olan bu olayın da ırkçılıktan kaynaklandığını ileri sürdü. Kasım 2025’te yaşanan ve Lorenz A.’nın beş kurşunla öldürüldüğü olayın ardından binlerce kişinin katıldığı protesto ve anma eylemleri düzenlenmişti. Anma eyleminde söz olan öğrenci ve sendikal gençliğin temsilcileri de nefretin egemen olmadığı bir gelecek için mücadeleye kararlı olduklarını vurguladılar. Kent meydanındaki açık hava toplantısına katılan yüzlerce kişi daha daha katliamın ikinci bölümüne sahne olan ve kurbanlardan altısının yaşamını yitirdiği Kesselstadt mahallesine yürüyüp, anma eylemini sonlandırdılar.