GeriAvrupa ‘Adı Hatice olunca işe alınması çok zor’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Adı Hatice olunca işe alınması çok zor’

‘Adı Hatice olunca işe alınması çok zor’
Abone Olgoogle-news

Almanya’da ayrımcılıkla mücadele dairesi ilk Berlin’de kuruldu. Berlin Eyalet Adalet Senatörlüğü Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi. Dairenin başkanlığını ise kuruluşundan bu yana Eren Ünsal yürütüyor. Ünsal, hem Berlin hem de Almanya genelinde yaşanan ayrımcılıkları, ayrımcılıkla mücadeledeki eksiklikleri, kendisinin nasıl ayrımcılığa uğradığını ve ‘kabul edilmesi mümkün olmayan’ ayrımcılıkla mücadelede neler yapılması gerektiğini Hürriyet’e anlattı:

“HER birey mutlaka hayatında bir kereye ayrımcılığa uğramıştır. Ayrımcılık kabul edilemez. Yapısal ayrımcılık var, bir de günlük yaşamda maruz kalınan ayrımcılık var. Her yaşta, her insanda, her gün ayrımcılık bir başka şekilde kendisini gösterebiliyor. Ayrımcılık hakaretle başlayıp fiziksel şiddete kadar varabiliyor. Bazen bir yasa da ayrımcılığa yol açabiliyor. Yürürlükteki bir yasa bir gruba mensup insanların işe alınmasını engelleyebiliyor. Örneğin konut, çalışma hayatı, eğitim ve eğlence kulüpleri, sık sık ayrımcılık yaşanan alanlardan bazıları. Yaşından, teninin renginden, inancından, giyiminden, sağlık durumundan ve cinsel tercihinden dolayı insanlar ayrımcılığa uğruyor. Göçmen isimli insanlar konut alanında ciddi ayrımcılığa uğruyor. İsminden dolayı bırakın evi kiralamayı, evi görmeye bile çağırmıyorlar. Adı Frank olan biri ev kiralayabilirken, Mehmet olan biri isminden dolayı evi kiralayamıyor. Türkiye kökenliler konut alanında ciddi ayrımcılıkla karşı karşıya. İstihdamda da aynı şekilde. Başörtülü Müslüman bir kadın olan Hatice’nin işe alınma şansı diğerlerine göre çok az. En yoğun ayrımcılığa uğrayanların arasında başörtülü Müslüman kadınlar da bulunuyor.”

‘Adı Hatice olunca işe alınması çok zor’

‘KIZLAR İÇERİYE, ERKEKLER DIŞARIYA’
“Göçmen kökenli gençler eğlence kulüplerine alınmıyor. Özellikle genç erkekler burada çok mağdur. Aynı eğlence kulüplerine veya diskoteklere göçmen kökenli kızlar alınırken, erkekler, kökeninden veya teninin renginden dolayı kapıdan çevriliyor. Bu konuda bize çok başvuru var. Benim yakınlarımın da başına gelen bir hadise. Yapılan son bir araştırmada beni şaşırtan bir sonuç da uzun süreden beri işsiz olanlara yönelik yapılan ayrımcılık. Uzun süre işsiz olan Almanlar da ayrımcılık kurbanı olabiliyor. Ayrımcılığın kurbanı sadece göçmenler değil. Ayrımcılığa uğramak için göçmen veya teninizin siyah olması gerekmiyor. Engelliler de ayrımcılık kurbanı. Özellikle istihdam alanında en çok ayrımcılığa uğrayan grup, engelliler. Ayrımcılık her alanda her insanın kurban olduğu bir konu. Çok çocuklu olmak da ayrımcılık kurbanı yapıyor.”

 ‘ALMANYA GENELİNDE MÜCADELE EKSİK’
“Almanya, ayrımcılıkla mücadelede yapısal önlemler açısından AB üyesi birçok ülkeye göre geride. Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi ilk Berlin’de kuruldu. Şimdi birkaç eyalette daha var. Son yıllarda eyaletler bazında toplantılar da yapıyoruz. Ancak birçok eyalette bu konuyla ilgili bütçeler çok düşük. Sadece bir görevli var. Ayrımcılıkla mücadele konusunda yetersiz de olsa son yıllarda önemli gelişmeler de oluyor. Berlin’de bizim de katkımızla hazırlanan yeni bir yasa tasarısı Federal Meclis’te bekliyor. Senato’dan geçti. İktidar partileri yasanın çıkmasını çok istiyor. Bu yasa çıkarsa, yapısal alanda önemli bir adım atılmış olacak. Ayrımcılık kurbanlarına destek vermek ve yol göstermek amacıyla 16 danışma merkezi var. Buralarda farklı dillerde bilgi veriliyor. Ayrımcılığa uğrayanlar mutlaka başvursunlar. Mücadelenin en etkili yollarından biri, yaşanan olumsuzlukları kayıt altına almak. Özellikle Türkiye kökenliler uğradıkları ayrımcılığı genelde bildirmiyor. Türkiye kökenliler arasında resmi makamlara başvuranların oranı düşük. İnsanların hemen mahkemeye gitmesine gerek yok. Başvuru yapsınlar, biz onlara yardımcı oluyoruz.”

‘Adı Hatice olunca işe alınması çok zor’

‘GÖÇMENLER GÖRÜNÜR DEĞİL’
“Kamusal alanda son yıllarda göçmen kökenlilerin sayısı arttı. Bu önemli bir gelişme ancak yetmez. Poliste veya çalışma ajanslarının alt kademelerinde göçmenler istihdam ediliyor. Ancak görünür pozisyonlarda ya da karar mekanizmalarında sayıları az. Kadınların yönetimde yer almadığına ilişkin tartışmalar sürüyor. Aynı sorun göçmenler açısından da geçerli. Daha fazla göçmenin üst düzey pozisyonlarda görev alması gerekiyor. Neden göçmenler yok? Olması gerekiyor. Politikada göçmen kökenlilerin oranı da sayısı da yüksek. Ama bunun bürokrasiye de yansıması lazım.”

‘BENİ İŞE ALMADILAR’
“Ben de ailem de ayrımcılığa uğradık. 1990’lı yıllarda Berlin’de konut sorunu yaşanıyordu. Bugünkü gibi çok fazla konut yoktu. Babam ev satın almaya karar verdi. Satıcıyla buluştuk. Ben de yanlarındaydım. Parasını verip satın alacak. Alman olan satıcı babama ‘Ben size ev satmam. Evimi yabancıya satmıyorum’ dedi. Ben bunu yaşadım. Üniversiteyi bitirmiş ve Berlin’de çok aktif olan ve yararlı işler yapan Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) yönetim kurulu üyesiydim. Bir kuruluş, kadınlar projesinde çalışacak göçmen kökenli birini arıyorlardı. Aradıkları tüm koşullara sahiptim. İşe başvurdum. Kesin alınacağımı sanıyordum. Bana ret cevabı geldi. TBB yöneticisi olarak eleman arayan o kurum yöneticileriyle o günlerde bir görüşmemiz vardı. Görüşme bittikten sonra onlara aradıkları elemanı bulup bulmadıklarını sordum. Kurumun yöneticisi bir Alman’ı işe aldıklarını söyledi. Ben de ‘Ama siz göçmen kökenli arıyordunuz’ dedim. Bana cevabı, ‘Çok istiyorduk ama maalesef bize hiç göçmen kökenli biri başvurmadı’ cevabını verdi. Bu tür olaylar hâlâ da oluyor.”

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle