Güncelleme Tarihi:

Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde farklı alanlarda faaliyet gösteren kurumlar ve bireyler tarafından oluşturulan Aşağı Saksonya Demokratlar Platformu (DP-Nds.), 23 Şubat’taki federal seçimler kapsamında düzenleyeceği etkinliklerden biri olan paneli gerçekleştirdi. Panele Hannover Alevi Toplumu, Atatürkçü Düşünce Derneği (AS), Doğu Akdeniz Aleviler Birliği, Aşağı Saksonya Türk Veliler Birliği, Güneş Derneği, UMUT Derneği ve bazı bireysel katılımcılar destek verdi. HAT konferans salonunda yaklaşık 300 kişinin katılımıyla gerçekleşen panelde, SPD’den Adis Ahmedovic, CDU’dan Michaela Menschel, Yeşiller’den Timon Dizienus, Sol Parti’den Cem İnce ve FDP’den Robert Rheinhardt Klein panelist olarak yer aldı.

‘SEÇMENLER SİZİ NEDEN SEÇSİN’
Moderatörlüğünü Av. Taylan Orak’ın yaptığı panel, platformun dönem sözcüsü Murat Yaşık’ın selamlama konuşmasıyla başladı. Daha sonra moderatör Orak, panelistleri kısaca tanıttı ve ilk turda tüm panelistlere şu soruları yöneltti:
* Seçmenler sizi neden seçsinler?
* AfD ile iş birliğine ilişkin tutumunuz nedir?
* AfD’nin yükselmesini nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz?
‘HİÇBİR ZAMAN ÖNERİLERİNİ KABUL ETMEYECEĞİZ’
FDP temsilcisi Robert Rheinhardt Klein, AfD ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Biz FDP olarak hiçbir zaman AfD’nin önerilerini kabul etmeyecek ve adaylarına oy vermeyeceğiz. AfD’yi aşırı sağcı bir parti olarak görüyor ve ideolojisiyle özdeşleşmiyoruz. Ancak, her AfD seçmeni de aşırı sağcı değildir. Bu konunun siyaseten ele alınması gerektiğine inanıyorum. Almanya’nın göçe ihtiyacı var ancak bu denli yoğun göç almaması gerektiğini düşünüyorum. Ülke, ekonomik durgunluktan kurtulmalı. Eğer göç ve ekonomi alanında doğru politikalar uygulanırsa, AfD’nin yükselişi de önlenebilir.”
‘PARTİMİZ MERKEZDE DEMOKRAT BİR PARTİ’
CDU temsilcisi Michaela Menschel, partisinin demokratik çizgide olduğunu vurgulayarak şu açıklamalarda bulundu: “Partimiz, merkezde yer alan demokrat bir partidir. Ancak bize yöneltilen ‘CDU sağa kayıyor’ suçlamalarını asla kabul etmiyorum. Mecliste sunduğumuz bir öneriye AfD’nin de destek vermesi, bizim tercih ettiğimiz bir durum değildi. SPD’nin ise bu öneriyi neden desteklemediğini anlamış değilim. Şu an ekonominin durumu hiç iç açıcı değil ve bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Partimiz, ekonomiyi yeniden canlandırabilecek güce sahiptir.”

‘GÖÇMENLERİN AfD’Yİ DESTEKLEMESİ DÜŞÜNÜLEMEZ’
SPD temsilcisi Adis Ahmetoviç, Federal Meclis’teki görev sürecine ve göç politikalarına dair şunları söyledi: “Üç buçuk yıldır Federal Meclis’te görev yapıyorum. Bir önceki seçim sürecinde verdiğim sözlerin hemen hepsini yerine getirdiğimin en yakın tanığı sizlersiniz. Bir Boşnak mültecinin çocuğu olarak, vatandaşlık yasasının çıkarılmasını son derece önemli buluyorum. Göç ve güvenlik sorunlarının aynı cümlede kullanılmasını doğru bulmuyorum. Güvenlikten bahsedilecekse, asıl üzerinde durulması gereken konu emekli maaşlarının yetersizliğidir. Kim 70 yaşına kadar çalışabilir? ABD, Çin ve Rusya ile olan dış politika ilişkileri Almanya’yı ekonomik açıdan tehdit ediyor. Ancak aklıselim herkes göçün Almanya için ne kadar önemli olduğunu biliyor.”
‘KRİZLER FIRSATA DÖNÜŞEBİLİR’
SPD temsilcisi Adis Ahmetoviç, mevcut krizin bir fırsata çevrilebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Almanya’da eğitime daha fazla bütçe ayırmalıyız. Çocukların ve gençlerin emekleri takdir edilmeli, nitelikli iş gücünü ülkemizde istihdam etmeliyiz. Her türlü gelişme, özgürlüklerin olduğu dönemlerde gerçekleşir. Ekonomi de ancak demokratik yönetimlerde büyüyebilir. Aşırı sağcılarla iş birliği yaparak kalkınmayı sağlayamayız. Almanya’daki demokratlar olarak biz daha iyiyiz, daha fazlayız ve bir aradayız. AfD ile hiçbir şekilde ilişki içinde olmadık ve olmayacağız. Hatta AfD tamamen yasaklanmalıdır.”
CDU, AfD İŞ BİRLİĞİ TARİHİ KIRILMADIR
Sol Parti temsilcisi Cem İnce, göç politikaları ve aşırı sağın yükselişiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Ben de Türkiye’den Almanya’ya göç eden bir ailenin çocuğuyum. Friedrich Merz’in Federal Parlamento’da daha sıkı bir göç politikası önerisi ve CDU ile AfD arasındaki anlaşma, parlamentodaki sağ çoğunluğun bir sonucudur. Bu, Almanya’da uzun süredir var olan bir tabunun yıkılması anlamına geliyor. AfD’nin yükselişini durdurmanın yolu, seçmenlerin sandığa giderek aşırı sağ partilere ve onlarla iş birliği yapabilecek partilere oy vermemesidir. Eğer parlamentoda aşırı sağ ve genel olarak sağ hakimiyetini artırırsa, Almanya’da benzeri görülmemiş yasalar çıkabilir. Ayrıca Almanya, savaşı körükleyecek silahları dışarıya satmamalıdır.”
‘BULUNDUĞUMUZ DURUM İĞRENÇ’
Yeşiller Partisi temsilcisi Timon Dizienus, 23 Şubat 2025 seçimlerinin yalnızca yönlendirici değil, aynı zamanda belirleyici bir seçim olacağını vurgulayarak şu açıklamalarda bulundu: “Yeşiller, demokrasi düşmanlarıyla asla iş birliği yapmayacaktır ve buna asla razı olmayacağız. Bunun birçok ülkede örneği var. Macaristan gibi ülkelerde yaşananlar, uzun vadede bu tür iş birliklerinin sadece sağ partilerin zaferine yol açtığını gösteriyor. Bundan ders çıkarmalıyız.” Almanya’nın sorunu göç değil, ırkçılıktır. Göçü bir sorun olarak ele almak yerine, uyum ve katılımcılık konularına odaklanmalıyız. Sosyal adaletin ön planda tutulması gerekiyor. Kira bedelleri ve yaşam maliyetleri karşılanabilir hale getirilmelidir. İçinde bulunduğumuz genel durum gerçekten iğrençtir. Çözülmesi gereken çok fazla sorunumuz var. Bu nedenle sandığa giderek sağa karşı oy kullanmalıyız.”