Almanya Türk Toplumu 30 yaşında

Güncelleme Tarihi:

Almanya Türk Toplumu 30 yaşında
Oluşturulma Tarihi: Aralık 06, 2025 17:01

Almanya Türk Toplumu (Türkische Gemeinde in Deutschland – TGD), kuruluşunun 30. yılını Berlin’de düzenlenen geniş katılımlı bir programla kutladı.

Haberin Devamı

Robert Bosch Vakfı’nın Berlin temsilciliğinde gerçekleşen etkinliğe TGD eyalet temsilcileri, sivil toplum, akademi ve kültür dünyasından çok sayıda davetli katıldı.

Program, Alman sanatçı Petra Nachtmanova’nın saz dinletisi eşliğinde başladı. Sunuculuğunu Özge Uslu ve Doğuş Albayrak’ın üstlendiği gecenin açılış konuşmalarını Robert Bosch Vakfı adına Dr. Gordian Haas gerçekleştirdi. Ardından TGD Eş Başkanları Aslıhan Yeşilkaya-Yurtbay ve Gökay Sofuoğlu, Almanya’daki Türk toplumunun 30 yıllık örgütlü mücadelesine vurgu yaparak göç, katılım ve eşitlik alanındaki çalışmalara devam edeceklerini belirtti.

Etkinliğe ayrıca Hamburg’da 1987 yılında öldürülen Ramazan Avcı’nın eşi Gülistan Avcı tarafından gönderilen bir video mesajı da gösterildi. Resmi açılışın ardından Federal Eğitim, Aile, Yaşlılar, Kadın ve Gençlik Bakanlığı’nı temsilen Devlet Sekreteri Ingo Behnel söz aldı. Behnel, Türk toplumunun Almanya’nın toplumsal zenginliğine katkısına dikkat çekti.

Haberin Devamı

Gecenin ana konuşmasını yapan Prof. Dr. Dr. Michel Friedman, 'Demokratik birlikteliğin anahtarı olarak katılım” başlıklı sunumunda demokratik toplumlarda katılımın önemine değinerek göçmen kökenli toplulukların karar alma süreçlerindeki görünürlüğünün artırılması gerektiğini ifade etti. Friedmann, "Demokrasi, ‘saygı’ ve ‘kendi karar verebilme hakkı’na birlikte sahip olabilmek için çerçeveyi belirler. Demokraside yaşayan insanlar, bir kişinin, başka bir kişi hakkında insan olup olmadığı yönünde karar vermemesi için hep birlikte birbirlerine söz verdiler" seklinde konustu. 

Michel Friedman, göçmen kökenlilerden sürekli olarak şükran duymalarının beklendiğine dikkat çekerken, "Bir müsteşar buraya geldi diye ona teşekkür etmenize gerek yok. Tabii ki gelmeli, bu onun işinin bir parçası. Yaptığınız başarılı bir iş nedeniyle teşekkür etmek zorunda değilsiniz. Uyum politikalarında sürekli olarak, teşekkür etmeleri gündeme gelir. Bizden, burada olabildiğimiz için şükran duymamız beklenir. Belki toplumun da bizim toplumun bir parçası olduğumuz için teşekkür etmesi gerekmez mi?" ifadelerini kullandı.

Haberin Devamı

"Biz' ve  "siz' gibi ayrıştırıcı kavramların artık kullanılmaması gerektiğini kaydeden Friedmann,  "Torunlar hala göçmen kökenli olarak tanımlanmamalı. Bunun için daha kaç nesil gerekir? Üçüncü nesilde göçmen kökenli olarak tanımlanmaması için ne kadar uyum başarısı göstermesi gerekir? Bu arada ben de Fransa’dan geliyorum. Almanya’ya geldiğimde devletsiz bir sığınmacı çocuğuydum. Benim çocuklarım göçmen kökenli çocuklar olarak adlandırılmadı. Eğer Joe da New York’tan Almanya’ya gelecek olursa, Joe ve çocukları da ‘New York’tan gelen Joe ve onun göçmen kökenli çocukları’ olarak tanımlanmayacak. Üçüncü nesilden insanlar, örneğin Türkiye’den gelenler bu şekilde adlandırılıyor. Veya başka Arap ülkelerinden gelenler. Özellikle de Müslümanlar" şeklinde konuştu.

Haberin Devamı

Almanya’daki uyum tartışmalarına da değinen Friedmann, şunları söyledi: "Uyum nedir? Uyumun değerleri ve ölçüsü nedir? Hepimiz için geçerli olan uyum, ister Türkiye’den ister Ukrayna’dan ya da başka bir yerden gelmiş olsun, Anayasa’dır. Anayasa uyum için bizden beklenendir. Ne azı ne de çoğu."

Friedman, konuşmasında aşırı sağ terörün ve ırkçılığın bu ülkede uzun süre görülmek istenmediğine dikkat cekti ve aşırı sağcı tarafından öldürülen CDU’lu Walter Lübcke’nin bu ülkede savaş sonrası aşırı sağ tarafından öldürülen ilk siyasi cinayet kurbanı olduğunu söyledi. Bu nedenle CDU Genel Merkezi önüne konulan anıtı desteklediğini belirten Friedman, "O dönemi çok iyi hatırlıyorum, birçok insanı endişelendirmişti. Ancak ondan önce de birçok insan öldürüldü ve birçok Türk kökenli insan aşırı sağcılar ve aşırı sağcı teröristler tarafından öldürüldü. Ve devletin bazı temsilcileri de bunun arkasında aşırı sağcı olduğunu inkar etti. Bazı olaylarda, ‚kendi aralarında bir şeyler yapmışlardır‘ denildi. Bugün de ırkçılık, bu ülkenin yapısal bir gerçekliğidir" seklinde konustu. 

Haberin Devamı

Program, hikâye anlatıcısı Dr. Neslihan Arol’un 'Bir Meddah Yolculuğu” performansıyla devam etti.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!